kapat
21.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Hükümetin yakaladığı şans

Türkiye ile Arjantin dünya kamuoyunda uzun bir süre birlikte anıldı. Şimdi Arjantin yolun sonunda. Bizim kaderimiz 11 Eylül ile döndü. Artan stratejik önemin etkisiyle IMF'nin desteğini aldık, 10 milyar dolarlık kredi sağladık. Bu bize 2002 yılı için devlet borçlarının ödenebilmesi olanağını verdi. Temel sorun bu şekilde bir yıl sonraya ertelenince, ona bağlı tali sorunlar da hafifledi. Türkiye altın değerinde bir zaman kazandı. Bunun süresi altı ayla sınırlı. Çünkü Hükümet doğru adımları atamazsa, yılın ikinci yarısında bir sonraki seneyi nasıl çıkartacağımızı düşünmeye başlayacağız. Eğer çıkış yolu kapalı ise bir sonraki yılın karanlığı önceden basmış olacak.

Bu açıdan kazanılan 6 aylık zamanda Türkiye'nin borçlarını IMF'den yardım almadan çevirebilir duruma gelmesi gerekiyor. Aksi taktirde bizi nelerin beklediğini kestirebilmek için ille de Arjantin örneğini görmemiz şart değil.

* Ya ev ödevleri- Borçlarımızı çevirebilir duruma gelmemizin yolu kamu kesiminin küçülmesinden geçiyor. Bunun için Hükümet bir yetki yasası çıkartacak. Küçülmenin somut adımlarını atarken devletin borçlanmasına çeki düzen verecek bir Borçlanma Kanunu'nu yapacak. Harcamalarını daha etkin yapabilmek, yolsuzluğu önleyebilmek için Devlet İhale Kanunu'nu yenileyecek. 2002 yılını kurtaracak yeni IMF mali yardımının alınması Hükümet'in önümüzdeki haftalarda atacağı adımlara bağlı olacak. Yani Türkiye önce ev ödevlerini yapacak sonra dış krediyi alacak. Bu da büyük ölçüde ocak sonu gibi netleşmiş olacak.

Kamu borçlarının 2003'te de sorun olmaktan çıkabilmesi için, bütçenin 2002 yılında hedeflendiği gibi, milli gelirin yüzde 6.5'i düzeyinde faiz dışı fazla vermesi lazım. Bu da vergi gelirlerini belli ölçüde artırmayı, yani ekonominin bir ölçüde canlandırılmasını gerektiriyor. Devlet ekonomide küçülecek ancak bunu yaparken de topluma öyle bir umut verecek ki, meydana gelen boşluğu özel sektör doldursun ve ekonomi vergi ödeyecek bir canlılığa kavuşsun.

* Ya da uçurum- Krizi bir türlü durduramadığı için TÜSİAD'ın deyimiyle "siyasi mefta" olmaya doğru giderken 11 Eylül sonrasında hayata dönüşte Hükümet yeni bir şans yakaladı. Türkiye ile birlikte kendi kaderini de döndürecek bu şansı şimdiye kadar kullanmasını bildi. Ancak birinci programın uygulanması da çok iyi başlayıp yine Hükümet'in kendisinin işleri savsaklaması ve uçurumun kenarında kavga etmesinden dolayı hüsranla sonuçlanmıştı.

Şimdi de uçurumun kenarından bir adım uzaklaşmış olmamıza karşılık eğer Hükümet gevşeklik gösterip, kendi içinde veya dünya gerçekleriyle kavgaya tutuşursa, ekonomi düzlüğe çıkma yolunda çok zaman kaybedecek, herhangi bir fırtınada uçuruma yuvarlanma tehlikesi çok büyük olacak.

Yeter ki, krizden ve tabiki Arajantin'den gerekli dersleri çıkarmış olalım.

* Sonuç- "Felaketi kendi eliyle hazırlarsa, kurtuluşu kimden bekleyebilir insan?" Kemal Ural



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır