Tayyip Erdoğan olayında bir kez daha görüldü ki; Türkiye'de siyaset yapabilmek için milletle barışık olmak yetmiyor, devletle kavga etmemek, güç sınamasına girmemek gerekiyor...
Aylar önce Erdoğan'ın bir yakını ile sohbet ederken bu gerçeğin altını çizmiş ve eklemiştim:
"Devletle barıştınız mı?"
Ve ne yazık ki "Devlet bizle barışsın" yanıtını işitmiştim...
Görülen o ki; Tayyip Erdoğan barışmak istese de, bunun için çaba sarfetse de devlet onunla barışmadı, barışmak da istemiyor...
Tayyip Erdoğan'ın üzerinin çizilmesinde, "Sen siyasetle ancak hobi olarak ilgilenebilirsin" denilmesinde sadece okuduğu 4 mısralık şiir mi etken oldu?
Bütün suç o şiirde mi?
Yoksa "Ben kimsesizlerin kimiyim" demesinde mi?
Tabii ki hayır!
Asıl suç; Beyazıt Meydanı'nda yeşil sancak açanlarda, Fatih Çarşamba'yı Arabistan yapanlarda, Merve Kavakçı'yı Meclis'e sokanlarda, sonunda da devleti reflekslerini kullanıp tanklarla balans ayarı yapmak zorunda bırakanlarda...
Peki; bundan sonra ne olacak?
Tayyip Erdoğan kendisinin önündeki engellerin kaldırılmayacağını iyice anladığı için belki meydanlara çıkıp güç denemesi yoluna başvuracak...
Ama bunun da işe yaramayacağını anlayacak...
Rakı ile su aynı mı?
Uçak bileti ile belediye otobüsü biletinden aynı oranda KDV alınan bir ülkede vergi adaletinden söz edilebilinir mi? Veya rakı ile çeşmeden akan sudan, ilaçla lüks arabadan aynı oranda KDV alınırsa Maliye'ye güvenilir mi?
Tabii ki hayır!
Ama bu çarpıklık, yanlışlık yıllardır sürüyor... Maliye bir günde yüz milyarlarca lirayı cebine indiren kayıt dışı ekonominin ağalarına, rantiyenin cebine attığı paralara vergi koymuyor, vatandaşın çeşmeden akan suyuna yüzde 18 KDV uyguluyor...
Ayıptır!
Beyzadeler Dedikodulu Meyhane'ye gidecekler... Sabaha kadar rakı, viski içecekler... Hızları kesilmezse masaları devirip, garsonları sıraya dizecekler... Sonra da sürünen milyonların ısınmak için kömüre ödediği orandaki KDV'yi rakı ve viski için ödeyecekler...
Yağma yok!
Bu milleti yıllarca üzerinde "Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır" yazılı pankartlarla uyardınız... Vergi vermenin bir vatandaşlık borcu olduğunu anlattınız... Ama elini verenin de kolunu aldınız...
Ve en önemlisi; KDV'de bile viski ile içme suyunu aynı kefeye koyup vicdansızlığınızı kanıtladınız...
Düzeltin bu yanlışı beyler!
Millet uyandı!
Küsmek olmaz!
Kemal Derviş'in her fırsatta "Çekip giderim" tehdidinde bulunması, "Benimle iyi geçinmezseniz IMF'den tek kuruş alamazsınız" noktasında durması artık kabak tadı vermeye başladı...
Özellikle hükümetin MHP kanadı ile kendini hasım olarak gören ve gösteren, istemediği bakanı değiştirme gücünü sergileyen Derviş bilmeli ki artık arkasındaki kamuoyu desteği de eskisi kadar değil...
Hükümette kararlar tabii ki tartışılarak alınacak... Birinin doğru olduğunu savunduğu bir karara bir başkası karşı çıkacak... Bu, her özgür ve demokrasi ile yönetilen ülkede böyle... Böyle olmak zorunda... Bunu en iyi Kemal Derviş bilmeli ve artık eleştirildiği zaman "Küsüp giderim" dememeli...
Ekonomiyi yönetmek sadece rakamlara bakmak, para musluklarını açıp kapatmak, sizden birşeyler isteyenlere "Veremem" diye hava atmak değil... Ekonomi biliminin insanın mutluluğu için var olduğunu, bunu amaçladığını anlamak ve kavramak...
Bence Kemal Derviş artık oyunu kurallarına göre oynamalı... "Küçük dağları ben yarattım... Ben ne dersem o olur" havasını bırakmalı...
Kırmızı kart
Tiyatro sahnesini yatak odasına çeviren ve bunun adına da sanat diyen Genco Erkal ile Şebnem Özinal'a
Fıkra
Sağlı sollu işkence!
Çin'de yapılan bir uygulama varmış. Evli olmadığı halde bir kızla yatan kişi işkenceye maruz bırakılırmış.
Adamın biri Çin'de bir otele gitmiş. Bir gecelik oda istemiş. Rezervasyon yapan kızın çok güzel olduğunu görünce dayanamamış ve odasına çağırıp birlikte olmuş.
Sabah uyanınca karşı duvarda bir yazı görmüş:
- Evli olmadığınız halde bir kızla yattınız. Çin işkencesine maruz bırakıldınız.
Çin İşkencesi1 : Sağ testisinize bağlı bir ipin diğer ucuna bağlı tuğla camdan dışarı atıldı.
Adam can havliyle kendisini pencereden atmış. Tuğlayı yakalamış ve tuğlanın üzerindeki ikinci mesajı görmüş:
Çin İşkencesi 2: Sol testisinize bağlı ipin diğer ucu yatağınıza bağlanmıştı.
Alk•ş
Tarihi kinini kusan Suudiler'e tepkimizi göstermek için Hac davetini geri çevirelim önerisini ortaya atan DSP Aydın milletvekili Ertuğrul Kumcuoğlu'na bravo...
Serbest kürsü
Haksızlık
Eğer havası daha temiz bir Türkiye istiyorsak, doğalgazın sadece fiyatını indirmekle yetinmeyip kullanımını yaygınlaştırmalıyız. Koskoca ülkede sadece 5 kentin doğalgaz kullanması haksızlık değil mi? Diğer kentler üvey evlat mı? Bu büyük haksızlık giderilmeli.
Bülent Yanaşan
Gözaltına aldıkları Prof. Dr. Erdoğan Alkin'e doların düşüp düşmeyeceğini soran Mali Şube polislerinin bu davranışı yakışık almadı...
DOĞRU SÖZ
Doğru yolda giden kaplumbağa eğri yolda giden yarış atını geçer