-Yâ Em”re'l-mü'min”n, genişlik ve sabırla hareket etmek daha uygun değil mi? Şöyle denildiğini duymadınız mı? "Çok işlerde idare yoluna varmayan kişi,
Dişlerle ve ayaklarla ezilmektir işi.". Hz. Ali bu söze cevaben şöyle dedi: Keskin kılıç, sert bakış, bir de cesaret.
Bir oldu mu, zulümleri kaldırır elbet.
Zeyyâd, Hz. Ali'nin kararından dönmeyeceğini anlayarak dışarı çıktı. Onu kapıda bekleyenler soruyorlardı:
- Ne oldu yâ Zeyyâd?
Zeyyâd, üzgün bir halde karşılık verdi:
- Kılıç... Harp...
Böylece Hz. Ali ile Muâviye arasındaki düşmanlık başlamış oldu.
Günler geçti. Cemel vak'ası geride kalmış ve "Sıff”n" savaşı başlamıştı. Hz. Ali'ye ve Muâviye'ye bağlı olan iki ordu şiddetle çarpışıyordu. Hz. Ali'nin askerleri iyi techiz edilmişti. El-şter sağda, İbn-i Abbas solda, Hz. Ali de ortada savaşıyordu. Eşter galibiyetin yakın olduğunu gördüğü bir sırada bağırdı:
- Kim kendisini cehennemden satın alıp Eşter'le beraber savaşacak?
Sonra yanına toplanan arkadaşlarına tek tek bakarak konuştu:
- Rabbinizi razı edinceye ve onun dinini yüceltinceye kadar şiddetle savaşın. Amcam, dayım size feda olsun.
åmir bin ås'ın birliğine karşı şiddetli bir saldırıya geçtiler. Hz. Ali de bu durumu görerek yardıma koştu. Artık galibiyete birkaç adım kalmış, Muâviye'nin yenilmesi an mes'elesi olmuştu.
åmir bin ås durumun çok kötü olduğunu görünce Muâviye'nin yanına koşarak durumu anlattı ve ne yapacağını sordu.
Muâviye emrini bildirdi:
- Geri çekilin, helâk olduk!
Sonra bir çare arayışı ile åmir'e bakarak sordu:
- Bizim toplanmamızı ve onların dağılmasını sağlayacak bir fikrin var mı?
- Evet var.. dedi åmir. Mushafları kaldıralım ve sizinle aramızda hakem budur diyelim. İtiraz eden olursa onların bir kısmını bölmüş oluruz. Şayet kabul ederlerse harbi başka bir zamana tehir ederiz.
Bir İslam mücahidinin hayatı: EBA EYYóB EL ENSARİ - 19