kapat
24.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Kadınlar,bu kampanya göreviniz!

2001 yılı, eğer bu hata düzeltilmezse tarihe sadece yeni bir 'binyıl'ın başlangıcı olarak değil, "Türk kadınlarının hükümet tarafından fena halde tongaya bastırıldığı yıl" olarak geçecek. Yeni Medeni Kanun da "Adalete, hukuka karşı oynanmış oyun" olarak!

Şimdi, önce 3 Aralık 2001 gecesi, haftalar süren bir "oldu bitti"ye getirme sonucunda, gizlice, sessiz sedasız oylanıp Meclis'ten geçiriliveren ve Cumhurbaşkanı tarafından da incelenip soruşturulmadan imzalanıveren "Medeni Kanun'un Yürürlük ve Uygulama Yasası"nın gerçekte nasıl hukuka aykırı olduğunu ve ne koalisyon oyunları oynandığını size bütün açıklığıyla anlatacağım.

Bunu hukukçulardan, profesörlerden aldığım bilgilerin de doğrultusunda yapacağım şüphesiz. Ve sonra kadın, erkek adalete, demokrasiye, eşitliğe inanan ve haksızlığa karşı çıkan herkesi açacağımız kampanyaya katılmaya çağıracağım.

Bunda başarılı olursak, halkın temsilcisi olması gereken TBMM de halkı siyaset oyunlarıyla haksızca ezemeyeceğini anlayacak. Çığ gibi büyüyen bir kampanya sonucunda "hukuk" üzerinde hile yapılamayacağı ortaya çıkacak.

Eğer şu sıralarda şiddetli grip ve sinüzitten müzdarip olarak eve kapanmış bulunmasaydım Cumartesi akşamı ATV Haber'de konuyu size canlı yayında duyuracaktım. Sabah Gazetesi ve ATV'nin desteğiyle, hukukçular, sivil toplum kuruluşları ve sizlerin katılımıyla böyle bir kampanyanın yürütülmesi sadece bugün için değil, gelecekte de siyasi planlar ve alışverişler sonucu halkın mağdur duruma düşürülmesini önlemek açısından son derece gerekli.

"Adalet" değil "koalisyon adabı"!
Medeni Kanun, Adalet Komisyonu ve TBMM Genel Kurulu'nda uzun süre tartışılmasına rağmen hiç kimse tam olarak ne olup bittiğini anlayamadı. Kanun'un komisyondan çıktığı şekliyle oylanıp kabul edilmesi gerekirken MHP'nin, özellikle ortakları ANAP ve DSP üzerinde kurduğu baskı sonucu tasarının "yürürlük tarihi" ile ilgili 10. maddesi'nde son dakikada değişiklik yapıldı. Bu değişikliğe göre, mevcut evliliklerde yasa ancak, yürürlüğe giriş tarihinden yani 1 Ocak 2003'ten sonrası için uygulanacaktı. Kadın milletvekillerinin bile bir kısmının (ve Tansu Çiller'in) farkına varmayacağı bir aceleyle, bütçe görüşmeleri arasında bu Yürürlük maddesi aceleyle oylanıverdi.

Oysa Medeni Kanun değişikliği, eski yasanın 76 yıllık mağduru olan kadınların bu mağduriyetini gidermek üzere yapılmıştı. Bunu gidermek bir yana yeni yasa bu kez sadece kadın-erkek eşitsizliği değil "Eski yasaya tabi kadınlarla" ile "yeni yasaya tabi kadınlar" arasında da yepyeni bir eşitsizlik ve ayırım doğurmuştu.

Bu durum; Anayasa'nın eşitlik ilkesine ve Türkiye'nin imza attığı uluslararası sözleşmelere açıkça aykırı olduğu gibi, kabul edilen "Yürürlük Tarihi" maddesi Yürürlük Kanunu'nun kendisine de aykırıdır.

Doğru ve adil olanı, ilk Medeni Kanun'da ve Kanun'un alındığı İsviçre'de olduğu gibi mal rejiminin herkese eşit şekilde uygulanmasıydı.

Hukukçular, daha "yürürlük maddesi" Meclis'te oylanmadan, Adalet Bakanlığı'nın Anadolu Ajansı vasıtasıyla medyada "sanki oylanmış ve herşey olup bitmiş" gibi, yasanın yeni şeklini ve "Mevcut evliliklere uygulanmayacağını" açıklayan haberler yaptırarak "psikolojik etkileme" yarattığından yakınıp durdular.

Ellerinden fazla birşey gelmiyordu bu durumda. Adalet Bakanı da "Adil çözüm" yerine "Koalisyon adabı"ndan söz edip duruyordu. Bir adalet bakanı için adaletten başka bağlayıcı neden olabilir miydi?



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır