kapat
24.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
İkinci Sabah

Her sabah elinize aldığınız gazetenin kimler tarafından ve nasıl hazırlandığını hiç düşündünüz mü?

Kimlerin günlerce uykusuz kaldığını hiç aklınıza getirdiniz mi?

Dün hayran kaldığınız, her sayfasını defalarca okuduğunuz Sabah PAZAR, isimsiz iki kahramanın eseri... Biri yılların gazetecisi, diğeri bu mesleğin genç mücahidi...

Önce Orhan'dan bahsediyorum; eşine bir görüşte aşık olan ama Sabah okurlarına sunacağı fotoğrafı seçerken kararsızlık içinde çabalayan Orhan Vural'dan... Sabah PAZAR sayfalarını oya gibi işleyen, dantel gibi süsleyen GÜNAYDIN terbiyesi ile yetişmiş, Babıali Yokuşu'nda ter dökmüş Orhan'dan... Diğeri isimsiz kahraman Emre İskeçeli... Yakışıklı, dünya tatlısı genç bir gazeteci... En önemlisi bu çağda, bu meslekte yüzü kızaran... Sabah PAZAR için 72 saat gazetede yatan... Altına imzasını attığı muhteşem gazete için, gazete binasının koridorlarında rastladığı herkese "Olmuş mu ağabey?" diyecek kadar alçakgönüllü davranan Emre'den...

Dün iki Sabah PAZAR arasında gittim geldim... Doğru söylemek gerekirse; ikincisine bittim... Onda ne krizin eseri, ne politikanın çirkin yüzü, ne de kriminal haberlerin iticiliğini gördüm...

Sakın ola ki, gazeteleri, fotoğraflarını gördüğünüz, yazılarına göz gezdirdiğiniz anlı şanlı isimlerden, kişilerden ibaret saymayın... Bir katilin fotoğrafına bakarken o fotoğrafı çekmek için itilmeyi, hatta dövülmeyi göze alan muhabiri hatırlayın... Bizler ve sizler gibi otobüs kuyruğuna giren, minibüste arabesk dinleyen, Kemal Sunal'ın Hababam Sınıfı filmini izleyen gazetecileri kınamayın, "Bizlerden birisin" diyerek alkışlayın... Tıpkı Orhan Vural ve Emre İskeçeli gibi...

***
SON SÖZ: Sabah PAZAR işte böyle bir gazete... Bu gazetenin mürekkebi alın teri... Kelimeleri Mesnevi... Altına imzasını atanlar ise Orhan Vural ile Emre İskeçeli...

Uyanık Bakan!
Vakıf kurma modasına Çevre Bakanı Fevzi Aytekin de katıldı... Türkiye Çevre Vakfı'nı kuran Aytekin, önce Resmi Gazete'de bir tebliğ yayınlayarak, emisyon pullarının basımını il çevre vakıflarından Türkiye Çevre Vakfı'nın tekeline aldı...

Bununla kalmadı; illerdeki çevre vakıflarının bütün yetkilerini de kendi vakfına topladı... Yetmedi; sermayesi devletten olmak üzere vakfına bağlı bir şirket daha oluşturdu...

Sonuçta ne mi oldu?

Ankara, İstanbul, İzmir, Adana gibi illerin valilikleri çevre yatırımlarında, tarihi eserlerin onarımında kullandıkları 300-500 milyar liralık gelirden mahrum kaldı...

Çevre Bakanı, kurduğu vakıf sayesinde parayla oynarken, illerdeki çevre vakıfları beş kuruşsuz kaldı...

Ankara'dan mektup var
Devlet nerede mi?" başlığıyla kaleme aldığınız 20 Aralık 2001 tarihli yazınızı zevkle okudum. Olaylara gerçekçi, objektif ve tutarlı yaklaşımınızdan dolayı sizi kutluyorum. Maalesef her afet ve kaza sonrası verilen haber ve yorumlarda özellikle devlet kurumları haklı-haksız bir çok eleştiriye muhatap olmaktadır. Özellikle basın ve medyada yapılan eleştiriler çoğu zaman çarpıcı olma ve reyting yükseltme adına maksadını aşmakta, böylece kamuoyunun tamamen önyargılı olarak oluşmasına zemin hazırlamaktadır.

