

Kod adı: C.A
Eskiler "Hafıza-i beşer, nisyan ile malüldür" derlerdi
Yani, insan hafızasının en büyük özelliğinin, unutması olduğunu söylerlerdi
Cumhurbaşkanlığı eski Basın Danışmanı Cüneyt Arcayürek ile 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel arasında yaşanan polemik bağlamında zaman tünelinden birkaç flu kare Arcayürek, son çıkan "Sessiz Darbe" isimli kitabında, Çankaya'da görevliyken ve Demirel'le arasındaki özel dostluğa binaen dinlediği çok özel sözlere yer vermiş
Demirel, Arcayürek'i yazdığı bu kitaplardan dolayı "İspiyoncu, müzevir, köstebek" olarak nitelendirip, ahde vefaya uymamakla suçluyor
Arcayürek ise "Ben gazetecilik yaptım. Kitap yazmaya beni teşvik eden oydu. Kimi devlet belgelerini bana verirken güveni tamdı" diye, belden aşağı vurmaya devam ediyor
METHİYE DÜZMEK
Oysa
Arcayürek'in kaleme aldığı ve içinde, Demirel'in çok özel anılarının bulunduğu bu kitaplar serisi için Demirel fobisi yaşayanların hoşuna gitse de
Gerçekten bir gazetecilik çalışması denilebilir mi?
Cevabım, kesinlikle hayır
Neden mi?
Anlatayım:
Cüneyt Arcayürek, 1990'ların öncesinde azılı bir Özal düşmanıydı
Rahmetli Turgut Özal'ın adını, kendi gazetecilik dehası ile "T.Ö." diye kısaltmayı bir marifet saymış, aklınca böyle bir yolla O'nun manevi şahsını yaralamaya çalışmıştır
Ki
1990'lı yıllarla ilgili olarak hatırladığım, Arcayürek'in o dönemde, içinde Süleyman Demirel'e methiye düzmediği tek bir yazısının olmadığıdır
İnanmayanlar için, Cumhuriyet Gazetesi'nin siyasi yasakların kalktığı tarihten sonraki nüshalarına bir göz atmalarını tavsiye edebilirim
Ve
O nüshaları inceleyenler, Cüneyt Arcayürek imzalı o yazıların hepsinde, Demirel'i övmediği tek bir yazısının dahi olmadığını göreceklerdir
O dönemde Özal düşmanlığı revaçta olduğu için, bu tür ayrıntılar pek göze batmaz, sadece Özal'a destek veren yazarlar aşağılanır, sütunlarda tekmelenirdi
Bugün Demirel'i aşağılamak ve de sütunlarda tekmelemek moda olduğu için, bu ayrıntı malesef ki kasıtlı olarak gözlerden kaçırılmak isteniyor
DANIŞMANLIK ÖDÜLÜ
Nitekim
Demirel, o dönemde başbakan olduktan sonra, kendisine destekte bulunanları ödüllendirmeyi de ihmal etmedi
Basında kendisini destekleyenlerden Rahmetli Muammer Yaşar Bostancı'ya TRT Genel Müdürlüğü'nü teklif etti
Ama
Rahmetli Bostancı daha sonra, özel sebeplerle bu teklifi kabul etmedi
Gazeteci olarak kalmayı uygun gördü
İyi ki de öyle yaptı
Sabah'a transfer olduktan sonra, O'nun imzasından birçok önemli haberi manşetten okuma imkanı bulduk
Yalnız, Demirel'e destek olan gazeteci-yazarlar içinde bir tek Cüneyt Arcayürek, o da kendisinin de isteği üzerine, Cumhurbaşkanlığı Basın
Danışmanlığı görevine getirildi
Yani, Demirel'e destek veren satırlarından dolayı ödüllendirildi
İltifat-ı şahaneye mazhar oldu
EN HAFİF TABİRLE
Arcayürek'in gazeteciliği bırakıp, bürokratlığa, yani devlet memurluğuna geçmesi, o dönem basın camiasında çok konuşulmuştu
Her nedense 1990'lı yılların başında, Özal'la ilgili en küçük bir yazıyı bile, en hafif tabirle "yalakalık" olarak nitelendirenler, kalemini Demirel'e adamış bu isme böylesi bir sıfatı her nedense hiç kullanmadılar
Terbiyelerinden olsa gerek
Sonrasında, Arcayürek, Çankaya'daki o çok önemli görevinden, "her nedense" ayrıldı
Aradan bir süre geçti
Yine Cumhuriyet Gazetesi'ndeki köşesinde, Demirel hakkındaki en ağır yazıları o yazmaya başladıÉ Bunun gerekçesi olarak da "O dönemde doğru şeyler söylüyordu, destekliyordum, şimdi yanlış işler yaptı onun için eleştiriyorum" demeyi uygun gördü
Halbuki Arcayürek bu açıklamayı, Demirel'in başbakan olduğu dönemde
Halka vaad ettiği 500 günü, 5000 güne çıkarmasının ardından yapmış olsa anlardım
MESLEKTEKİ SÜRÜNGENLER
Ama, O her nedense bu açıklamayı, Demirel'in mesleki yaşamının en verimli ve de en başarılı olduğu bir dönemde yapıyordu
Arada bizim bilmediğimiz bir başka "kopuş" vardı
Yazdığı kitaplarda yer alan ifadelere gelince
Şimdiye dek çıkan kitaplar içinde, tarihe ışık tutan tek özel bir satıra rastlamadım
Kitapta yer alan bazı "özel ifadeler" hariç, hemen hepsi o dönemin gazete sayfalarında var
Onun için Arcayürek'in yazdığı bu kitaplar buram buram intikam kokuyor
Dost kılığına girmiş sürüngenlerden kim hoşlanır ki
Ne yazık ki bizim meslekte, bunlardan çok var
|