kapat
04.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 RAMAZAN
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Alçak TÜSİAD bizim Kıbrıs'ı nasıl batırdı?

I974 Barış Harekâtı yapıldığında Kuzey Kıbrıs'ta 100 bin civarında Türk yaşadığı tahmin ediliyor.

Harekâtta ada topraklarının yüzde 37'si ve gayri safi hasıla potansiyelinin yüzde 70'i Türk hakimiyetine geçti. O günlerde Türkiye'de Ecevit - Erbakan koalisyonu iktidarda idi. Kuzey Kıbrıs için bir ekonomik model arandı ve bulundu: Devletçilik.

Turizm (adadaki en büyük sektör), narenciye (adanın o zamanlar en büyük tarımsal ihraç kalemi) ve Rumların arkalarında bıraktığı fabrikalar, Türkiye'deki KİT'lere devredildi.

Kısa zamanda bu model iflas etti. Oteller çürüdü. Narenciye bahçelerinin çoğu kurudu. Fabrikaların hemen hemen tamamı, büyük fonlar israf edildikten sonra, kapandı.

Devlet sektörüne hız verilirken, özel girişimcilik teşvik edilmediği için (hâlâ edilmiyor) kuruyan istihdam sahalarının yerine yenileri açılmadı.

Yol, elektrik, telekomünikasyon, liman hizmetleri gibi yatırım için şart olan altyapı yatırımları eskidi, pahalılaştı, yetersiz bir hal aldı (Kıbrıs'ta dünyanın belki de en pahalı elektriği satılmaktadır. O elektrik fiyatlarına -diğer dezavantajları bir tarafa bırakın- ciddi üretim yapmak mümkün değildir.)

Yatırımları güvenli kılacak yasal çerçeve çizilmedi.

Bankalar halktan paraları toplayıp yüksek faizle Türkiye bankalarına yatırdılar. Yatırımlara nerdeyse hiç fon aktarılmadı. Banka kurma ehliyetine sahip olmayan kişilere banka kurma lisansı verildi. Karanlık bankaları kuruldu. Zamanla bunların çoğu, bankazede orduları yaratarak battı. Çünkü, tıpkı Türkiye'deki gibi, etkin bir denetimden uzaktılar ve kaynaklarının büyük bir bölümünü hissedarlarına tahsis etmişlerdi.

Büyük pazarı ile Türkiye, Kıbrıs ekonomisini canlandıracak bir çekim merkezi olabilirdi. Olmadı. Türkiye adada üretim yapanlara hayatı kolaylaştırmadı.

Kıbrıslı Türkler mallarını Türkiye'ye de ihraç edemediler. Mersin limanının gümrüğünde analarından emdikleri süt burunlarından getirildi. Asil Nadir'in Kıbrıs'ta kurduğu buzdolabı, çamaşır makinesi fabrikası Türkiye'deki üreticilerin baskısı ile kapatıldı.

Eğer Türkiye'deki herhangi bir şirket Kıbrıs'ta fabrika açmış olsa idi, bırakın üçüncü devletleri, Türkiye'ye bile yatırım yapmakta zorlanacaktı.

KKTC'nin tanınmamış bir ülke olması, mallarının dış pazarlara serbestçe girememesi durumu daha da kötüleştirdi.

Kıbrıs'taki siyasi yapı kendini Türkiye'den gelen paraların bölüştürülmesine endeksledi ve ekonomik sahada hiçbir yaratıcılık ve dinamizm gösteremedi.

Özetle, adada Ankara ve Lefkoşa'nın elbirliği ile, yaşamı Türkiye'nin para yardımlarına bağlı, verimsiz bir rant ekonomisi kuruldu. Ve bu sistem nasıl Türkiye'yi batırdı ise Kıbrıs'ı da batırdı. Batışın baş nedeni ne Rumlar ne de amabargodur -kalitesiz yönetimdir.

Bu koşullar altındaki KKTC'ye hiç kimse yatırım yapmaz. Çünkü KKTC -köhne altyapısı, eksik yasal çerçevesi, kalitesiz yönetimi, ve tanınmamışlığı ile- bir yatırım cehennemidir. Bu cehennemi Ankara ile Lefkoşa, elbirliği ile yarattı.

Ve nasıl oldu ise, her zaman olduğu gibi, cehennem yaratıcıları zemzemle yıkanmış birer kahraman vatan evladı oldular. Bunu eleştirenler ise vatan haini.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
HAFTANIN SOYLEŞİSİ
Nuriye Akman'ın bu haftaki söyleşisi için tıklayınız

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır