F.Bahçe'den, Denizli'den filan söz ediyorum ya... Burada bazen futbol üzerine yazdığımı sananlar var. Hayır. Şimdiye kadar hiç futbol yazmadım. Benim yazılarımın tümü "yönetim" üzerineydi. Çünkü ister şirket olsun, ister ordu, futbol kulübü ya da eğitim kuruluşu; "yönetim mantığı" fazla değişmez.
Eğer ekonomik kriz nedeniyle Sabah'ın Pazar günleri verdiği "İş'te İnsan" adlı yönetim ve insan kaynakları ilavesi kapanmamış olsaydı, buradaki "futbol yazıları" orada yayınlanırdı.
Çünkü insanlar organizasyonların içinde varolurlar. Tabii çok çeşitli organizasyonlar vardır ve bunların insanlardan beklentileri değişiktir. Örneğin orduda disiplin son derece önemlidir. Hemen her şey kurallarla belirlenmiştir. Komutana itaat esastır. Buna karşılık bir yazılım şirketinde önemli olan işe kaçta gelip gittiğin değildir. Orada önemli olan bilgisayarı en yaratıcı biçimde kullanarak, işi zamanında bitirmektir. Yaratıcılık da ordudakine benzer bir disiplinle sağlanmaz.
Futbol kulüpleri de bu temel mantığın dışında değildir. Başkan vardır, yönetim kurulu vardır, teknik direktör, futbolcular, malzemeciler, sağlık ve hizmet elemanları vardır. Bu grubun ortak amacı şampiyon olmaktır. Taraftarlarını memnun etmektir.
Bir şirketin amacı ise en yüksek kârı sağlamak, yeni yatırım alanları bulmak ve ayakta kalmaktır. Orada da patron, genel müdür, şefler, çalışanlar vardır. Tabii şirket açısından taraftarlar yoktur, onun yerine müşteriler bulunur. Müşterisini memnun edemeyen şirket yıkılıp gider.
Özetle her türlü kuruluşta "yönetim mantığı" çalışır. Bazen iyi, bazen kötü çalışır. Bu mekanizma hakkında yazmak da futbol yazarlığı değildir. Konu futbol olsa da...