Varlık Vergisi
Salkım Hanım'ın Taneleri filminin TRT'de yayınlanması, zaten yoğun olan gündeme, "nurtopu gibi bir tartışma konusu" daha getiriverdi.
Kimi dedi ki:
- Bu vatan hainliğidir.
Kimi dedi ki:
- Geçmişle hesaplaşmak iyidir.
Ama kimse de, tartışmanın "temeli" olan, "Varlık Vergisi" neyin nesidir, nereden gerekmiştir konusunu kurcalamadı.
***
Başbakan Şükrü Saracoğlu 5 Haziran 1942'de Meclis'te, Hükümet Programı'nı okurken dedi ki:
- İç politikanın en önemli cephesi ekonomi cephesidir ve bu cephenin en hararetli köşesi de yiyecek meselesidir.
İnsanlar açtı, çaresizdi.
Hükümet ise "çare müessesesi."
Saracoğlu "çareyi" söyledi:
- Yükünü biraz hafifletmek istediğimiz bu (yoksul) ailelerin reislerine şimdilik ve bir başlangıç olmak üzere birer çift ayakkabı ve kendileri ile eşlerine birer elbiselik kumaşı bedava vermek istiyoruz.
***
1942'nin 1 Kasım'ında TBMM "yeni yasama yılına" girdi.
Cumhurbaşkanı İsmet İnönü Meclis'te "açış konuşması" yaptı:
* Haklı sebepleri çok aşan bir pahalılık belası bugün vatanımızı ıstırap içinde bulunduruyor.
* Bulanık zamanı bir daha ele geçmez fırsat sayan eski batakçı, çiftlik ağası ve elinden gelse teneffüs ettiğimiz havayı ticaret metaı yapmaya yeltenen gözü doymaz vurguncu tüccar ve bütün bu sıkıntıları politika ihtirasları için büyük fırsat sanan ve hangi yabancı milletin hesabına çalıştığı belli olmayan birkaç politikacı, büyük bir milletin bütün hayatına küstah bir surette kundak koymaya çalışmaktadırlar. (Bravo sesleri... Sürekli alkışlar)
* Üç, beş yüz kişiyi geçmeyen bu insanların vatana karşı aşikâr olan zararlarını gidermek yolu elbette vardır.
***
1942'de "işte böyle bir ortamda" Varlık Vergisi geldi. "İyi oldu, kötü oldu" o ayrı konu... Ama bir "olayı" tartışırken...
Olayın "hangi koşullarda olduğunu da" tarihin tutanaklarından bugüne taşımak istedik.
***
Saracoğlu hükümeti, 1943'te istifa etti. Yeni hükümeti yine "aynı Saracoğlu" kurdu.
"İkinci Saracoğlu Hükümeti"nin, TBMM'de okunan programından (17 Mart 1943) birkaç satır:
* Son günlerde nüfus başına ikişer kilo un vermeye başladık.
* Nüfus başına 600 gram şekeri her ay vermekteyiz.
* Yerine getiremediğimiz vaatler kalırsa, bunları da, fasulye vermek suretiyle ödemeye çalışacağız.
* Darlık karşısında çalıştık, çabaladık ve tesirli bir tedbir bulduk: Varlık Vergisi.
* Bu vergi bugüne kadar hazineye 225 milyon lira verdi.
* Bu vergi sayesinde ufuktaki bulutlar dağıldı... Maliyemiz genişledi.
***
Bu yazıyı yazmak için "TBMM tutanaklarına gömülünce" birşey dikkatimizi çekti.
İnönü'nün de, Saracoğlu'nun da konuşmalarında, "üzerinde en çok durdukları konu eğitim."
Bütçeden "en büyük pay" yine eğitime ayrılmış.
Bir yanda "halk açlıktan kırılırken..."
Bir yandan da Başbakan Meclis'te "eğitim" diyor. "Güzel Sanatlar Akademisi'nin öğrenci sayısı 547'yi buldu" diye seviniyor.
Konservatuarda okuyanların sayısının "147'ye çıkması ile övünüyor."
***
Başbakanlık koltuğuna oturunca (1949) Başbakan Konrad Adenauer'e sormuşlar:
- Savaşın mahvettiği Almanya'yı nasıl toparlayacaksınız?
- Evet... Durumumuz pek parlak değil... Paramız yok... Ama bizim Bach'ımız var... Mozart'ımız var... Beethoven'imiz var... Wagner'imiz var.
***
Salkım Hanım'ın Taneleri'ni de, Varlık Vergisi'ni de tartışalım.
Ama "bir başka şeyi daha" tartışalım.
"Varlık Vergisi döneminde bile" eğitimi... Güzel Sanatlar'ı... Konservatuarı düşünen Türkiye, "aynı yolda" devam edebilseydi... Belki bugün yine "para sakıntısı" çekerdik ama...
Sıkıntılarımızı aşmamızda "lokomotif görevi yapacak" bestecilerimiz olurdu.
"Nobel ödüllü bilim adamlarımız... Sanatçılarımız" olurdu.
|