|
|
 |
Dereli bu işi bıraksın
Yozgat-G.Saray maçında bir ikili mücadelede Selim yere düşüyor.. Bırakın futbolcuyu, yere düşen her insan, düşerken kolunu destek olarak kullanır. Bu, bir reflekstir. Nitekim, Selim de yere düşerken sol kolunu kullanıyor destek olarak. Ve top geliyor Selim'in bu koluna vuruyor. Bu kez Selim cereyan çarpmış gibi toptan elini kaçırıyor. Pozisyonun penaltıyla uzaktan yakından ilgisi yok. Selim o kolunu nereye sokacaktı. Hakeme onu sormak lazım.
Sergen'in Hüseyin'e yaptığı hareketi Selçuk Dereli, sarı kartla cezalandırdı. Sergen'in bu yaptığı hareketin hangi kartı gerektirdiği tartışılmaz. Çünkü, Sergen'in Hüseyin'e yaptığı hareket kırmızı kartlık bir hareket değil, insanlık suçudur.
Maçın kaderi değişti
Selçuk bu pozisyona hiç kart gösteremeseydi, söyleyeceğim bir şey olmazdı. "Görmedi, vermedi" derdim. Sarı göstermesi, bence onun bundan sonra hakem olamayacağının göstergesidir.
Bu pozisyonda kırmızı kartını kulanamayan bir hakem, sakın "Hakem olacağım, yükseleceğim" demesin. Onun için "Kabiliyetli, iyi olacak" diyorlardı. Çok net söylüyorum Selçuk Dereli'den hakem olmaz.
Bakın, penaltı vermesi veya vermemesini tartışmıyorum. Penaltı pozisyonunu anlatıyorum, "Penaltı olmaması gerekir" diyorum. Ama yüreği olmayan bir hakemin hakem olacağına inanmıyorum.
Bir sarı kartın veya kırmızı kartın iki takım için öneminin ne kadar büyük olduğu dünkü maçta bir kez daha görüldü. Sergen atılsaydı, iki dakika sonra kafayla golü atamayacaktı. Yani G.Saray'ın ikinci golü... Belki de penaltı tartışması olan pozisyon da olmayacaktı.
Maçtan sonra Diallo'nun sinir krizi geçiren görüntülerini izledim, kendimi onun yerine koydum, alacağım primi, çocuklarıma götüreceğim hediyeleri düşündüm, belki de sezon sonunda, oynadığım takım Yozgat bir veya iki puan farkla küme düşecek, onu düşündüm. Düşündüm Allah, düşündüm.
Ve ben hakem olacağım, sonra da akşam yastığa başımı koyup rahatça uyuyacağım. Ondan sonra da Bülent Yavuz çıkacak, konuşacak. Gözlemci bana yüksek puan verecek.
Yorumcuya bak!
Orta oyunu benim futbolculuk dönemlerim dahil, yani 35 yıldır aynen sürecek. Ondan sonra da diyeceğiz ki, "İngiltere'de, İtalya'da Almanya'da futbol başka oynanıyor." Ondan sonra da çıkacak, Digitürk'ten naklen yayındaki bir yorumcu, göstere göstere kıvırtacak.
Arkadaşlar, inanın Yozgat seyircisine ve futbolcularına hayran oldum. Çünkü cumartesi akşamı sahada bayağı iyi bir hakem varken, Beşiktaşlı seyirciler sahayı bastılar. Adetleri belki de 10-15'ti. O zaman dün Yozgat'ta bütün seyircinin sahaya inmesi gerekirdi. İnmedikleri için hem onları, hem de Yozgatlı futbolcuları kutlarım.
Denizli başarısız
Mustafa Denizli, son haftalarda maçlarını G.Saray'dan önce oynuyor. Fener mağlup olunca Denizli'den hiç ses yok. Ortadan kaybolup ertesi gün oynanacak G.Saray maçını bekliyor (Hoş son zamanlarda artık Beşiktaş'ın maçlarını da beklemeye başladı). G.Saray mağlup olursa da, ortaya çıkıp kükremeye başlıyor. Yani Mustafa Denizli, başkasının maçına göre kendisini konuşuyor. Ve de kendi takımını...
Denizli, 1.5 yılda F.Bahçe'yi amiral gemisi yapamadı. Hep G.Saray'a göre bir F.Bahçe yarattı. Halbuki, G.Saray'dan 10 futbolcu gitmiş, F.Bahçe'ye oyuncular alınmış, G.Saray'da maddi kriz, F.Bahçe'de de maddi rahatlık var. 1.5 yılda hâlâ daha G.Saray'a göre -şimdi bir de Beşiktaş'a göre- F.Bahçe'yi konuşuyor ve konuşturuyorsa Mustafa başarısızdır. Çıkıp bunların sebeplerini de açıklamaya mecburdur. Mustafa rüzgâr gülü gibi. Ne taraftan eserse ona göre konuşuyor. Bu saatten sonra artık F.Bahçe'de kalması çok zor. Saatleri sayılı. 1.5 yıldır F.Bahçe seyircisi, şöyle bir sigarasını içip rahat rahat takımının maçlarını izleyemedi. Çünkü Denizli, F.Bahçe'ye iyi futbol oynatamadı. Ama bunu kendisi kabul etmiyor. Etmediği için de sorunları çözemiyor. Bir insan "Ben iyiyim, doğruyum, mükemmelim" derse artık o insana konuşulmaz.
Burada bir paragraf da Oğuz'a açmak isterim. Sen teknik direktörün yardımcısısın. Kendini öyle hazırlaman lazımdı ki, Mustafa Denizli'nin gitmesinin konuşulduğu şu günlerde alternatif olarak sen düşünülmeliydin. Ama çok kimse şimdi "Mustafa'yla beraber Oğuz da gitsin" diyor.
Ya Mustafa'dan sana da biraz rahatlık bulaştı ya da bu rahatlık sende zaten vardı.
Polis bunları iyi tanıyor
Beşiktaş-G.Antep maçında sahaya inenleri, tribüne geri gönderen polis, karşılaşmadan sonra yine tribünden toplayıp nezarete götürmüş. Demek ki polis bunları çok iyi tanıyor. Demek ki, polisin tribünden o kadar seyirci arasından maçtan sonra da olsa bu sahaya atlayan seyircileri cımbızla çeker gibi toplayıp, karakola götürme şansı ve şekli var. O zaman niye bu olaylar devam ediyor, anlamak mümkün değil. Yoksa bu da mı göstermelik yapıldı?
|
|
|
|