Takke düştü kel göründü
150 milyar gömülen Deprem Anıtı'nı eleştirip, "Bu ne anıtı?" diye sorduğumuzda başta Bolu Valisi olmak üzere bazı köşe yazarları üzerime hücum etmişti... Hatta Hıncal ustam, "Deprem Anıtı" diyerek kaleme aldığı bir öykü ile bu anıtın gerekliliğine dikkat çekip, beni eleştirmişti... Oysa ben o gün bu köşeden; "Tabii ki depremde can veren vatandaşlarımızı unutmayacağız, yaşadığımız felâketi ve onların isimlerini anıtlaştıracağız... Ama önce geride kalanlara insan gibi yaşama imkanı tanıyarak... 40 bin kişiyi 2 yıl tahta barakalarda tutmayarak... Binlerce kişinin hâlâ çadırda çile doldurmasına seyirci kalmayarak" demiş ve eklemiştim:
"Bence o anıt depremi değil, devletin ilgisizliğini simgeliyor..."
***
Ne yazık ki haklı çıktım... Deprem anıtının tabanı çatladı... Altındaki deprem müzesi kar suları altında kaldı... Düşünün; deprem felâketini hatırlatacak, güvenli yapılar inşa edilmesi gerektiğini beyinlere sokacak Deprem Anıtı, müteahhit demirden, çimentodan çaldığı için çatlıyor... Dün bu anıtı savunanların bugün sesi çıkmıyor...
Ne dersiniz Vali bey? Ne dersin Hıncal ustam?
Bu kafaların, bu hırsızların böyle bir anıtı dikmeye hakları var mıymış?
Ve hâlâ binlerce depremzedenin sığındığı çadırların üzerine kar yağarken, bebeler, dedeler, nineler soğuktan titrerken.
Olmadı!
Milliyet'te bir haber: "3 milyar maaş alan bazı milletvekillerinin çocukları, Kredi ve Yurtlar Kurumu'na başvurup yoksul öğrencilere verilen kredileri cebe indirdi!.."
Peki kim bu milletvekilleri?
Haberde yok!
Yani haber eksik, topal, ayağı yere basmıyor... Üstelik 550 milletvekilinin tümünü zan altında bırakıyor... En önemlisi; Abdi İpekçi'nin gazetesine böyle haber yakışmıyor...
Milliyet'in görevi ve gazeteciliğin gereği bu isimleri açıklamak...
MHP'ye haksızlık!
Medyada yeni bir moda başladı; MHP'li bakanlara saldırmak... Kelimenin tam anlamı ile yargılamadan darağacı kurup asmak... Üstelik bunu belli hesaplar için değil, dürüstlük adına yaptığını savunmak...
Örnek mi?
Çiftçinin alın terinin bedelinin verilmesini isteyen Tarım Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp'i neredeyse ekonomik krizin sorumlusu yapmak... Yerli tohumlara Türk isimleri vermesini "kafatasçılık" olarak yorumlamak... Bir kenti ziyareti sırasında kendisi için kırmızı halı serilmesini halka "skandal" gibi sunmak...
Bir başka örnek;
Sağlık Bakanı Osman Durmuş'un her yaptığını, her icraatını yerden yere vurmak.. Her sözünü alay konusu yapmak... 300 araçlık konvoyla gezen siyasileri görmezden gelip, 10 araçlık konvoyla karşılanan Durmuş'u "Tasarruf genelgesini çignemekle" suçlamak... Hastanelerdeki, sağlık ocaklarındaki tüm iyileşmeleri yok saymak, sedye bekleyen bir hastanın fotoğrafını "Rezalet" başlığı ile manşete taşımak...
Medya haksızlık ediyor... MHP kanadının sessizliğini güçsüzlük olarak görüyor... Bence ayıp ediyor!
ALKIŞ
ABD Başkanı Bush'a mektup yazarak Türkiye'nin tüm borcunun silinmesini isteyen 9 Musevi örgüte...
Fıkra: Şansa bak...
Genç kız, sevgilisine telefon açmış:
- John, seni çok arzuluyorum. Ne olur bu hafta sonu bize yemeğe gel. Seni bizimkilerle tanıştırayım. Sonra da ders çalışma bahanesiyle benim odama çıkar, doya doya sevişiriz...
John hemen bir eczaneye koşmuş:
- Bu hafta sonu önce bir aile yemeği, ardından ateşli bir aşk yaşayacağım. O yüzden iyisinden iki adet prezervatif istiyorum...
Babacan eczacı, mahcup delikanlının istediklerini vermiş, sırtını sıvaylayıp yolcu etmiş. John, hafta sonunda bir büyük buket çiçekle sevgilisinin kapısını çalmış. Kapıyı Mary açmış. John'u doğrudan yemeğe almış. Delikanlı çok mahcup biçimde masaya oturmuş... Mary'nin anne babasının yüzüne bir baktıktan sonra başını önüne eğmiş. Başlamış dua etmeye. Ancak dua bir türlü bitmiyor. Sonunda Mary dayanamamış, fısıltıyla:
- Senin bu kadar dindar olduğunu bilmiyordum John...
John, adeta inlemiş:
- Ben de babanın eczacı olduğunu bilmiyordum...
34 UN 1901
Büyükşehir Belediyesi Zabıta Müdürlüğü'ne ait bu aracın direksiyonuna kurulup, yanına kucağında çocuğu ile tesettürlü eşini alıp şehir turuna çıkan kişiyi merak ediyorum... Acaba Başkan Ali Müfit Gürtuna da merak eder mi?
SORUYORUM
Devlet Bakanı Yılmaz Karakoyunlu'ya 3 kısa sorum var... Eğer yanıtlarsa aynen yayınlayacağım...
1. Özelleştirme İdaresi'nin bugüne dek gideri ne kadardır? (Maaş, harcırah gibi)
2. Özelleştirme İdaresi'ne bağlı kurumlarda toplam kaç genel müdür, genel müdür yardımcısı çalışmaktadır...
3. Yine bu kurumlarda kaç adet yönetim kurulu üyesi vardır? Bu üyelerin meslekleri nedir? Arasında terzi ve berber var mıdır?
Hay ağzını öpeyim!
Tane ile ilaç satmak gibi komikliklerden medet umarak Türkiye'yi kurtaramayız...
(ANAP Genel Başkan Yardımcısı Erkan Mumcu)
Köşk'ün sırlarını kitaba döken gazeteci-yazar Cüneyt Arcayürek de, kendisine "ispiyoncu, müzevir, köstebek" diyen Demirel de ayıp etti..
DOĞRU SÖZ
Akıllı insan için her gün yeni bir hayattır...
|