Atatürk Ankara'da
Dün Atatürk'ün Ankara'ya gelişinin 82. yıldönümüydü... Her yıl olduğu gibi yine görkemli törenler yapıldı.
Törende bir "seymenle" konuştuk.
"Ankara Kulübü Derneği İkinci Başkanı" Şevket Bülent Yahnici ile.
Yahnici'nin dedesi de, babası da "seymendi."
Kendisi, her yıl "bu törene" seymen kıyafetiyle katılırdı.
Baktık, bu yıl kıyafeti "seymen kıyafeti değil."
"Neden" diye takıldık.
MHP Genel Başkan Yardımcısı, Ankara Milletvekili Yahnici "21 yaşındaki oğlu Dündar'ı" gösterdi:
- Benim kıyafeti bu yıl oğlum giydi... Seymenlik bizde dededen, toruna devam eden bir miras.
***
Atatürk 82 yıl önce Dikmen sırtlarından, Ankara'ya inerken...
"Yenişehir tarlalarından" geçmişti.
O tarlalar şimdi Ankara'nın en modern semtlerinden biri.
Dün Yahnici ile biraz "bunları" konuştuk.
Ankara'nın "dününü ve bugününü."
***
O dönemde bir Fransız gazeteci (Le Journal yazarı Paul Erio) Ankara'ya gelir.
Dönüşte gazetesine "izlenimlerini" yazar:
"Ankara'nın, başkente benzer yanı yok.
Elektrik yok.
Hava buz gibi soğuk.
Her bakanlığın topu topu üç odası var.
En küçük odada, bakan oturuyor.
Başbakan beni kabul etti.
Makam odası ısıtılmış değildi.
Başbakan ve ben, pardösülerimizle oturduk.." (Ankara... Ankara... Bir Başkentin Doğuşu... Bilal Şimşir... Bilgi Yayınevi.)
***
Büyük Atatürk, 82 yıl önce Ankara'ya geldiğinde...
Kendisini "bağrına basan" Ankara halkı, ona "ziyafet" çekmek ister.
"Pirzolalı... İrmik helvalı" bir ziyafet.
Aylardır kursağına çorba ile bulgur pilavından başka birşey girmemiş olan Mustafa Kemal itiraz eder:
- İsrafa başlamayalım. (Hemşehrimiz Atatürk... İş Bankası Yayını)
***
İktidar milletvekili, seymen Şevket Bülent Yahnici'ye "bu örnekleri" verdik ve...
"Flamingo Yolu"nu gösterdik:
- Ya bugün, bu israfa ne demeli?
Flamingo Yolu, Ankara'yı Eskişehir'e bağlayan yol.
Bu yolun "birkaç kilometresi" lüks binalarla dolu.
Kimi "gökdelen."
Kimi de "iki üç katlı ama... Sanki saray."
Flamingo Yolu'ndaki yapıların çoğunun "mermeri... Seramiği İtalyan."
İsraf "dizboyu."
***
Şevket Bülent Yahnici dedi ki:
"- İlk Meclis'teki sıralar, okul sıralarıydı.
Bakanlar mütevazı binalarda çalışırlardı.
Bugün elbette modern sıralarda oturulacak, modern binalarda çalışılacak.
Ama bunun bir ölçüsü olmalı.
Biz maalesef zaruret ile israf arasında denge kuramadık.
Zaruret ile israfı birbirine karıştırdık.
Müsrif, hovarda bir toplum olup çıktık."
***
Bu "böyle" gitmez.
Bunun önlemini alacak "kurum" ise TBMM.
Gazeteci Yunus Nadi, bir gün Atatürk'e sorar:
- Her kerameti Meclis'ten beklemek niyetinde miyiz?
Ata'nın cevabı:
- Evet... Ben her kerameti Meclis'ten bekleyenlerdenim. (Atatürk Yolu... Atatürk Araştırma Merkezi... Prof. Dr. İsmet Giritli'nin tebliğinden.)
***
Dün Atatürk'ün Ankara'ya gelişinin 82. yıldönümüydü.
Ve dün Ankara, 82 yıl öncesideki kadar coşkuluydu.
|