Yazınızda konu ettiğiniz "İstanbul'un kara kışa teslim olmasının" ardından verilen haber ve yorumlar gerçekten ibret verici. "Devlet nerede" sloganıyla özetlenen eleştiriler, hiçbir zaman devletin yıpratılmasına veya devlete karşı husumet duygularının oluşmasına zemin hazırlayacak bir mahiyette olmamalıdır. Bu tarz eleştirinin hiç kimseye bir faydası yoktur.

Yazınızın "Son söz" bölümünde belirttiğiniz şekilde, medya elbette ki eleştiri yapmalı, ancak; bunu yaparken doğruluk, dürüstlük ve tarafsızlık gibi en temel mesleki ahlak kurallarına da riayet etmelidir. Bu yapıldığı takdirde zaten içimizden biri olan devlet görevlileri de işlerini şevkle yapacak, böylece eleştiriler, sorunların çözümü ve sıkıntıların aşılmasında da itici bir güç olacaktır. Kusuru hep başkasında veya devlette arama mantığıyla bir yere varmak mümkün değildir.

Yazınızda belirtilen "Taş atan yol" bölümüyle ilgili olarak, gereğinin yapılması ve tarafınıza yazılı olarak bilgi verilmesi için, Karayolları Genel Müdürü Sayın Dinçer Yiğit'e talimat verilmiştir. Bu vesileyle değerli görüş ve eleştirilerinizden dolayı size tekrar teşekkür eder, çalışmalarınızda üstün başarılar dilerim.

Bayındırlık ve İskan

Bakanı Abdulkadir Akcan

Fıkra

Dargınlık!
Fadime ile Temel, uzun süredir evliler... Boy boy da çocukları var... Fakat evliliğin ilerleyen yıllarında ipe sapa gelmez küskünlükler yüzünden yataklarını ayırmışlar... Durumu bilen arkadaşı, kahvede sohbet sırasında sormuş:

- Sen Fadume ile hala dargin duraysun değil mi?

- He! Darginuz...

- Peçi, canun Fadume'yi isteyinca ona nasil soyleysun?

- Islik çalayrum daa...

- Peçi, Fadume'nun cani isterse?...

- O da celip, "bana ıslik mi ettun" diye sorayi...

Teleon'a mühür!
Teleon, RTÜK tarafından 7 gün kapatıldı... Gerekçe; gösterilen filmler...

Nasıl filmler mi?

İşte birkaçının ismi; siz anlayın...

Sanal Seks - 1, Lolita 2000, Karamela Sepeti, Zevkin Doruğunda, Zevk Sanatı, Amatör Kızlar...

Ne dersiniz?

RTÜK'ü yuhalayalım mı, alkışlayalım mı?

Halkın sütunu

Affın sonu rezalet
Sel baskınlarında 12 kez çıkan imar affı ile çarpık şehirleşmenin büyük payı var. Mevcut yönetim gerekli gayreti gösteriyor. Herkes elinden geleni yapıyor, ancak bazı çarpıklıklar kıyamete kadar düzelmez. Burhan Özfatura (İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı)

İDO'da saçmalık
İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmesi'nin Yenikapı iskelesinden feribota binerken park ücreti alınmıyor. Ancak Bandırma İskelesi'nde araç başına 500 bin lira park ücreti kesiliyor. Uygulamanın iki iskelede de aynı olması gerekmez mi? Kaan Kurşu

KİPTAŞ çilesi
Sarıyer KİPTAŞ konutlarında sorunlar bitmiyor. Aidatlar artırılmasına rağmen Sarıyer ile bağlantıyı sağlayan servisler çalıştırılmıyor. Belediye de bir türlü otobüs seferi koymuyor.

Ahmet Durusoyn

Hay ağzını ÖPEYİM!
İrlanda 100 yıl önce Türkiye'nin açlıktan kurtardığı bir ülke... Bugün bizim ailelerimiz ümit için o ülkeye gidiyor.. Sonra da TIR içinde bağıra bağıra can veriyor...

(LDP lideri Besim Tibuk)

DOĞRU SÖZ
Sevgiye karşı sevgi isteyen, bu alışverişte acıdan başka bir şey elde edemez...



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır