Bir sandık ekmek
İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, Almanya İçişleri Bakanı ile konuşuyordu... Söz bir ara "Kara Ses'ten... Kaplancılar'dan" açılınca...
Yücelen dedi ki:
- Bunların El Kaide ile... Taliban ile... Usame bin Ladin ile temasları var.
Alman Bakanı "doğru mu" dercesine, yanındaki "Alman yetkililere" bakınca...
Rüştü Kazım Yücelen çantasını açtı.
Bir "dergi" çıkardı.
13 Şubat 1997 tarihli, "Ümmeti Muhammet" dergisi.
Kaplancılar'ın "yayın organı."
Ve "sayın meslektaşım" dedi:
- Bu dergi Almanya'da... Sizin topraklarınızda basılıp dağıtılıyor... Okumamı ister misiniz?
***
- ....... Cuma sabahı hazırlıklarımızı tamamlayarak, Afganistan'a geçtik... İlk olarak Celalabat şehrinde, Şeyh Mevlevi Yunus Halis'i ziyaret ettik... Kendisine halifenin Sulh Mektubu'nu, Dava Dilekçesi'ni, Hilafet ve Halife kitabını verdik.
***
-........ Daha sonra aynı şehirde, aslen Yemenli olan, Suudi vatandaşı, Usame Bin Ladin kardeşimizin karargâhına gittik... Amerikan düşmanı Usame Bin Ladin kardeşimizi dinlerken gözlerimiz yaşardı... Söz dünya Müslümanlarından açılınca... Ladin kardeşimiz Türkler'e sitem ediyordu... Geceyi Ladin'in karargâhında geçirdik.
***
Ümmeti Muhammet Dergisi'ndeki yazıda "Kaplancılar'ın, Afganistan ziyareti" uzun uzun anlatılıyordu.
Yücelen, dergiyi "Alman Bakan'ın" önüne koydu:
- Buyrun, sizde kalsın... Türkiye bu konuda Almanya'yı çok ikaz etti.
Alman Bakan'ın tepkisi:
- Haklısınız Sayın Yücelen... Bundan sonra işbirliği içinde olmamız gerekiyor.
- Teşekkür ederim sayın meslektaşım... Buraya geçmişi kurcalamak için gelmedim... Bu dergiyi size okumamın sebebi ise... Geçmişten ders almak için.
- Size hak veriyorum Sayın Yücelen.
- Sayın meslektaşım... Bize hak vermekte keşke bu kadar geç kalmasaydınız.
***
Konu "Metin Kaplan'ın iadesine" gelince...
Rüştü Kazım Yücelen "uzun bir konuşma" yaptı.
Bu konuşmadan bazı bölümler.
* Metin Kaplan'ı bize iade edip, etmemeniz çok da önemli değil.
* Siz onu cinayete tahrikten tutukladınız... Oysa onların amacı cinayetin çok ötesinde... Onlar dünya düzenini değiştirmeye çalışıyorlar.
* Biz terörle mücadelede tecrübeliyiz.
* Otuz beş bin şehit verdik... 150 milyar dolar harcadık... Ve bölücü terörün üstesinden geldik... Bunu başaran Türkiye ne Kaplancılar'dan çekinir ne de Hizbullah'tan.
* Sayın meslektaşım... Biz daha önce ağaçtan düştük... Ağır bir bedel ödedik... Şimdi sizin de... Başkalarının da ağaçtan düşmesini istemiyoruz... Onun için sizi uyarıyoruz.
Almanya İçişleri Bakanı, ziyaret sonrasında, Rüştü Kazım Yücelen'e bir "sandık" hediye etti.
Sandığın içi "ekmek doluydu."
"Sayın Yücelen" dedi:
- Ekmek kutsaldır... Dostluğumuz bu temele otursun... Size bir kutu da tatlı armağan edeceğim... Benim seçim bölgemin tatlısı... İlişkimizin tatlanması için.
***
Rüştü Kazım Yücelen de Alman meslektaşına "çini" ile "telkâri" verdi:
- Bu çini, tarihidir... İlişkimizin derinliğini simgeler... Telkarideki ince tellerin birbirine geçişi ise... Birbirimizden kopmamamız gerektiğinin işaretidir.
***
Dün İçişleri Bakanı Yücelen ile konuştuk.
"Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak... Almanya bizimle işbirliği yapacak... Almanya İçişleri Bakanı'nı davet ettim... Bahar'da Türkiye'ye gelecek" dedi.
***
Bizce de hiçbir şey "eskisi gibi olmayacak."
Ama "çifte standartlı Batı", Yücelen'in söylediği gibi, keşke "gerçeği daha önce görebilseydi."
Ve teröre "yardım ve yataklık" etmeseydi.
|