Siyasetin içine düştüğü durumu en iyi anlatan lider kim?
Mesut Yılmaz değil mi?..
Sevin, sevmeyin.. Kızın, kızmayın.. O ayrı..
Ama şunu kabul edin..
İktidarda olup da, siyaset kurumunun acze düştüğünü söylemek cesaret işidir..
Hele hele.. Devletle vatandaşın barışması lazım demek..
Zihniyet değişikliği istemek, kolay iş değildir..
Bunlar, bırakın bir siyasetçiyi.. Bir başbakan yardımcısının ağzından duymaya alışık olmadığımız sözlerdir..
Ama bu aynı zamanda başarısızlığın, çaresizliğin, hatalarla dolu yılların da itirafıdır..
Topyekün değişim isteğinin deklarasyonudur..
Bütün bunlar iyidir, olumludur.. Geleceğe yönelik umut ışığıdır...
Ama yeterli değildir...
Çünkü, siyasetçi ne kadar söylerse söylesin, halk dinlemiyor..
Kulaklarını tıkamış.. Duymak istemiyor..
Demek ki siyasetçinin konuşma dönemi bitmiş..
Bıçak kemiğe dayanmış..
O zaman yapılacak bir tek şey var.. Konuşmak yerine uygulamak.. Yapmak, yapıldığını göstermek..
Başka türlü destek bulmanın yolu yok..
Peki, bu siyasi kadrolar devleti değiştirebilir mi? Çağdaşlaştırabilir mi?
Hayır..
Baksanıza Yılmaz bile 'benim umudum yok' diyor..
Karı koca.. İkisi de SSK'lı.. İkisi de yıllarca çalışıyor, prim ödüyor.. Kadın emekli oluyor.. Erkeğin süresi var..
Kriz patlıyor, adam işsiz kalıyor.. SSK altı ay sonra 'artık sana bakmam' diyor.. Sen işsizsin..
Adam çaresiz.. Emekli eşi, SSK'ya başvuruyor, eşine sağlık karnesi çıkarmak istiyor..
SSK hayır diyor..
Neden?
Çünkü evin reisi erkektir.. Kadının üzerinden sağlık karnesi alamaz..
Peki tersi olsa.. Erkek emekli olsa, kadın işsiz kalsa, o zaman ne olur?..
Kadın sağlık karnesi alır..
Böyle yasa olur mu?
Olur?
Yasa 1965 yılında çıkarılmışsa, 2001 yılında hâlâ yürürlükteyse olur..
Gelelim işin komedi yanına.. Saçmalığına..
Bağ-Kur'da.. Emekli Sandığı'nda uygulama farklı.. Kadın işsiz eşine sağlık karnesi çıkartabiliyor..
Şu devlete bakın.. Bir kurumu kadının varlığını kabul ediyor.. Diğeri kadın diye en temel hakkını yok sayıyor..
Bakan Yaşar Okuyan buna ne der acaba?