Bir süre önce bir bankacı ile mülakat yapıyordum. Elime bir kağıt verdi.
Kağıtta halka açık bankaların ve kendi bankasının "kârları" yazılıydı.
Ama bir değil, iki kâr sütunu vardı.
"Bu ne?" diye sordum.
"Birinci sütundaki açıklanan kâr, ikinci sütundaki ise gerçek kâr" dedi.
Sütunları inceleyince şunu gördüm. Bazı bankaların açıklanan kârları ile bankacının "gerçek" dediği kârlar aynıydı. Bazı bankaların "gerçek" kârları, açıkladıkları kârların çok altındaydı.
Neden böyle? Çünkü bazı bankaların kârının bir bölümü veya tamamı finansal faaliyetlerden değil finansal mühendislikten elde edilmişti.
Doğrusu, şaşırmadım. Kuralın ne olduğunu biliyordum: Türkiye'de bankalar batabilir ama zarar edemez.
Çifte bilanço dönemi
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) faaliyete geçmeden önce birçok bankanın; bir gazetelerde halka açıkladığı, bir de Hazine'ye verdiği iki ayrı bilançosu olurdu.
Gazetelere verilen, halkın görmesi istenen bilanço idi. Hazine'ye verilen ise, gerçek olmasa bile gerçeğe daha yakın veya en yakın olan bilançoydu.
Her nabza göre bilanço verildiğini hem banka, hem (o zaman) bankaları denetlemekle sorumlu olan Hazine ve hem de bankaların murakıpları biliyorlardı. Bir oyun oynanıyordu ve bu oyunun iç yüzünü tasarrufları bankaların kasalarını dolduran halk dışında herkes biliyordu.
Yirmiye yakın banka battı. Kurulduklarından bu yana "hep kârda" olan devlet bankalarının astronomik zararları olduğunu öğrendik. Herkesin canı yandı. Eğer Hazine ve murakabe şirketleri işlerini doğru yapmış olsalardı bu felâketlerin hiçbirini yaşamayabilirdik. Daha doğrusu, şöyle söylemem lazım:
Eğer siyasi otorite, bankalardan nemalanmak yerine Hazine ve murakabe şirketlerine doğru işf yaptırmış olsaydı, yaşamayabilirdik.
Ama yaşadık.
Ben, şubat devalüasyonunun ardından gelirinin %5'ini yitirmiş bir kişi olarak, bu felâketin boşuna yaşanmamış olduğuna inanmak istiyorum.
Eğer daha temiz, daha uygar, daha hızlı kalkınan bir ülke olacaksak bir bedel ödememiz gerekiyordu. Hiçbir şey bedava değil.
BDDK otorite ise...
Peki, o zaman bankacı dostumun bana gösterdiği iki kâr sütunlu bankacılık ve onun patronu olan BDDK ve murakabe şirketleri ile ilgili olarak şimdi ne düşünmeliyim? Ne düşünmeliyiz?
Ödediğimiz ağır bedel (ulus olarak servetimizin ve gelirimizin yarısının bir anda buharlaşmasına şahit olmak) boşuna mı ödendi?
Bankalar yasal olarak hesaplarını bir muhasebe şirketine murakabe ettirmek ve bulguları açıklamak zorundadırlar.fAçıklananlarla gerçek durumun örtüşmesi gerekir. Aksi takdirde murakabe şirketi bir aldatmacanın işbirlikçisi haline gelir.
BDDK hangi bankanın (batanlar, kapatılanlar ve devlet bankaları da dahil) hangi murakabe şirketi tarafından kontrol edildiğini açıklamalıdır. Bu şirketler, eksikleri varsa cezalandırılmalıdır.
BDDK otoritesini kullanmalıdır.