kapat
24.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Yüzüklerin Efendisi ve ben

İşte şimdi kızdım! Daha doğrusu kızmak istiyorum... Gerçekten öfkelenmek istiyorum... Nasıl istemem!

Efendim, ben ne yapmışım! Nasıl yaparmışım! Derhal özür dilemeliymişim!

Bir yazımda demişim ki, "sinemalarda nine masallarından, yaratıklı filmlerden geçilmiyor" ve böylece Yüzüklerin Efendisi'nin hayranlarının tepesini attırmışım.

Elektronik mektuplar yağıyor: "Yüzüklerin Efendisi'ni kastettiniz; siz zavallısınız!" "Bu büyük yapıtı anlayamayacak, orada yaratıkların bulunduğunu iddia edecek kadar kafasızsınız, basit ve çürümüş fikirleri olan insanlar olarak köşeleri dolduruyorsunuz!"

Hele biri çıkıp, "bir köyde tavuk yetiştirmemi" önermez mi!" Bana o yakışırmış!

İnternette de Tolkien'severler harıl harıl yazışıyorlar; "Haşmet Babaoğlu Yüzüklerin Efendisi'ni aşağıladı" diye...

Olacak şey değil!

Bu fanatizmin Tolkien'severlerin de gündelik hayatlarında yakındığından hiç kuşku duymadığım öteki fanatizmlerden bir farkı yok!

Sevdğimiz her şey, onu sevmeyenleri lanetlememiz için bir fırsat olarak değerlendirilecekse, sevmek bir marifet değil!

Sevmek, sevdiğinle sarıp sarmalanmak yerine sevmediklerinle yumruklaşmak demekse, boşverin; "sevgisiz" kalalım daha iyi!

Bir şeye hayranlık duymak, başkalarına düşmanlık duymak için akümülatör işlevi görüyorsa, çekelim ipini bütün güzelliklerin!

Kimi gençlerden öyle mektuplar geldi ki, üslubum olsa, içimden gelse; "Siz babanızda portakal suyuyken, ben Tolkien'i..." diye başlayacağım ya...

(1980'lerin başlarını hatırlıyorum; Bebek Kahve'de sevgili Deniz Erksan ve Bülent Somay'la saatlerce süren "sen yazsan Ursula K. Guin gibi mi yazmak isterdin, yoksa Tolkien gibi bir dünya mı kurmak isterdin?" muhabbetlerimizi... Hey Allah'ım!)

***
"Roma Tatili" filminin peri masalı (saraydan kaçmış prensesin gittiği tatil yöresinde tanıştığı gazeteciyle aşkı) yönünü anlatırken, sinemaları dolduran yaratıklı filmlerden, masallardan söz ettim ve Roma Tatili'nin onların yanında "sahici" kalacağını söyledim. Aklımdan geçen zengin kız-fakir oğlan "masalları"ydı...

Üstelik söyler misiniz Hollywood'da yaratıksız film kaldı mı?

Bir tek "Yüzüklerin Efendisi"nin akıllara gelmesi sevdiğini savunmaktan çok, fırsat bu fırsat düşman yaratma çabasına teslim olduğumuzun işareti sayılmaz mı?..

Ama diyelim ki, o sözlerle "Yüzüklerin Efendisi"ni kastetmiştim, ne olurdu ki?

Sırf bu yüzden "çürümüş fikirli" olmayı hak eder miydim?.. Severken oraya buraya dayılanacak kadar kendinden geçmek, insanı "Efendi" yapmaz, basit bağlılık duygularının "kulu, kölesi" yapar!

***
Ve şunlar da son notlarım:

Filmin; jeolojik, topoğrafik ve dilsel titizliği had safhadaki Tolkien'in romanlarında kurduğu "dünya"yı, basmakalıp masal çizgileriyle perdeye taşıdığını düşünüyorum.

Bu Tolkien'in çabasını tam olarak anlamamış olmayı gösteriyor bence...

Ayrıca J. R. R. Tolkien kendisiyle yapılan röportajlardan birinde "romanlarınıza yaşadığımız dünyanın alegorisi olarak bakabilir miyiz?" sorusunu "Alegori sözcüğü bana güzel kokmuyor!" diyerek yanıtlamıştı. Yani, anlattıklarının kinayeli benzetmeler ve sembolik bir serüven olarak okunmasını doğru bulmuyordu Tolkien.

Oysa masallar başkadır; onlar kıssadan hisseler için uydurulur ve anlatılır, değil mi? Film bana çok masal atmosferli geldi.)



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır