|
|
 |
Rezalet bitsin
Dünyanın hiçbir yerinde hakemlerden bu kadar söz edilmez, televizyonlarda programlar yapılmaz. Pozisyonlar tek tek gösteriliyor, 4'er 5'er kez izlenip hata aranıyor. Bu ortamda hakemler sahaya normal psikolojide çıkmıyor. Çünkü yazılanlar ve konuşulanlardan rahatsız oluyor.
Hakemler hata yapar. Ama kendi kabiliyet ve kapasitesine göre. Dünyanın her yerinde olur bu. Ama böyle bir ülkede hatalar da o kadar büyük olur ve olacaktır. Çünkü, herkes kendi menfaatine göre konuşuyor. Kutuplar oluşturuluyor. Sonunda seyirciler birbirine girecek diye ciddi ciddi korkuyorum.
MHK ve federasyon maçlar üstüne bu kadar etkili oluyorsa, takımların milyonlarca dolar harcayıp oyuncu almasına gerek yok! Buna açıklık getirilsin. Federasyon bir deklarasyon yayınlayıp, hakemler hakkında konuşulmasını yasaklasın. Uymayanı ayrım göstermeden cezalandırsın. Hatta RTÜK devreye girsin, hakem yorumu yapılan kanalı kapatsın.
Aziz Yıldırım'ın lafları rahatsızlığının göstergesi. İki gün önce G.Saray'ın bir maçı var ve herkes onu konuşuyor. Türkiye, Stalin dönemindeki Rusya'ya döndü. Herkes birbirinden kuşkulanıyor. Başkan basına, basın başkana yükleniyor. Eski hakemler ve spikerler otorite olmuş. Herkes racon kesiyor TV'lerde. Eh bu ortamda Yıldırım da konuşacak. G.Saray Başkanı da, Beşiktaş Başkanı da. Ama artık dikkat! Çünkü, iş çıkmaz bir yola girdi.
Fenerbahçe'nin kritik hataları
F.Bahçe, Beşiktaş'a mağlup oldu. Olabilir. İstatistiklere bakın; 110 kez yenmiş, 111 defa da yenilmiş. Üzülmesine gerek yok. Çünkü, kendi ayarında bir takıma kaybetmiş.
F.Bahçe'nin önünde zorlu bir Trabzon deplasmanı da var. Bir an önce buna konsantre olmalı. Ve böyle bir maç öncesi bugün Oktay ameliyata giriyor. Ama F.Bahçe zaten Oktay'dan faydalanamıyor ki. Bugüne dek oynadığı 2-3 maç var. Sağlamken, hazırlayıp takıma monte edilemedi ve şimdi sakatlanıp devreyi kapattı. Elde, golcü olarak Andersson ve Serhat var. Andersson zaten futbolu bırakacağını söylüyor.
Demek ki F.Bahçe takımı yanlış kurmuş. Serhat ise Karlsruhe'den geldiğinde hiç oynamıyordu. İlerde iyi golcü olur mu? Olur. Ama bu kafayla zor. Hâlâ fantaziye kaçıyor. Brezilyalı gibi oynamaya çalışıyor ancak fizik gücü yetmediği için en ufak darbede dağılıyor. İyi niyetli ama savruk ve dengesiz. Bunlar düzeltilir. Hocası sürekli Serhat ile ilgilenirse ilerler. Andersson olmadığı zaman ise alternatifi Ali Güneş. Çünkü geçen sezon G.Saray'a gol attı? Ama bir tane attı diye her maçta atacak diye bir şey yok ki. Hem bu da oranın adamı demek değildir.
Amatör Tümer
Derbide iki oyuncu atılıyor. Biri, topu alıp, üç metre yakınına veren, bazen de kafa vuran defans adamı Mirkoviç, diğeri takımının beyni, oyun kurucusu Tümer.
Mirkoviç, Tümer'e orta sahaya yakın bir yerde, taç çizgisinde sert ve sakatlayacak şekilde faul yapıyor. Tümer beklese, sinirine hakim olsa rakibi kart görecek. Ama o sanki Dalyan-Suadiye maçında imiş gibi rakibini tekmeliyor. Üstüne, bir de itişiyorlar. Hakem ikisini de atıyor. Bence ağır bir karar ama hakem de TV'lerden etkilendiği için, "İkisini atıp, oyunu soğutayım" diye düşünüyor.
Her şey normal olsa, bu futbolcularla konuşup, ortamı sakinleştirip oyunu devam ettirebilir. Ama yorumları düşündüğü için kartı tercih ediyor. Aynı yere geliyoruz. TV'ler birçok ligi yayınlıyor. Var mı bizimki gibisi. Hakemin en büyük ideali maçı 11'e 11 bitirebilmek, çok az düdük çalmak. İyi hakem böyledir. İşte Collina geldi kaç kere... Hiçbir oyuncu ona itiraz etmiyor, hepsi kuzu gibi. Çünkü itimat ediyor. Ama ligde tam tersi. El kol hareketleri, isyanlar, protestolar. Çünkü Türkiye'de ne futbolcu, ne idareci, ne de antrenör hakeme güvenmiyor. Buna yol açan da hakemler hakkında yapılan yorumlar.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Nuriye Akman'ın bu haftaki söyleşisi için tıklayınız
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|