kapat
06.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 RAMAZAN
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Metres

ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, dünkü Ankara ziyaretinde, "şimdilik kaydıyla" Türkiye'den özel bir istekleri olmadığını açıkladı...
Bu sözler Ankara'yı ve konu ile birinci dereceden ilintili Bağdat'ı ne derece rahatlattı, onu önümüzdeki günlerde göreceğiz...

Ama...

Powell'ın gelişi ile Ankara'da yeniden canlanan yeni hükümet senaryoları ve son günlerde cevabı en çok merak edilen "Acaba, Amerika şimdi kime oynuyor?" sorusuna da cevap olabilecek birkaç satır yansıtayım...

ZAMAN TÜNELİ

ABD her zaman birilerine oynamıştır...

Birilerine destek verip, birilerinden desteğini çekmiştir...

1960'lı yılların ortalarına doğru, o dönemin Başbakanı İsmet İnönü'den desteğini geri almış... Yıldızı yeni parlayan ve 39 yaşında Başbakan olan Süleyman Demirel'e oynamıştır.

Bir sürü karışık dönemden sonra, Güneş Motel'de kurulan CHP ağırlıklı hükümet döneminde Bülent Ecevit'e oynuyordu ABD. Bezginlik veren Milliyetçi Cephe Hükümeti'nin sonlarında ise Demirel'den desteğini çekmişti...

12 Eylül 1980'de ve 12 Eylül sonrasında ise hep Özal'a oynadı!

1990'ların başında ise vitrinde desteklenen isim Çiller'di. Yakın zamana kadar, karşı çıktığı Erbakan'a ise yeşil değil ama sarı ışık yakmıştır...

Yalnız şurasını belirtmeliyim ki...

ABD, başbakanların, iktidarların "En iyi ve en kötü günlerini paylaşmaya söz vermiş, nikahlı karısı" değildir.

Olsa olsa sadece iyi günlerinde yanında olan "Metresleri"dir...

YENİ GÖZDELER

İktidarlarla aralarında bir aşk da yoktur...

Yıpranan, seçim şansını yitirmekte olan iktidarları, başbakanları terk eder. Geleceğin iktidarlarına, gelecekte başbakanlığa gelme şansı olan , yıldızı parlayan isimlere omuz verir...

Başbakanın kalp damarlarına kadar girip gözlediği ülkelerde, ABD'nin "Kimin kalıcı, kimin gidici olduğunu" iyi saptaması ve ona göre sağlamlığa oynaması doğaldır...

Hele ABD'nin Afganistan'da başlayıp, Irak'la devam edecek ve tüm Ortadoğu'yu etkisi altına alacağı belli olan büyük bir operasyona giriştiği bir dönemde, dünyanın 1 numaralı süper gücünün desteğini yanına kim çekmek istemez ki!

Çünkü bu destek tüm finans baronlarının ve diplamasi kurtlarının oyunlarını, ince taktiklerini boşa çıkaracak bir destektir...

Son günlerde "Amerika kime oynuyor?" sorusuna gelince...

"Beyaz at"ın prenseslikten düşmüş anaç genel başkanı Tansu Çiller'in yıldızı yeniden parlıyor gibi... ABD'nin eski Ankara büyükelçilerinden biri, son Türkiye ziyaretinde bunu her yana fısıldadı:

"Çiller, yeniden iktidar olabilir!" dedi...

Bu bakımdan her dönem ABD'nin desteğini yanında bulmuş Çiller için, böylesi bir flört pek zor olmasa gerek...

YENİ GÖZDELER

ABD'nin yeni gözdesi bir diğer isim İsmail Cem...

Cem, uyguladığı mekik diplomasi ile dünyanın tozunu attırıyor... Batı'da saygın bir isme, Avrupa'da seviyeli ilişkilere sahip... Ortadoğu'nun nabzını iyi tutuyor... Türkiye'de ise yıllardır bir hayli popüler bir isim... Adı yakın gelecekte mevcut hükümetin başbakanlığı için geçiyor!

Son dönemde ABD'nin "en gözde ismi" Kemal Derviş'e gelince...

Derviş dünyanın dörtbir yanına uçup, birçok ülkenin yönetim kademesiyle birebir ilişki kuruyor. Türkiye adına çok özel imkanlar yakalamaya çalışıyor... Tabii ki attığı her adımda ABD'nin desteğini yanında hissederek...

Ve...

Aralarındaki sıkı fıkı ilişkiden dolayı, adı bir dönem "Morrison Süleyman"a çıkan Demirel ise her dönem ABD'yle ilişkilerini iyi tutmuştur. Oradan aldığı yeşil ışığı iyi değerlendirmiştir...

Son günlerde her ne kadar "tereddüt" içindeymiş gibi bir görüntü verse de, uzaklardan olumlu sinyaller aldığı ortada!..

Medyada verdiği demeçler de, halkın aradığı güven duygusunun adresiyle ilgili endişeleri azaltıyor...

Tayyip Erdoğan'a gelince...

Bundan bir süre önce New York'un eski Belediye Başkanı olan, yakın gelecekte ise CIA'nın başına geçmesi beklenen Guilliani'nin başdanışmanı zarif bir hanımefendi ile ortak bir dostumuzla birlikte, bir kahve içimlik bir sürede sohbet ediyorduk...

New York Times'ta çıkan "Laila" ile ilgili yazıdan sonra New York'taki restoran, gece kulubü işletmecileri adına "Türkiye'de yatırım yapılabilir mi?" diye inceleme yapmaya gelmişti...

O gün sohbetimiz boyunca bana sık sık Tayyip Erdoğan'ı sordu. Bende bazı eski solcular tarafından ABD'de sıkı lobisi yapıldığı anlaşılan Erdoğan'la ilgili kendisine aktarılmayan yönlerini anlattım...

KATOLİK NİKAHI

Son olarak...

ABD ve Avrupa'nın başkentlerinin Ankara'da -ki Almanya ve Fransa hariç- kime oynadığı ortadadır...

Ankara'nın Powell'a vermiş olduğu "Irak'a ortada sağlam bir gerekçe olmadığı sürece, saldırmanızı istemiyoruz" cevabı, bölgedeki "real-politik"i gözeten bir açıklamadır... Çünkü, atılan taşın, ürkütülen kurbağaya değmesi gerekiyor...

Onun için Türkiye'nin saldıran değil, geçmişteki akıllı ve kararlı savunma yapan, yani tenisteki tabiriyle sert vuruşlara karşılık veren bir raket pozisyonunu muhafaza etmesi gerekiyor!..

Çünkü, hiçbir metres, sevgilisiyle iyi günde kötü günde beraberiz diye Katolik nikahı kıymaz...

Yeni dönemi değerlendirirken, bu parametreyi gözden kaçırmamak gerekiyor...



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır