kapat
22.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Edebiyat çalışılmaz, sevilir

En net, en açık ifadeyle başlayayım: Lise edebiyat derslerinde asıl önemli olan ne okuttuğun değil, nasıl okuttuğundur!..

Aslında bütün dersler için geçerlidir bu kıstas.

"Bu ne saçmalık!" deyip solucanın sindirim sistemini öğrenmeyenlerin kendi mide ve bağırsaklarının ne işe yaradığını bilemeyen bir kuşak oluşturmaya başladığını gördükçe bu kıstasın önemini daha çok kavrıyorum.

***
Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu yeni edebiyat kitaplarıyla ilgili toplantıda "eğitimin miladı"nı değiştirme kararı alındığını açıkladı. Bakan "Cumhuriyeti milat olarak kabul ettiklerini, edebiyat öğrenimine de Cumhuriyet dönemi edebiyatıyla başlayacaklarını" belirtti.

Yani öğrenciler aruz vezninin kalıplarını ezberlemeye çalıştıkları Divan Edebiyatı dersleriyle başlamayacaklardı öğrenime... Ayrıca Cumhuriyet edebiyatı dersleri de güncelleştirilecekti. Ve Orhan Pamuk, Adalet Ağaoğlu gibi çağdaş yazarlar da müfredata katılacaktı.

Bir gürültüdür koptu!

Kimi tutucular "gaflet, hıyanet" perspektifinden yaklaştı karara. "Nasıl olurdu da, Divan Edebiyatı yok sayılır, edebiyat tarihi parçalara ayrılırdı?"

Kimi uçucular "Yalnız Batı Edebiyatı okunsun!" dedi.

Kimisi "devrim" saydı kararı.

Kimisi "edebiyatın altından kalkamayacağı kadar siyasi" buldu.

Fakat sanırım arada edebiyat öğreniminin incelikleri ve hedefleri unutuldu gitti...

"Fuzuli'yi yok mu sayacağız" diye haykırarak işi abartanlar neden şu gerçeği kabul etmiyorlar: Öğretmen de öğrenci de Fuzuli'yle ilgilenmiyordu ki zaten...

İlgilenilen"Failatün failün"dü; Fuzuli'nin ne dediği değil!

Aruz kalıplarından iyi sınav sorusu çıkıyordu çünkü; şiirin, hikâyenin anlamı gibi "idare"nin huzurunu kaçıracak alanlara girilmiyordu...

Ne oldu?

Nedim, Şeyh Galib denilince içi bulanan kuşaklar çıktı ortaya. Hatta "edebiyat" denilen her şeyi boş kalıplar sanan insanlar çıktı bu eğitim öğretimden...

Şimdi çağdaş edebiyat okutulurken de, aynı mantıkla yaklaşacaksak, yazık!

Öğretmen tartışmaktan kaçacaksa, yazarların paragraflarını aynen ezberletmeyi edebiyat öğretimi olarak kabullenecekse "devrim" daha başta kendi çocuklarını yiyecek; öğrenciler hiç bilmedikleri bu yazarların da Divan şairlerinden beter "akla ziyan" olduklarına kanaat getireceklerdir...

Sonra ayıklayın bakalım güzel duygular, güzel düşünceler, güzel sanatlar pirincinin içindeki taşları!..

***
Edebiyat öyle bir şeydir ki, dersi bile çalışılmaz. Çalışıldı mı, keyfi kaçar (ki bizim çalışmadan anladığımız zaten ezberlemektir!) öğrenilmez, sindirilmez hale gelir...

Edebiyat sevilir. Sevilerek öğrenilir.

İster Divan Edebiyatı, ister Cumhuriyet dönemi edebiyatı! Severek ve anlayarak yaklaşmadıktan sonra, boş iş!

ALTYAZI
Rahip: Tanrı'yla aran nasıldır?

Cane: Bir zamanlar inanırdım.

Rahip: Ne oldu?

Cane: Farklı görüşlere sahip olduğumuz ortaya çıktı. Ben, karım ve kızımın yaşaması gerektiğini düşünüyordum. Onun fikri aksi yöndeydi.

(Peter Hyams'ın 1999 yapımı Schwarzenegger'li filmi End of Days'den çarpıcı bir diyalog)



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır