kapat
04.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 RAMAZAN
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Condom ya da AIDS

1980'li yıllar...

International Herald Tribune Gazetesi'nin ikinci sayfasında çok güldüğüm şöylesi bir haber yer alır:

"Tayland Başbakanı Prem Tinsulanonda'ya yeni yıl armağanı olarak yüzlerce "Prezervatif" gönderildi."

Haberde, gönderilen hediyeyle ilgili, "Halkı bu yıl gene becereksin anlaşıldı; ama, hiç değilse hamile bırakma!" notu da düşülmüştü...

Başbakan Prem Tinsulanonda ise kendisine gönderilen bu sürpriz hediyeleri "Çok özel armağan" diye değerlendirmişti...

Yer Cenevre...

Havalimanı'na gidilen yol üzerinde bir panonun üzerine "Stop AIDS" kelimeleri yazılmış...

Stop kelimesinin "O" harfinin içine yuvarlak bir prezervatif fotoğrafı yerleştirilmiş...

1993 yılında da Benetton ile AIDS'le mücadele derneği Act Up, Dünya AIDS Günü dolayısıyla Paris Concorde meydanındaki meşhur dikilitaşa pembe bir prezervatif geçirmişti...

Brüksel'deyse, bir mezar taşının üstüne yazılmış bir prezervatif reklamında şu ifadeler yer alıyordu; "Burada M. Pierre yatmıyor.

Çünkü doğmadı. Babası annesiyle sevişirken şu marka prezervatifleri kullanıyordu."

KAPUT'TAN CONDOM'A

Artık Batı'da her türlü kampanyanın yanında, condom da promosyon

olarak dağıtılıyor...

Onun için artık condom konuşmak ayıp değil!..

Gazetelerde bu anlamda yer alan bazı haberleri endişeyle karşıladım...

Bu anlamda, AIDS'le mücadeleyi hafife alanlar için, bizim halk arasındaki söylenişiyle "kaput"un tarihçesi hakkında birkaç bilgi kırıntısı sunayım...

Eski Roma'da erkekler korunmak için hayvan derisinden kılıflarla ihtiyaçlarını görürlermiş... Çinliler ise ipek kağıdını yağlayarak gözeneklerini kapatır ve bugünkü prezervatif niyetine kullanırlarmış... Japonlar daha kalınca bir deriden kılıf yapmanın yolunu bulmuşlar...

Amerikalılar "Condom"a "İngiliz redingotu" diyorlar... Fransızlar ise prezervatife "İngiliz süvari ceketi" adını takmışlar. İngilizler de "Fransız şapkası" diyorlar. Yani herkes topu birbirine atıyor... Bu deyimler eskiden eczanelerde tezgahtarın kulağına fısıldanarak kullanılırmış... "Bana bir İngiliz redingotu" ya da "Fransız şapkası" diye fısıldanarak...

Condom adı da nereden geliyor, sorularına gelince...

Kimi kaynaklara göre Fransa'daki Condom kentinden almış adını...

Kimine göreyse çok çapkın bir adam olan Kral II. Charles'ın özel doktorunun adı Condom'du. Kral II. Charles'a yaptığı koruyucu kılıflar nedeniyle, bu kılıflara Condom adı verilmiş...

Bugün AIDS'le mücadelede çok önemli bir görev üstlenen "Condom"un arka planında bunlar var...

ÖLÜM KOKTEYLİ

Ya ön planında?

AIDS'in ortaya çıkışıyla ilgili Nostradamus'un kehanetlerinin yer aldığı kitapta, şöylesi bir pasaj vardır:

"Kilisenin liderleri Tanrı'ya olan sevgilerinde geri kalacaklar. Üç mezhepten Katoliklik, müritlerinin partizanca ayrımcılığı yüzünden yozlaşacak. Protestanlık Avrupa'nın tümünde ve Afrika'da İslamlar tarafından tümüyle alt edilecek. Bunun yolu da deli liderlerin -belki teröristler- ruhu zayıf kişileri peşine takması, dünya lükslerine kapılıp zina işlemesi olacak. Bu arada öyle yaygın bir hastalık gelecek ki, dünyanın üçte ikisi yakalanıp çürüyecek. İnsanlar öyle çok olacak ki tarlaların, evlerin gerçek sahibini kimse bilmeyecek.

Kent sokaklarında otlar diz boyundan yukarı fışkıracak ve din adamları çok kötü durumlara düşecek."

Ve...

Halk arasında AIDS diye bilinen "Ölüm kokteyli"ne dair birkaç satır

daha...

AIDS'in maymunlardan insanlara yayıldığı iddialarıyla ilgili "Adı Aylin" kitabında farklı bir teze yer veriliyor:

İşte o kitaptan birkaç satır:

"Ordu elindeki askerleri denek olarak nasıl kullanır?

Orududa araştırmalar üç koldan yürütülür. Nükleer, kimyasal ve elektronik alanlarda, düşmanı etkilemesi planlanan projeler geliştirilir. Mesela, elektronik olarak, sinir sistemine yönelik çökertici dalgalar sinir kaybına, kusmaya neden olabilir.'

Ya nükleer deneyler?

Elbette nükleer deneyleri, ordu kendi vatandaşlarının üstünde denemez, ama bir tekniker, oynadığı aletin tehlikesinin farkında olmayabilir ve herhangi bir küçük yanlışlıkta...'

'AIDS virüsünün de böyle laboratuvarda üretilirken, laborantlara yanlışlıkla bulaştığı söylentileri var' dedi Aylin..."

Tabii ki bunların hepsi birer iddia...

Ama, AIDS'e yakalananların içine düştükleri durum ortada...

1981 yılında ABD'nin Atlanta eyaletinde görülen ilk vakayla etkisini göstermeye başlayan yeni çağın bu hastalığı, bugün 36 milyon insanı pençesi altına almış durumda...

Her beş saniyede bir kişiye bu virüs bulaşıyor...

Onun için "Biz Türküz bize bir şey olmaz" demeyip, sevdiklerimiz, ailemiz için daha dikkatli olmalıyız... Aynı zamanda da ayağınıza kadar gelip "Condom" tanıtımı yapanları utandırmaya çalışmaktan vazgeçmeliyiz...

Sözkonusu olan hayat sizin ve sizinle birlikte yaşayanlarınki!



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
HAFTANIN SOYLEŞİSİ
Nuriye Akman'ın bu haftaki söyleşisi için tıklayınız

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır