

Dilde moda
Hürriyet'in efsane Genel Yayın Yönetmeni Necati Zincirkıran, şair-yazar Refik Durbaş ve Emre Aköz ile geçenlerde dilde moda üzerine laflıyorduk...
Türk dilinin zaman içinde katettiği mesafeyi konuşuyorduk...
Dil hafiyeliğine soyunanların ötesinde, hepimizde oluşan genel kanaat dilin yaşadığı...
Yaşadığı süre içinde de geliştiği yönündeydi...
Dönem dönem bazı okuyucularımızdan dilimize giren İngilizce kelimelerle ilgili şikayetler alıyorum... Kimisi son dönemde moda olan bazı dil eleştirisi yazılarından dolayı, bir hayli sert...
FARSÇA'DAN ARAPÇA'YA
Oysa...
1900'lü yılların öncesinde, Arapça, Farsça ve Türkçe'nin karışımı, adına Osmanlıca denilen bir dil modaydı...
1900'lü yıllardaysa gözde olan dil Fransızca'ydı... Günümüzde de sık sık kullandığımız ve halk arasında da kabul görmüş "pardon", "mersi" gibi sözcükler işte o günlerin izlerini taşımaktadır.
1938'den sonra gündeme "Almanca" geldi...
1945'te ise İngilizce sözcüklerin sayfaları çevrilmeye başlandı.
Ardından, "İşadamları Moskova'ya" sesleri yükselmeye başlayınca, "Da"lı, "Nijet"li Rusça dersleri başladı...
Araplar, Sarıyer ile Çınarcık'ı mesken tutunca, Arap harfleri ve Arapça günün modası oluverdi...
Sonra yeniden Rusça...
Dildeki moda, yeniden bağımsızlığına kavuşan Türk Cumhuriyetleri'nin dilleriyle devam ediyor.
MELEZ DİLLER
Bu anlamda "Megatrends 2000" adlı 1990'ların başında fırtınalar koparan kitaptan birkaç satır...
Japonya gibi muhafazakar dokuya sahip bir ülkede bile tişörtlerin üzerinde, "I feel Coca Cola" benzeri yazılar yazılabiliyor.
İngilizce ve Japonca'nın karışımı, "Japlish" ilginç bilboardların ve alışveriş çantalarının ortaya çıkmasına yol açmış "Güneş'in oğlu"nun ülkesinde...
Amerikalı reklamcı Tim Mayfield, bununla ilgili "Önemli olan sözcüklerin bir anlam taşıması değil, kulağa hoş gelmesi" diyor.
Yani, İngilizce'nin diğer dillerle flörtlerinden gayrı-meşru bir lisan ortaya çıkıyor; Japlish gibi İngilizce ve Fransızca'nın karışımı olan "Franglais"...
İspanyolca ile olan beraberliğinden "Spanglish"...
Rusça'yla olan birlikteliğinden "Sovangliski" ve Hintçe'yle devam eden ilişkilerinden dolayı "Hinglish" gibi "melez" diller ortaya çıkmış...
Pakistan'la Keşmir nedeniyle gerginlik yaşayan Hindistan'da bugün 200 dil konuşuluyor...
Ama...
Unutulmamalıdır ki, Rajiv Gandi'nin, annesinin öldürülmesinden sonra yaptığı konuşma da İngilizce'ydi.
FRANSA GERÇEĞİ
Fransız dili dışındaki dillere pek itibar edilmeyen Fransa'da dahi, İngilizce öğrenilmeye başlanıldı. Ecole des Hautes Commerciales, iki yıllık ileri düzeyde iş idaresi derslerini İngilizce ile sunma kararı aldı. Böylelikle, Fransa'da da bir tabu yıkılmış oldu.
Eski Sovyetler'de yaşayan çocuklar da, yabancı dil olarak büyük oranda İngilizce öğreniyor. Norveç, İsveç, Danimarka'da da öyle...
Avrupa'da da Britanya dışında İngilizce'nin yoğun konuşulduğu ülke Hollanda. AB'ye girdiğinden beri Portekiz'de, Fransızca derslerinin yerini İngilizce dersleri almaya başladı!..
Uluslararası haberleşme kanallarının iletişim dili de İngilizce...
Dünya çapındaki 100 milyon bilgisayarda toplanmış olan tüm bilgilerin yüzde 80'inden fazlası İngilizce kaydedilmiş.
En büyük yayın kuruluşlarının beşi, CBS, NBC, ABC, BBC VE CBC İngilizce yayınlar aracılığıyla milyonlarca izleyiciye ulaşıyor.
Bir dili konuşmak ve onu tanımak...
Kültürünü, folklorunu yerel motifleriyle incelemek, kelimelerin mecazi anlamlarının arkasındaki gizi aralamak gerekiyor. Bir dili tam anlamı ile konuşmak, sanıldığı kadar da kolay bir şey değil.
İngiltere'de en çok kullanılan 500 kelime, 14 binden çok sözlük anlamı taşıyor. Dil bilimciler de, bir dilde en az 5 bin sözcük bulunduğunu söylüyorlar.
Dilimiz alıştığı için Fransızca'dan aktardığımız ve bugün kanıksadığımız PTT de Türkçe değil. Tele; Antik Yunan'da 'uzak' anlamına geliyor. Batı dillerinde, tele komünikasyonla ilgili bir tanım, bu kökten türemiştir.
Telefon, televizyon, teleobjektif vs. gibi...
Nitekim...
Bu yazıyı da ben "bilgisayar"da yazıyorum, size "internet"ten okuyorsunuz...
Onun için, yaşam katı kuralları kabul etmediği gibi, dil de kabul etmiyor...
|