Barça, Liverpool'u deplasmanda 3-1 yenerken perişan ettiği taktiğine tribün coşkusunu ekleyerek oyuna başladı. Bütün ümitleri iki top cambazı Rivaldo ve Saviola ile onun arkasında çok şaşırtıcı ve düzenleyici hareketler yapan Kluivert'in yönlendirmeleriydi.
Üstelik bu kadro deplasmanda Liverpool karşısında 3.golü boş kaleye atarkan 66 saniyede 29 kez top çeviren top cambazlarıydı. Takıma rakipten top kapma yolunu öğreten Overmars da, 2.yarıda oyunu değiştiren, hareketlendiren yıldızlardan biri oldu. Gollerini atan mucize adam Saviola da ilk yarı 2-0'dan sonra kendi takımlarının aleyhine slogan atan tribünleri coşturdu.
G.Saray'ın da buna karşı yıldız olarak 2 ismi vardı. Biri İspanya'da Zaragoza'da bir ara oynamış olan Mondragon'du. Bu ülke futbolunun fizik mücadele yerine tekniği tercih eden futbolunu bilen Kolombiyalı, ilk yarı bir ara kaleden aniden 25 metre fırlayarak riskli bir topu uzaklaştırdı. "Ben bırak dedim mi, kendi takım arkadaşımı bile dinlemem" mantalitesiyle yüzde 100 bir golü engelledi. Oyun boyunca takımı ayakta tuttu. En az 8-9 gol pozisyonunu rakibin moralini bozarak yok eden adamdı.
G.Saray'ın paniklediği 2.yarı başında tek güvence Mondragon'du. Barcelona'nın korkusu G.Saray'da bol gol kaçıran Ümit'ti. Niçin korkuyorlardı? Ümit, deli dolu topa giriyor ve beklenmedik topları gol yapıyordu. Doğal olarak G.Saray ondan gol bekliyordu.
Barcelona, 2.dakikada 9 pas yapıp korner kazandı. Ardından dalga dalga 10 pas yapıp korner oluşturdular. 8 pas ortalama ile giderken önce Ümit, ardından Fleurquin, G.Saray'ın 4-5 paslık futbolunda üst üste 2 golü buldu.
Ancak G.Saray fizik yorgunluğunun yanına bir de 10 kişi kalma cezasını yarattı. Takımın ayakta duracak hali yok gibi bir tutukluk takımı sardı. Türk futbolcusunun sezonluk form yapısının bu kadar kolay irtifa kaybettiğini ve kalitesini nasıl sıfırladığını ikinci yarıdaki futbolda yaşadık. Hakem haklı olarak bu kadar hücumda güçlü olan Barça'nın vakit geçiren G.Saray'la olan ikili mücadelelerinde bütün avantajları rakibe tanıdı. O kadar şaşırdılar ki, taç atma sırası Barcelona'dayken Perez gibi adam mantıksız münakaşalarla hakemin ilk yarıdaki bütün sempatisini aleyhimize çeviren bir ortamı yaşadık.
G.Saray'ın bir tek akıllı tarafı vardı: Basit futbolla hücuma kalkan takımlar nasıl kontratakla durdurulur ve zorlanır en akıllı örneğini sergiledi. İşte o zamanlarda seyretmek istediğimiz futbol vardı.
G.Saray'ı futbolu için değil, direnişinden dolayı kutlamalıyız.