
Starların garip huyu
'Zeki Müren ancak morali iyiyse söylerdi...
Ahmet Kaya akşama kadar uyurdu.' Starların aranjörü Osman İşmen, onların stüdyodaki garip davranışlarını anlattı. Aranjör Osman İşmen 49 yıllık hayatının 42 yılını müzikle içiçe geçirdi. 25 yıl profesyonel aranjör olarak görev yaptı. Müziğimizin en önemli adlarıyla çalıştı. Basında fazla gözükmeyen İşmen, hiçbir yerde yayınlanmamış stüdyo maceralarını SABAH'a anlattı
İBRAHİM TATLISES
İşinde çok ciddidir. Ne yaptığını bilir. Kendisine söylenmeden doğru mu okudu, yanlış mı okudu, detone mi okudu hepsini fark edebilecek çok iyi bir kulağı var. Sürekli 20-30 kişilik bir ekiple dolaşır. Damak zevkine göre kebaplar, lahmacunlar getirtir. Et aldırıp mangal yapar.
SEZEN AKSU
Diğerlerine benzemez. Kendi üretip kendi söyler. Kendi ürettiği için son derece hassas ve sinirli olabiliyor. Müziğe dair her şeyi çok iyi bilen, bir tonmaistere bile, 'Müziğin tonunu ve efektini şöyle yap, böyle daha iyi olur' diyebiliyor. Otoritedir.
BÜLENT ERSOY
Normal zamanlarda makyajsız, kostümsüz bir yerlere çıkmaz. Ancak stüdyoya naturel gelir. İşini çok ciddiye alır, stüdyo sürecini sonuna kadar takip eder. O stüdyodayken nerdeyse bir lokantanın günlük stoğu kadar yemek gelir. Yani beş kişi varsa 35 kişilik yemek gelir. Onun öncelikle gözünün doyması lazım; yoksa yemez... Sofrası sürekli dolu olur ama çok az yer. Mesela, 'Bugün ne yiyelim' derdi. Ben 'Kuzu' derdim; o da iki tam kuzu getirtirdi"
ZEKİ MÜREN
Normalde önce müzikler yapılır, playback'ler çekilir, sanatçıya kopya verilir, o çalışır gelir, okur. Müren ise her şeyi tersinden yapardı. Plakçısı arardı. Sesi ve morali bugün çok iyi derdi. Biz o gün bütün programları iptal ederdik. Akşam 19'da gelip bütün parçalarını okur, giderdi. Biz onun üzerine gerçek orkestrayı çaldırırdık, aranjmanlarını yapardık. Başka örneği yoktur.
AHMET KAYA
Sabah 11'de gelirdi stüdyoya. Fakat akşam 19'a kadar uyurdu. Sonra gece yarısına kadar çalışırdı. Böyle uyku saplantısı vardı. Herkesin işi iki üç saatte, onunki 500 saatte biterdi. Plak şirketi ile tartışırdık. 'Niye bu kadar uzun süre aldı' derlerdi... Biz de, 'Adam geliyor, uyuyor' derdik. Bir gün önce yardımcıları stüdyoya güveçler, tencereler, bulgur ve çiğ köfte malzemesi getirirdi. Stüdyo mutfağa dönüşürdü.
HERKESİN HUYU FARKLIDIR
Nilüfer
1985'te onunla 5-6 kaset yaptık. İşinde çok sakin, ağırbaşlı ve uyumludur. Sanatına çok önem verir, işini başından sonuna kadar takip ederdi.
Selda Bağcan
Gelmiş, geçmiş en büyük sanatçılardan biridir. Latin tarzı bir sesi var. Onun ses rengi çok özgündür. Stüdyoda son derece rahattır. Fikirlerini çok rahatlıkla söyler, tartışarak en doğruyu bulur.
Muazzez Ersoy
Dokuz nostalji kasetini beraber yaptık. Çok sinirlidir, mümkün olduğunca parçaları prova etmeden çabucak okuyup gitmek ister. Stüdyoda bulunmaktan pek fazla hoşlanmaz.
Muazzez Abacı
Psikolojisi çok değişkendir. Bazen neşelidir, bazen sinirli, bazen de şakacı. Stüdyoya girdiğinde konsatre olur, kendinden geçer gibi okur.
Seyhan SEVİNÇ
|