kapat
06.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 RAMAZAN
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Değişikliği unutan gözler

Geçtiğimiz 35 yıl içerisinde üç ülke, üçüncü dünyadan birinci dünyaya terfi etti: İrlanda, Singapur ve Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti.

Kıbrıslı Rumlar adanın o zamanlar en zengin bölümü olanf yüzde 37'sini 1974 Barış Harekâtı'nda kaybettiler. Fakat paçalarını sıvayıp işe koyuldular ve büyük bir atılım gerçekleştirdiler.

Güneyde güçlü bir ekonomi, sağlıklı bir demokrasi, sağlam bir hukuk düzeni ve dünya çapında bir yatırım çevresi var.

Avrupa Birliği'nin gelecek yılın sonuna kadar Rumlar'ın tam üyelik vizesine damgasını vurması bekleniyor. Rumlar'ın üyeliğinin 2004 yılına kadar gerçekleşmesine kesin gözü ile bakmak mümkündür. Ama Rumlar için her şey mükemmel de değil. Kuzeylerinde devasa ve kızgın bir Türkiye durdukça AB'ye girseler dahi tam rahat ve güvenli bir varlık sürdüremeyeceklerini biliyorlar. AB askeri bir kuruluş değildir. Brüksel Rumlar'ı Türkiye'ye karşı koruyamaz. Rumlar'ın rahat etmesinin olmazsa olmaz koşulu adaya barış gelmesidir.

Rum Cumhurbaşkanı Glafkos Klerides bu gerçeklerin farkındadır ve kariyerini bitirmeden önce bir barış antlaşmasına imzasını koymak istemektedir. Dün akşam onu evinde yemeğe konuk eden KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rum meslektaşını her zamankinden daha çok bir uzlaşmaya eğilimli bulacaktır.

Barış için olumlu tek koşul bu değildir. Denktaş da son tangosunu yaptığının farkındadır. Önüne, "Kıbrıs'a barış getiren devlet adamı" unvanını almak için tarihi bir fırsat geldi. Ve bu onun son fırsatıdır. Bir anlaşma olmaz, Rumlar AB'ye girerse yeniden müzakere masasına dönmek artık yıllar ve yıllar sonra mümkün olacaktır.

Denktaş ile Klerides kariyerlerini bir Nobel Barış Ödülü ile noktalayabilirler.

AB ve ABD de Kıbrıs'ta bir uzlaşmayı her zamankinden daha şiddetle arzulamaktadır. Türkiye'nin müttefikleri Kıbrıs'ın AB üyeliğinin, yeni bir çatışma ve sorun sezonunun başlangıcı olmasını istemiyor. Tersine, bunu çözüm için bir fırsat olarak değerlendirmek istiyorlar. ABD ve AB'den bu konuda gelebilecek maddi ve manevi destek şimdi en yüksek düzeydedir.

Eski keskinliğini kaybeden ve olgunlaşan Yunanistan da, Kıbrıs'ta barışı her zamankinden daha çok istiyor. Hem Rumlar'ın hem de Yunanistan'ın ada konusundaki ilkfgündem maddesi AB üyeliğidir. Bunun dışında her şey -göçmenlerin evlerine geri dönmesi, serbest dolaşım ve hatta Kuzey'in tanınması- ikinci planda gelmektedir. Bu denklem içerisinde niyeti en az açık olan Türkiye ve onun politikalarının uygulayıcısı olan Denktaş'tır.

Türkiye'nin Kıbrıs konusunda derin endişeleri ve korkuları var. Hem adada hem de Türkiye'de güçlü bir çözüm aleyhtarı lobi var. Her şeyden sıyrılıp yeni bir gelecek inancı ile ileriye doğru büyük bir güven sıçraması yapmayı Ankara olanaksız bulabilir. Kıbrıs bize barış yapmanın bazen savaşmaktan daha zor olduğunu gösteriyor. Ama 11 Eylül'den sonra değişen dünyada bir tek Kıbrıs değişmeden kalacak değil ya! Belki Kıbrıs'ta da bazı şeyler değişti de bizim değişiklik görmeyi unutan gözlerimiz onları seçemiyor.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır