Son gelişmeler, dış politika sorunlarının ekonomi üstündeki olağanüstü etkilerini göstermesi bakımından öğretici oldu.
"Avrupa Ordusu"na Ankara'nın itirazını bazı güvenceler karşılığı kaldırması, Kıbrıs'ta çözümü tıkayan kilide anahtar bulunması ve Irak'a müdahale konusunda ABD tarafından alınmış bir karar bulunmadığının açıklanması piyasaları umutlandırdı.
Dün dolar 1 milyon 460 bin liranın altına inerken borsa yüzde 5.5 yükseldi, faizler yüzde 65-75 bandına geriledi.
Artık önemli olan, dış politikadaki yeni mevzileri geliştirmek yolunda daha çok çaba harcamaktır.
Çünkü bütün kazanımlar kaygan zeminde duruyor. Sorunların iki tarafında da menfaatini çözümsüzlükte gören çevreler boş durmayacaklardır.
Olumlu gelişmeler
Türkiye'nin Avrupa Ordusu'na itirazlarını geri almasını sağlayan uzlaşmaya Yunanistan'ın karşı çıkmakta zorlanacağı görülüyor.
Ama bu durum, Atina'nın veto hakkını asla kullanmayacağını garanti etmiyor.
Denktaş, kendisinden beklenmeyen bir adım atarak "uzlaşmaz" suçlamasını çürüttü ve Türkiye'ye rahatlık kazandırdı.
Şimdi, eskisi gibi konfederasyondan, Türk tarafının dışa karşı egemenliğinden bahsetmiyor. Önerileri, umut veren bir müzakere iklimini yeniden yaratmıştır.
Önümüzde çetin bir pazarlık var ama bu bile Türkiye'nin AB ile olan ilişkilerinde önemli bir ilerleme fırsatıdır.
Şu anda en güvenilir zemin ABD ile olan ilişkilerdir. Amerika Dışişleri Bakanı Powell dün Ankara'da, Türkiye'nin Irak'la ilgili hassasiyetlerini dikkate alan mesajlar verdi.
Saddam'a baskı
Türkiye, Saddam rejimine yönelik bir Amerikan operasyonunun Irak'ı üçe böleceğinden, Güney'de bir Şii devleti, Kuzey'de de Kürt devleti kurulması sonucu doğuracağından korkuyor.
Böyle bir son, bölgenin çok tehlikeli jeopolitik depremlerle sarsılması, Türkiye'nin de bundan büyük zarar görmesi demektir.
Bize Kuzey Irak'taki petrol bölgesini ikram eden vaadler tutulsa bile Ankara haklı olarak bu zehirli meyveyi istemiyor.
Irak'a operasyon var mı?
Powell bu soruya açıkça "hayır" demedi, "şimdilik alınmış bir karar yok" dedi.
Yani kitle imha silâhlarını geliştirmeye devam ettiğinden şüphelenilen Saddam, BM tarafından denetlenmeyi kabul etmezse, çok uzak olmayan bir gelecekte bu karar değişebilir.
Çıkarını Irak'ın bütünlüğünde gören bütün bölge ülkeleri, tabii başta Türkiye, bu mesajdan görev çıkarmak zorundadır.
Amerika'yı durdurmak için harcadığı çabanın aynısını, hatta fazlasını Ankara, Saddam'ı BM teftişine ikna için harcamalıdır.
Dünya şartları Türkiye'ye "büyük devlet rolü" veriyor.
Dünya bir yana kendi çıkarımız, bu rolü hakkını vererek oynamamızı emrediyor.
Doğru tarafta yer almanın avantajını ancak bu şartla görebiliriz.