kapat
28.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Yeni yıla hazırlanırken

Yine o gün gelecek ve akıp giden zamanı en sağlam, en kalın çizgili yerinden yakaladığımızı sanacağız.

Al sana Yılbaşı!

Bir yıl bitip, yeni bir yıl başlıyor...

Al sana kilometre taşı, al sana mihenk taşı!

Ama yeni yıl kutlamaları ne zamanın gerçekten takvimle ilişkisi hakkında derin ve gizemli kuşkularımızı dindirebiliyor, ne de hayatımızın bambaşka takvimlerinin var olduğu gerçeğinin üstünü örtebiliyor.

Sadece astrologlara ön plana çıkma, fal üstüne fal açma imkânı tanıyor!

Bir de tantanalı ve anlamlı bir eğlence gecesine yarıyor.

Galiba hepsi o kadar!

Yoksa lafın gelişi, bütçeye ve mali işlere baksanız takvimi farklıdır.

Hayatı okul olanlar için sınıf ve dönem takvimleri farklıdır.

Varlığını tuttuğu takımın varlığına adamış taraftarlar için yeni sezonla başlar "yeni yıl" ve sezon sonunda biter. (Arasını "hiç yaşanmamış" sayanlar bile vardır.)

Hâlâ toprakla haşır neşir olanlar için 2000'deki rekoltenin senetler ve krediler üzerine atılmış tarihler dışında pek anlamı olmaz, "geçen mevsimin hasadı" önemlidir daha çok!

Ve...

Aşıklar için aşkın takvimi ne kadar farklı ve ucu ne kadar açıktır! Ve nasıl da hesaplaşır toplumların genel kabul görmüş takvimiyle!.. (Aşkın gidip bir daha gelmediği dönemlerde geçen zamanı "hayat"tan saymayanlar vardır!)

Biyolojik bedende "yenilenme"nin bittiğini bilen ve kaybolup giden hücrelerinin arkasından bakakalanların asıl önemsedikleri takvim de bambaşkadır!.. (Onlar için gelen gerçekte "biraz daha eskimenin yılı"dır, "yeni ve yenilenme yılı" değil...)

***
İnsan aklı zamanı hep matematik bir sistem içine sıkıştırmayı istedi. Çünkü böylece zamana kattığımız anlamı dilimlere ayırmak mümkün oldu! Hani sözcükler olmadan anlamlı bir cümle kuramamamız gibi; bir takvim kurmadan za manı zihnimizin içine hapsetmek de imkânsızdı...

Toplumlar karmaşıklaştıkça takvim de karmaşıklaştı. Daha karmaşık bir takvime ihtiyaç büyüdükçe büyüdü...

Şimdi bu karmaşık takvimin ne işe yarayabileceğini tam olarak bildiğimizi sanmıyorum.

Yine de çok zor bir görevi yerine getirdiği için hoşlanıyoruz takvimden: Çünkü "yeni"yle "eski"nin arasını açmak, bunları iyice ayırt etmek istiyoruz!

Çünkü umutlanmaya ihtiyacımız var.

"Bir gün iyileşeceğim" diyen ve takvimi boşlayan bir hastayla, "2002'de bu hastalığı yeneceğim" diye düşünen hastayı karşılaştırın...

İkincisinin destek olarak sadece ilaçlarını ve inadını değil, zamanı da kesinkes yanına aldığını hissederiz, değil mi?

***
Zamanla ve takvimle ilişkimiz, kültürümüz ve içinde bulunduğumuz durumla doğrudan ilgilidir.

Yılbaşı gecesi müthiş eğlenebiliriz, ama bu keyif gerçeği değiştiremez: Ertesi gün sadece herkesin 2002'sine değil, aynı zamanda hamuru bizim tarafımızdan yoğrulmuş özgün bir takvime de kapı açar...

Ve bir de iki insan tipini kesinkes ayırır zamanla ilişkimiz (Saul Karsz'ın "Time and Philosophies"inde bu açıdan mükemmel bir analiz vardır):

Birinciler, hem kendine hem de başka insanlara takvim zamanını empoze eden ve denetleyenlerdir.

İkinciler ise zamanı kendi ritimlerinde yaşamaya ağırlık verenlerdir.

2002'yi bunlardan hangisi olarak yaşamak güzel olur dersiniz?

AYNA
Kaba kuvveti kabullenebilirim. Fakat kaba mantık dayanılmazdır. Onu kullanabilmek için namussuz olmak gerekir. OSCAR WILDE



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır