
"Seve seve" alışveriş keyfi...
Tanrım, bu mübarek Ramazanda ne çok sevgili kulun varmış, hepsi de "seve seve" alışveriş keyfinde... Böyle bir günü kim icat ettiyse yalnız hafta sonları değil, bütün tatilleri, bayram günleri falan asla ve asla alışverişsiz kalmasın!
Bir hafta sonum vardı alışveriş yapmadığım, ne güzel sıcak odamda
oturuyor, kimi gün oğlumun Giresunlu arkadaşının getirdiği fındıkları
kırarak geçen zamandan imtikamımı alıyordum, kimi gün gazetelerin
hafta içinde çözmeye vakit bulamadığım bulmacalarının labirentinde
kaybediyordum kendimi...
Yirmi yıldır cefamı çekerek sefasını süren sevgili eşim Bilge de
kendisini bu "seve seve" alışveriş kampanyasına kaptırmış olacak ki,
tutturmasın mı bu pazar evde oturmak yok diye... Yahu, benim sokağa
çıktığım günler sayılı zaten, haftada bir ya da iki...
Beş yıl önce Bodrum'un yaz sıcağında ucuzluktan aldığım kazaklar hâlâ
torbalarında açılmamış vaziyette durmakta... İki yıl önce
Urfa'da "Alaman" bitpazarından aldığım balık sırtı ceket de... Hatta
on yıl var ki, kar yağınca giymeye hazırlandığım botlar da...
Bilgeciğim, sen zaten ölçülerimi biliyorsun, pantolon 52, ceket 50...
Ne lüzumu var şimdi şu pazar gününün tembellik keyfini "seve seve"
kampanyası adına acılı lahmacun lezzetine dönüştürmeye...
Dinletemedim. Dinletemedim, çünkü hafta içi temizlik günü hariç bir
kadın sizin her sözünüzü dinlemeye amadedir, ama pazarları asla...
Aman Allahım, o ne kalabalık...
Sanırsınız her bir şeyi "seve seve" bedava veriyorlar. Bütün
dükkânlar bir karınca yuvası misali... Ve bütün kadınlar da "işçi"
karıncalar... Bir elleriyle kazaklara saldırmakta, ötekiyle bluzlara;
gözleri ise eteklerde... Beyler ise ya göz ucuyla birbirlerini
süzmekte ya da "Yahu benim ne işim var burada" dercesine mağazaların
tavanlarını dikizlemekte... Onlar, benim gibi ağustos böceği çünkü...
Eteklerin, bluzların arasında bir böcek...
Adam, asgari ücretin dört katı fiyatına bir pardösüyü vitrine
yerleştirmiş, üzerinde de etiketi: "Bir alana ikincisi bedava"...
Altında ise onun yarı fiyatına bir pantolon...
Bilge'ye soruyorum, "Bu pardösüyü alana mı ikinci 'parça' olarak
pantolon bedava" diye... "Saçmalama" diyor, "pardösüyü alırsan ikinci
pardösüye para vermeyeceksin..."
Yirmi yıldır evliliğimizde anlamamış da şimdi anlamış gibi, "Yok"
diyor, "bu alışveriş sana göre değil..."
Ve sabahın tembellik keyfi ile çıktığımız evimize akşamın yorgunluğu
ile dönüyoruz, bir çöp dahi almadan onca "ucuzluk"tan...
Her zaman olduğu gibi, bir kez daha hak veriyorum Bilge'ye...
"Seve seve" de olsa, adı üstünde işte alışveriş bana göre değil!
REMZİ KİTABEVİ'NDEN ÜÇ KİTAP...
Fikriye, Mustafa Kemal'i karşılık beklemeden, yürekten seven tek
kadın... Hıfzı Topuz, yeni romanı "Gazi ve Fikriye"de Mustafa Kemal
ile Fikriye Hanım'ın yaşamlarına tanıklık ederken Fikriye'nin trajik
sonunu da sürükleyici bir dille anlatıyor.
"Bir Erkek Ağladığında"nın yazarı Jülide Sevim, "Tanrı'nın Sesi
Kadın"da, kadının sosyal hayattaki konumunu tarih öncesi çağlardan
başlayarak değerlendiriyor.
Amerika'nın bir numaralı politik gerilim yazara Vince Flynn
ise "Beyaz Saray Baskını"nda teröristlerin baskınına uğrayan Beyaz
Saray'da yaşananları konu alıyor.
İKİ MISRA
Mavi ışıklı odanın
İçi dolu içi boş
ERCÜMEND BEHZAT LåV
|