
Takım şefi, teknik direktörü çalımlar mı?
Hıncal (Uluç) Abi bugünkü yazısında ilginç bir öneriyle karşımıza çıkıyor: "Madem Şenol Güneş'i göndermek vicdanımıza sığmıyor... O halde Güneş takımın başında kalsın... Ama Brezilya'nın, Almanya'nın bir ara yaptığı gibi, onun üstüne 'Takım Şefi' sıfatıyla; güvenilir, bilgili, karizmatik birisini, yani Fatih Terim'i getirelim."
Buradaki yazıları takip edenler... Benim de, Hıncal Abi gibi, Şenol Güneş'i istemediğimi... Başarısız bulduğumu... Elindeki takımın becerisini tam randımanla kullanamayan... Tersine çoğu maçta takımı kapasitesinin altında oynatan Güneş'i eleştirdiğimi bilirler. Yazmıştım.
Bu tavrımızı şimdilik bir kenara koyarak şimdi böyle bir modelin işleyip işleyemeyeceğine bakalım... Yani konumuz futbol değil, yönetim mantığı...
'Takım şefi' tanımı yapılmamış bir yönetim kategorisi... Yetki ve sorumluluğun sınırları çizilmemiş... Teknik direktörün yetkileri nerede bitiyor?.. Takım şefinin yetkileri nerede başlıyor?.. Bir yenilgide sorumluluk kimde: Hocada mı, şefte mi?
Peki ya zafer anları? Son dakikada golü atan futbolcu sevinçle kime koşacak? Hocaya mı, şefe mi? Şef yedek kulübesinde hocayla birlikte oturacak mı? Oturacaksa, oyuncu değiştirilirken söz hakkı olacak mı? Hocayla şef takıştığında, hangisinin lafı geçerli olacak?
Almanya ve Brezilya örneklerinin nasıl işlediğini tam olarak bilmediğimiz için, bu öneri Şenol Güneş'i istemeyenlerin karşısında ilginç bir alternatif olarak duruyor şimdilik. Yani muallakta.
Tabii Hıncal Abi'nin önerisini bir "taktik" olarak da değerlendirebiliriz. Tam da Hollwood yönetmeni Sam Bischoff'un yapımcı Howard Hughes hakkında söylediği gibi: "Hughes kimseyi kovmazdı. Birinden kurtulmak istediğinde hemen onun tepesine bir başkasını getirirdi." Kıssadan hisse: Terim'in takım şefi olduğu gün, Şenol Güneş'in istifa edeceği kesin!
Hııım... O halde benim tercihim şu: Fatih Terim hemen takım şefi yapılmalı!
|