Yine o gün gelecek ve akıp giden zamanı en sağlam, en kalın çizgili yerinden yakaladığımızı sanacağız.
Al sana Yılbaşı!
Bir yıl bitip, yeni bir yıl başlıyor...
Al sana kilometre taşı, al sana mihenk taşı!
Ama yeni yıl kutlamaları ne zamanın gerçekten takvimle ilişkisi hakkında derin ve gizemli kuşkularımızı dindirebiliyor, ne de hayatımızın bambaşka takvimlerinin var olduğu gerçeğinin üstünü örtebiliyor.
Sadece astrologlara ön plana çıkma, fal üstüne fal açma imkânı tanıyor!
Bir de tantanalı ve anlamlı bir eğlence gecesine yarıyor.
Galiba hepsi o kadar!
Yoksa lafın gelişi, bütçeye ve mali işlere baksanız takvimi farklıdır.
Hayatı okul olanlar için sınıf ve dönem takvimleri farklıdır.
Varlığını tuttuğu takımın varlığına adamış taraftarlar için yeni sezonla başlar "yeni yıl" ve sezon sonunda biter. (Arasını "hiç yaşanmamış" sayanlar bile vardır.)
Hâlâ toprakla haşır neşir olanlar için 2000'deki rekoltenin senetler ve krediler üzerine atılmış tarihler dışında pek anlamı olmaz, "geçen mevsimin hasadı" önemlidir daha çok!
Ve...
Aşıklar için aşkın takvimi ne kadar farklı ve ucu ne kadar açıktır! Ve nasıl da hesaplaşır toplumların genel kabul görmüş takvimiyle!.. (Aşkın gidip bir daha gelmediği dönemlerde geçen zamanı "hayat"tan saymayanlar vardır!)
Biyolojik bedende "yenilenme"nin bittiğini bilen ve kaybolup giden hücrelerinin arkasından bakakalanların asıl önemsedikleri takvim de bambaşkadır!.. (Onlar için gelen gerçekte "biraz daha eskimenin yılı"dır, "yeni ve yenilenme yılı" değil...)