kapat
21.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Futbolun kamburları

Görsel ve yazılı basının ortaklaşa bir deklarasyon yayınlayarak, G.Saray Kulübü'ne teşekkür etmesi lazım. Bu kadar durağan giden gündemde bir haftadır manşetlerde G.Saray var.

Futbolcu profesyonel. Yani bu işten para kazanıyor. Herşeyiyle ama herşeyiyle futbolun temel taşı. O oynamazsa sistem durur. Tamam, ona dayalı sistem de olmaz. Ama onun şahsiyeti ile oynayamazsınız. Hepsi iyi çocuklardır. Bakın çocuklardır diyorum. Bazen kulağını çekeceksin, bazen sırtını sıvazlayacaksın. Ama hayatında topu dürtmemiş, seyirci dolu bir sahaya çıkmamış, düdük çalmamış, hasbelkader bir yerlerden açık bularak ya basının içine girmiş ya da ekonomik düzenin çarpıklığından yolunu bulup, zengin olmuş tipler geliyorlar, takımlarda futbolun patronu oluyorlar.

Başlıyorlar futbolcuya, teknik direktöre, hakeme konuşmaya. Hiç olmazsa hadlerini bilip, neyi konuşmayacaklarını bilseler büyüyecekler. Konuştukça batıyorlar, battıkça hâlâ konuşuyorlar. Aslında fena da olmuyor. Gazete sütunlarından veya televizyonlardan her tarafa sallamak kolay. İş icraata gelince fiyasko. Çünkü bunların futbolcunun hayatı ile onların iç dünyası ile uzaktan yakından bir ilgileri yok.

Arada ilkelerden bahsediyorlar. Yöneticiliğin ana ilkesi önce susmaktır. Sonra gene susmak, eğer gerekirse en sonunda, o da tek cümle konuşmak.

G.Saray camiası olanları hayretle izliyor. Etrafta konuşulanları dinliyorum, inanılmaz şeyler. Bakalım işin sonu nereye varacak.

Fatih Altaylı, Faruk Süren için de çok şey söylemişti. Sonunda bir odaya girdiler kuzu kuzu dışarıya çıktı! Şimdi sırada Mehmet Cansun var. Bakalım seçimlerde onun için konuştuklarını, "Göreceksiniz neler yapacağım, neler açıklayacağım" dediklerini hep beraber izleyeceğiz. Veya işin sonunda o meşhur cümle gelecek, cankurtaran cümle: "G.Saray'ın yüksek menfaatleri için susmayı tercih ediyorum."

Aslında bu işin tek suçlusu futbol federasyonu! Altı yabancı futbolcu kararı çıkarttılar. Acele toplanıp, kulüplerin yönetim kurullarının tamamının yabancı yöneticiler tarafından kurulması maddesini getirmeliler!

Bu yazıyı saklayın
Sezon başından beri küfürden dolayı maçların tatil edilmesi yönetmeliğinin yanlış olduğunu ikaz ediyorum. İki anonstan sonra hakem soyunma odasına gidecek, kulüp yetkililerini çağıracak. Bu başkan da olabilir futbol şube sorumlusu da yönetici de...Yönetmelik böyle diyor.

Peki, işte son Orhan Erdemir olayı. Soyunma odasına gidiyor, haklı olarak İlhan Cavcav da onun odasına. Yani yönetmelikler gereği! Ha, öyle bir ortamda bir başkan veya yönetici neler söyler? İşte bütün hikaye burada. Halbuki hakem bu yetkililere, "Arkadaşlar tekrar sahaya çıkıp maçı başlatacağım. Ama olacak bir küfürde maçı bitireceğim, raporu yazacağım ve gereğini futbol federasyonu yapacak" diyecek!

Ama kazın ayağı tabii ki böyle değil. "Kulüplerden biri hakeme para teklif etti, hakeme silah çekildi, hakem tehdit edildi" veya "Hakem dövüldü" gibi tonla senaryo üretildi. Ya da günün birinde bunlar hakikaten olacak. O zaman ne yapacaksınız? Arkadaşlar, bütün olaylar sahanın içinde kamuoyunun önünde olur. Hakem düdük çalıp, gittikten sonra bir daha gelmemeli. Eğer bu yönetmelik devre arasında değiştirilmeden aynen devam ederse ikinci yarı neler olacağını hep beraber göreceğiz. Onun için bu yazıyı kesin, bir yere iğneleyin.

Geç oldu ama
Şenol Güneş ilk defa düzgün şeyler söyledi. Bu takımın Dünya Kupası'ndan sonra eksileceğini, yeni isimler bulmanın mecbur olduğunu dile getirdi. Biraz geç oldu ama olsun. Sen Avusturya ile oynadığın rövanşta devreyi 3-0 galip bitiriyorsun. Oyuna Arif'i, Sergen'i alıyorsun. Bu iki futbolcuyu da tanıyoruz, neler yapacaklarını, neler yapamayacaklarını biliyoruz. Hakan Şükür'ün şu anda Türkiye'de tek alternatifi var o da eğer olursa; Beşiktaşlı İlhan. G.Kore'den evvel oynadığımız son resmi maçtı Avusturya karşılaşması. İkinci yarı İlhan ile başlasaydın, hiç olmazsa çocuk psikolojik olarak da kendini G.Kore'ye hazırlamış olurdu.

Maşa kimin elinde?
Mehmet Tan'ı vuranlar Hâlâ bulunamadı. Tan'ı evinin önünde bir hafta takip etmişler. Kimileri bu vuranların İstanbul'dan geldiğini söylüyorlar. Ama hayrettir hâlâ bulunamadılar. Polis işin üstüne ısrarla gitse bunlar bulunur mu? Evet bulunurlar. Aslında bu vuranlar maşa. O maşayı kim tutuyor? Yoksa o mu polisin hızını (!) kesiyor?

Kıssadan hisse
Ergun Gürsoy, Yurdaşen Karahasan, Abdürrahim Albayrak. Son 20 yılda G.Saray'ın en etkin yerinde görev yapan isimler. Sarı-kırmızılılarda kendini akıllı zanneden, sahneye çıkmak istemeyen, parası çok kıymetli olan bir grup hep bu isimleri öne atarak, kullandılar. Hatta bence kullana kullana posalarını çıkarttılar, sonra da onlara "Tu kaka" dediler. Hele Gürsoy ile Karahasan, G.Saray yüzünden işlerini kaybetme noktasına bile geldiler. Aslında onların tek istekleri, görev yaptıkları takımın başarılı olmasıydı.

Şimdi aynı senaryo Abdürrahim Albayrak için sahneleniyor. Tamam; amigovari kontrolsuz hareketleri tasvip edilmez fakat son Lucescu olayında bile o beğenmedikleri Abdürrahim Albayrak en dengeli beyanatları verdi. En akıllı o konuştu. "Akıllıyım, entelim, herşeyi en iyi ben bilirim" diyenler acaba beğenmedikleri Albayrak'tan ders aldılar mı?

Aslında bu dakikadan sonra ne Albayrak'tan ne de Lucescu'dan G.Saray'a hayır gelmez. İkisi de arkadan vuruldular. Bundan sonra da arkaya bakarak gezeceklerinden önlerini göremeyecekler. Ayrıca Fatih Terim olayından en kârlı çıkan da Lucescu oldu, 1.2 milyon $'ı garantiye aldı. Artık Albayrak da verdiği paraları ufak ufak geri almaya bakar. G.Saray yönetimi de gelecek yıl yeni bir Gürsoy, Karahasan, Albayrak peşinde koşar.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır