Beşiktaş inanılmazı başardı
Şimdi Mustafa Denizli'nin gidişi dolduracak sayfaları... Yine Galatasaray öne çıkacak... Oysa lider Beşiktaş!
Ama futbol gündemini yine ötekiler dolduracak; mutfağın içindeyim yıllardır, iyi biliyorum.
Olsun!
Nasıl olsa, günler torbaya dolmadı!
Önümüzdeki her gün Beşiktaş'ın futbolu ve başarısı biraz daha gün yüzüne çıkacak!
Kimsenin kuşkusu olmasın!
Biz gelin, yedi hafta öncesine gidelim...
***
10. hafta önemlidir.
Artık "Durun bakalım, daha işin başındayız!" denilemeyen haftadır.
Beşiktaş 8. sıradaydı o sırada.
Ve dikkat! Lider Galatasaray'dan tam 11 puan gerideydi; sondan ikinci sıradaki Yimpaş Yozgat'la ise arasında sadece 7 puan fark vardı.
10 maçtan sadece 4 galibiyet çıkartabilmişti ve ufka bakan Beşiktaşlılar'ın keyfini kaçırıyordu...
Ne oldu da, bugüne gelindi?
İşin ilginci, manzara ilk bakışta garipti!
Daum tatsız tatsız konuştu...
Veit fiyasko çıktı, Daum'un apar topar getirttiği Danimarkalı kaleci Kjaer aynı hızla gönderildi, Baya takıma ısınıncaya kadar devrenin sonuna gelindi...
Almanya'daki mahkeme başladı; Daum'un vaktinin ve kafasının bir bölümü oraya ayrıldı.
Yönetimdekilerin bazılarında haklı olarak Daum kuşkusu belirmeye başladı.
Ancak Beşiktaş'ın farkı da işte burada beliriyor...
Bir düşünün: 10. haftada bu puan durumu ve bu tablo Galatasaray ve Fenerbahçe'de olsa ne olurdu? Nasıl yer yerinden oynardı?
***
Bunlar olurken, iki adam alttan alta takımın gidişine damgasını vurmaya başlamıştı.
Biri, menajer Sinan Engin'di.
Öteki kondisyoner çalıştırıcı Roland Koch.
Bu iki adam yapacaklarının en iyisini yaptılar; takıma, ellerinden gelenin en iyisini verdiler.
Daum da önemli işler yaptı. Hepsinden önce 3-5-2'de inat etmek yerine takımın yapısına uygun 4-4-2'ye geçti. Tümer ve Ahmet Yıldırım'ı 'yedekler' olarak görme ısrarından da vazgeçti. Bu arada da Ali Eren affedildi.
Sonra kaptan Tayfur ve futbolcular! Onlar sayesinde Beşiktaş uzun yıllardır ilk kez yalnız şampiyonluğa değil, ciddi bir "takım ruhu" inşasına doğru da koşuyor.
İşte sonuç...
Şimdi Beşiktaş'ın liderliğinin güzel bir geleceğe açıldığına inanmayan kalmadı!
Demek ki, umutsuzluğa kapılmamak, hataların üzerinde oyalanmamak ve çalışmak gerekiyormuş.
Buna şapka çıkartılır!
Arat: Daum'la devam ederim
Durduk yerde maraza çıkarmak futbol medyasının adeti oldu!
Bugünlerde ortalıkta bir iddia dolaşıyor: Hasan Arat, "Biz gelirsek teknik ekibimizle geliriz! Daum'la devam etmeyiz!" demiş...
Buyrun bakalım!
Nereden çıktı bu?
Hasan Arat'a sordum.
"Ben geçen sezon Daum göreve geldiği zaman Star televizyonuna verdiğim 'Scala'nın gidiş, Daum'un geliş biçimini hoş bulmadım' şeklindeki beyanatımdan beri, hiçbir konuşmamda Daum'un adını ağzıma almadım" dedi önce Arat.
Sonra ekledi: "Teknik ekiplerin sözleşmeleri yöneticilerle değil, kulüpledir. Kendileri istemedikçe kimse onları göndermez. Bu bakımdan Daum'la da, Sinan Engin'le de çalışırım."
İnönü Stadı ne olacak!
Ligin devre arasında Beşiktaş camiasının ciddi biçimde düşünmesi gereken çok önemli bir konu var: BJK İnönü Stadı'nın geleceği...
Bu konuyu tartışmayı artık erteleyemeyiz.
Bilmeyen bilmez, ama Türkiye'nin dışardan bakıldığında en güzel stadı olan BJK İnönü, içerden bakıldığında çürümüş, müthiş bakımsız ve yetersiz bir bina...
Herkesin sandığının aksine, hukuken dokunulmaz nitelikte olan, "tarihi" bir bina da değil!
Fakat bu binaya özenli, bilgili ellerle dokunmak gerekiyor...
Beşiktaş yönetiminden Fikret Orman bu işe hem başını, hem de gönlünü koymuş. Aylardır İnönü Stadı için neler yapılabileceği, nasıl yapılacağı üzerinde çalışıyor.
Ünlü mimar Reşit Soley'le birlikte A'dan Z'ye bütün ayrıntıları ele alıyor, düşünüp taşınıyor, proje üretiyorlar.
Zaman, stadı hızla büyük bir kulübe yakışır olmaktan uzaklaştırıyor...
Gelin Fikret Orman ve Reşit Soley'e bir kulak verelim!
|