Kur'an-ı Kerim insanın tefekkür kabiliyetini geliştirmek için kendine özgü bir yöntem takip etmektedir. Bu çerçevede insanları göğe, yıldızlara, aya ve güneşe bakıp bunlar üzerinde düşünmeye çağırmaktadır. Bu ayette "Üstlerindeki semaya bakmazlar mı? Onu nasıl inşa ettik ve donattık! Onda hiçbir düzensizlik ve eksiklik yoktur.
Kur'an aynı şekilde insanların yeryüzündeki fiziksel hadiselere bakmalarını, yerle göğün yaratılışı, geceyle gündüzün art arda gelişi, gemilerin denizlerde yüzüp gidişi, semadan yağan yağmurlarla yeryüzünün canlanışı, rüzgarların esişi, bulutların dolanmaları üzerinde de düşünmelerini istemektedir.
Kur'an aynı zamanda sosyal ve tarihi olaylara dikkat çekerek bunlardan gerekli derslerin çıkarılmasını tavsiye etmektedir (Yusuf, 111). Bunun yanı sıra; "Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde (âfâf-enfüs) birçok aletler vardır" (Zariyat, 20-21) ayetleri de insanı, bizzat kendi üzerinde durmaya ve düşünmeye davet etmektedir.
İslam felsefesinin etkileri
Ayrıca Kur'an birçok yerde, çeşitli varlıkların insan aklı tarafından keşfedilebilecek özellikleri ve ilişkileri konusunda bilgi vermez. Bu yönü insanlara bırakır, çalışıp bulmalarını ister. Kur'an için önemli olan insanları düşünmeye ve taşınmaya yöneltmek, bu hususta genel bir teşvikte bulunmak, özellikle insanları ibret almaya ve dersler çıkarmaya davet etmektir. Bu yönü itibariyle İslam geleneğinde felsefi düşüncenin önü açıktır.
İslam kültür tarihine baktığımızda da Kindi, Farabi, İbni Sina, Gazali, İbn Rüşt, İbn Bacce, İbn Tufeyl gibi birçok İslam felsefecisinin yetiştiğini görüyoruz.
Bu filozoflar, Batı Hıristiyan ve Yahudi felsefesine sanıldığından daha büyük etkisi ve katkısı bulunmuştur.
Şüpheyi bertaraf ederek imanda kesinliğe ulaşmanın yolu yine tefekkürden geçer.
İslam insan aklını ve düşüncesini işlevsiz kılacak her şeyi tesir derecesine göre ya haram ya da mekruh saymıştır. Bu cümleden olmak üzere her çeşit uyuşturucuyu ve içkiyi yasaklamıştır. İslam'da bir saatlik tefekkür eylemi, altmış yıl nafile ibadetten daha hayırlı telakki edilmiştir.
Hal böyle iken temelinde tefekkür olan bilimsel gelişmelerin İslam coğrafyasının dışında cereyan etmesi, gerçekten üzüntü vericidir.