

Üç aynalı çirkef oda (*)
Kitabın adı: Üç Aynalı Kırk Oda
Kitabın yazarı: Murathan Mungan
Kitap haftalarca Türkiye'nin en çok satan kitapları arasında yer aldı
Listenin üst sıralarını, en çok satan başlığı altında işgal etti.
Gazetelerin kitap eklerinde tanıtım yazıları çıktı.
Kimi kitap eleştirmenleri ise bu kitapla ilgili övgü dolu satırlar
yazdılar
Oysa
Kitabı, "Aynalı Pastane'nin aynasına dikkat et, dedi yazar. En
güvenilmez hikayeler, aynalara fazla bakanların başından geçer. Ama,
hesabın kuvvetli senin, rakamlarla aran iyi. Hayallerin seni fazla
kışkırttığında, hemen toplama çıkarma yap, iyi gelir, dünyaya
dönersin"
Ya da "Herkes seni gördüğünü sanır, sen de rahat edersin. Kasada
oturan kız gibi! Herkes kasadaki kızı görür, ama kimse tanımaz" gibi
satırlarına bakıp, benim gibi satın alıp okuyanlar için netice tam
anlamıyla bir hayalkırıklığıydı
Çünkü kitapta "müstehcen"lik bir yana "müstekreh", yani "iğrenç
ötesi" satırlar vardı
MÜSTEKREH SATIRLAR
Ortaya konulan iğrençliği birebir aktarmam mümkün değil. Ben o
bölümleri bu yazıda nokta nokta diye geçiştirmeye çalışacağım
Bu anlamda kitapta "Gece Elbisesi" başlığı ile yer alan bölümden,
298'nci sayfadan müstekreh birkaç satır
"GöÉ siÉ ulan!" diye bağırdığında duyduğu şaşkınlık, şimdi babasından
ve Oya'dan ne kadar iğrenirse iğrensin, Oya'nın göÉ siÉ olmasına
ilişkin cümlelerinin yaratacağı olası etkiyi hafifletmişti. Bu artık
çözülmüş gizdi onun için ama, Oya'nın dinlediği telefonlar, bütün bir
hayata yayılan çok daha yıpratıcı meraklar ve gizler barındırıyordu."
Aynı hikayeden iğrenç birkaç satır daha
"Gördüğü ilk cinsel ilişki resimleriydi bunlar. Bir yetişkin erkeğe
ait siÉ kalkmış halini ilk kez o fotoğraflarda görmüştü. Kendi önünde
cansız, ölü, küçük bir et parçası gibi duran, büyüklerin kimi tatsız
şakalarında 'bamya' diye takıldıkları o sevimsiz şeyi kopartırcasına
çekiştirip durdu. Kendi önündeki bu ölü et parçasını istemiyordu.
Ali, kendi siÉni değil, başkalarının siÉni istiyordu.
SÖZDE EDEBİYAT
Kitabın 314'üncü sayfasında yazar "Cinsellik herkesin cinnetiydi"
derken, 324'üncü sayfada "Hem yabancıydık, hem kim olduğumuzu çok iyi
biliyorduk dedi. Fısıldaşır gibi siÉ, dedi. Hiçbir şeyden değil,
kalbimizin çarpıntısından sarsılıyordu yatak, yatak dedi" diye
yazıyor.
Üç Aynalı Kırık Oda'dan birkaç pasaj daha
329'uncu sayfadan..
"Geceleri yatağa girdiğinde, kıçını sıkmayı öğreniyor. Deliğini
sımsıkı sıkarsa, böyle bir şey hiç olmayacak. Hiç kimse üzülmeyecek
diye yorgun düşene kadar kıçını sıkarak fısıldaya fısıldaya uyuyor."
Sayfa 365
"Sabaha kadar kendini defalarca siÉtirdi. Hiçbir şey değil, ancak
aÉnın acısı, onu gerçekliğine inandırmıştı. Sabah uyandığında,
kendini bütünüyle Aliye Suzan olarak bulmuş ve hakkında bütün
kuşkuları dinmişti"
Kitapta bu ve benzeri pasajlar en iğrenç şekliyle yer alıyor.
Charles Bukowski'nin kitaplarına özenti pasajlar bunlar
Bu satırlar her şeyin en çıplak, en iğrenç haliyle okuyucuya
yansıtılmasını amaç edinen, sözde bir edebiyat akımının uzantısı
olarak yer almış kitapta
Olabilir Bu tarz kitapları yazmaktan ve yazılanları satın alıp
okumaktan hoşlananlar olabilir.
Buna diyecek bir şeyim yok!
Benim asıl merak ettiğim marjinalliğin sınırları içinde kalması
gereken bir kitabın adı, nasıl oluyor da Türkiye'nin en çok satan
kitapları listesinde haftalarca yer alabiliyor?
En üst sıraları işgal edebiliyor?
Kim ya da kimler bu müstekreh satırları, okuyucunun gözünden kaçırıp,
Mungan'ın bi kitabını satın almasına yol açabiliyor?
Bana göre üzerinde ciddi olarak düşünülmesi ve cevabının mutlaka
verilmesi gereken bir soru bu!
POPÜLER & VÜLGER
Merak ediyorum, gerçekten bu kitabı para verip satın alanlar, kitabın
içinde yukarıya aldığım satırların yer aldığını biliyor olsalardı, bu
kitabı satın alıp okumak isterler miydi?
Sanmıyorum
İhtimal vermiyorum
Yusuf Ziya Ortaç'ın genç mizah yazarlarına verdiği "Müstehcenlikle
müstekrehlik farklı şeylerdir. Müstehcenliğin hoşa giden bir yanı
vardır, ama müstekrehlik ise iğrençliktir" öğüdünde olduğu gibi
düşünüyorum.
Bu anlamda Mungan'ın "Üç Aynalı Kırk Oda"da ortaya koyduğu ve
"Popüler" kültüre ait olduğu sanılan söylemini
"Popüler"likten uzak "Vülger"liğe yakın bulduğumu söyleyebilirim...
Çünkü "Popüler"lik ve "Vülger"lik farklı kavramlardır.
Popülerlik ciddi anlamda bir emeği, belli kalitede bir çizgiyi, bir
tavrı, bir tarzı yakalamayı gerektirir.
Vülgerlik ise aynı noktaya, adiliği, bayağılığı savunarak, dibe
vurmuş bir ahlaki çizgiyi devam ettirerek gelmeyi amaçlar.
Mungan'ın kitabı da, o kitapta yeralan satırları da, edebi bir
eserden ziyade, dibe vurmuş bir adamın ruh halini ve okuyucusuna olan
saygısını yitirmiş bir kalemin hezeyanlarını yansıtıyor
Hepsi bu!..
(*) Bu yılın başlarında ALFA yayınları arasında çıkan "ŞİMDİ DOMUZLUK
ZAMANI" kitabımdan alınmıştır...
|