Krizin Arjantin'i sürüklediği felâket manzaraları hemen akla şu soruyu getirdi:
Türkiye de Arjantin olur mu?
Bu soruya içte ve dışta bütün otoriteler aynı cevabı veriyor:
Hayır olmaz.. Ekonomik programdan sapmamak şartı ile Türkiye Arjantin olmaz.
Bunun üç temel nedeni var:
1. Maliye politikalarındaki fark.. 1999'da faiz dışı kamu kesimi açığının milli gelire oranı yüzde 2 idi. Ek vergiler ve tasarrufla bu rakam yüzde 5.5 fazlaya dönüştü. İki yılda yüzde 7.5 mali düzeltme sağladık. Arjantin bunu yapamadı.
2. Arjantin'den farklı olarak dalgalı kura geçmemiz, şok anında bize emniyet sağladı. İç talep düştü ama dış talepte artış oldu.
3. Aslında ek vergiler, kamu harcamalarının kısılması, devalüasyon ve dalgalı kur, Türkiye'ye Arjantin'den daha derin bir kriz getirdi. Ama biz ayaklanmadık..
11 Eylül desteği
Devlete saygı geleneğimiz mi dersiniz, yoksa tepkisizlik zaafı mı; her neyse, bu olumlu fark yarattı.
Şimdi iki kriz ülkesinden Arjantin yağma ve isyan ortamında sıkıyönetime sürüklenirken Türkiye, sabrın sonundaki selâmetin ümit ışığını görebiliyor.
Tabii, 11 Eylül kâbusunu alt edebilmek için İslâm dünyasına gösterilebilecek "tek örnek ülke"nin Türkiye olması da etkili oldu.
Bir ülkeye yüz senede bir bile isabet etmeyecek bir piyangodur.
Bu tarihi şansı abartmadan, kötüye kullanmadan değerlendirmemiz gerekiyor.
Amerika'daki Musevi kuruluşları Türkiye'ye ek yardım yapılması için Başkan Bush'a ortak bir mektup verdiler.
Yardımın borç silinmesi, ticari kolaylıklar ve IMF'den yeni destekle sağlanabileceği belirtilen mektupta "Biz inanıyoruz ki böyle bir değerlendirme uygundur ve zamanıdır" denildi.
İstemeyi bilmek
Türkiye'nin ekonomik krizi aşarak sosyal ve siyasal istikrara kavuşması, tarihin hiç bir döneminde bu kadar Batı dünyasının da ortak çıkarı durumuna gelmemişti.
Seçim kaygısı ile siyaset rayından çıkmadığı, reform adımları hızla, cesaret ve özveri ile atıldığı takdirde Türkiye özlediği geleceğe kavuşabilecektir.
Başbakan Ecevit'in Washington'a davet edilmesi, altın bir fırsat sunuyor. Ecevit'in bu ziyarette göstereceği müzakerecilik performansı çok önemli.
Dünyanın Türkiye için hak gördüğü şeyleri istememek tok gözlülük veya onurlu dış politika değildir.
Artık alacağımızı istemeyi bilelim!