kapat
21.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 RAMAZAN
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Karısını döven ünlü ressam kim?

Oscar Wilde'ın şu sözünü bilmiyordum, Aktüel'in "Varyete" bölümünde yazan Arda Uskan hatırlattı: "Gazeteler heykelciyi, heykelleriyle değil; örneğin karısına karşı davranışıyla, ressamı gelirinin ölçüsüyle, ozanı kravatının rengiyle değerlendirmeye kamuoyunu alıştırmak için ellerinden geleni yapıyor."

Bir açıdan bakarsanız, bu cümleyi son derece yerinde bir gazetecilik eleştirisi olarak görürsünüz. Yani "doğrusu" varken, "eğrisine" yöneliyor gazeteler. Yani kötü bir iş yapıyor.

Ancak aynı cümle için şu da denilebilir: Peki ya ne yapsınlar? Heykeltraşı heykelleriyle, ressamı tablolarıyla, ozanı şiirleriyle mi değerlendirsin? "Evet tabii öyle yapsın" dediğinizi ve bu soruyu ortaya attığım için bana kızdığınız duyar gibiyim!

Ancak hemen itiraz etmeyin... Acele karar vermeyin... İzin verin de açıklamaya çalışayım...

Gazetenin birinci görevi haber vermektir. Madem köpeğin adamı ısırması değil, adamın köpeği ısırması haberdir... O halde gazeteci; ilginç, değişik, çarpıcı, farklı, ilk kez meydana gelen, çok sayıda insanı üzen ya da sevindiren olayları haber haline getirir. Ve dikkat: Hiçbir olay kendi başına haber değildir. Diğer insanların, bu arada da gazetecilerin, o olaya ilgi göstermesiyle birlikte haber haline gelir. Tabii her gazetenin siyasi, ekonomik, sosyal tavrına göre olaylar haberleştirilir.

Şimdi gelelim Oscar Wilde'ın lafına... Gazeteler esas olarak sanatı değil, sanatçıyı haber yaparlar. Çünkü diyelim ki bugüne kadar 300 heykel yapıp satmış bir heykeltraşın, beş şiir kitabı toplam 10 bin basılmış bir şairin yapıtlarını değerlendirmek gazeteciye düşmez. Onları sanat eleştirmenleri ve sanat severler irdeler ve eleştirir. Son sözü de genellikle tarih söyler.

Hiçbir gazete okuru sanat eserinin değerlendirilmesini gazeteciden beklemez. Onun yerine serginin açılışında neler olduğunu, kimin kime ne dediğini, sanatçının kıyafetini, hangi yapıtın kaça gittiğini merak eder.

Öte yandan söz konusu sanatçının "önemli", "kalıcı" yapıtlar verip vermediğini öğrenmek için sanat sever kişiler zaten gazeteye başvurmazlar. Onlar sanat kitapları, sanat dergileri okurlar. Genellikle açılışın ertesi günü galeriye gidip o heykellere ya da tablolara bakarlar. Uzun uzun incelerler. Ve hatta birçok sanat sever için, gazetenin bir sanatçıyı övmesi "olumsuz" bir durumdur.

Bir soru daha: Siz de bu yazının başlığına bakarak, karısını döven ünlü ressamı merak ettiniz değil mi? Neden? Çünkü burası Sabah gazetesinin sitesi. Halbuki aynı soruyla bir sanat dergisinde karşılaşsaydınız şaşırırdınız ve biraz da ayıplayarak, "Böyle bir yazı okumak istersem, gazete alırım, bu dergiyi değil" derdiniz.

Yanılıyor muyum?



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır