Raha Muhtar'ın yönettiği "İslam'da üfürükçülüğe yer var mı?" başlıklı Ateş Hattı, her zamankinden daha fazla ilgi gördü.
Peki eski programlardan farkı neydi? Bu kez de mikrofonu kapan konuştu... Bu kez de kimse kimseyi dinlemedi... Bu kez de Reha Muhtar bağırdı, çağırdı, şov yaptı...
Fark şuradaydı:
Cumhuriyet'in pozitivist eğitime verdiği onca öneme rağmen...
Polisiye tedbirlere, kanunlara rağmen...
Diyanet İşleri'nin telkinlerine rağmen...
Hatta İslamcı fikir adamlarının çabasına rağmen...
Bu Müslüman halk "pagan" pratiklerden vazgeçmiyor!
İşte tam bu noktada... Sağcısı, solcusu, İslamcısı, ateistiyle
aydınlar, bilimciler, Diyanetçiler apışıp kalıyor. Sinir oluyorlar!
Program sırasında bir müftü bağırıyordu: "Elmalılı Hamdi'den,
Şeyhülislam Ebu Suud Efendi'den daha mı iyi bileceksin?"
Üfürükçü adam cevap veriyor: "Onlar kim ya... Ne bilirmiş olar?...
Onlar biliyorsa, ben de biliyorum..."
Medyada yorum yapanları asıl dehşete düşüren işte bu... Yoksa daha
önce de Ateş Hattı için "düzeysiz" dediler... Daha önce de Reha
Muhtar'ı 'tartışma' programını, 'atışma' programı haline getirdiği
için eleştirdiler... Seyirciyi boykota çağırdılar... Katılanlara
"gitmeyin" dediler...
Daha önce tartışma programlarına Kürtler, Aleviler, İslamcılar,
milliyetçiler, feministler, hatta marjinaller katılıyordu... Beğenin
ya da beğenmeyin, bu insanlar belli konular üzerine düşünmüş ve okumuş kişilerdi.
Ancak bu kez karşımızda yepyeni bir grup vardı: Benim "pagan
müslümanlar" diyeceğim, din ile şaman pratiklerini bir araya getiren insanlar bunlar. Bir yandan Allah'a, peygambere, Kuran'a inanıyorlar... Bir yandan dolarlarını üfürükçülere, falcılara
kaptırıyorlar... Bir yandan namaz kılıyorlar... Öte yandan çaput
bağlıyorlar...
Bu insanların olduğunu biliyorduk bilmesine de... Kimse onlara söz
vermiyordu... Uzaktan fotoğrafları çekiliyordu sadece... Arena
programı ise gizli kamera görüntüleri ile sunuyordu onların
yaşamını...
Ama bu kez söz aldılar... İslamcı kesimin otorite saydığı dini
düşünürler için, "Onlar da kim miş" dediler! Genel geçer yargıları
paramparça ettiler... Bilimi ve Diyanet'i takmadıklarını
gösterdiler... Hem de ezilmeden, büzülmeden, suçluluk hissi duymadan
konuştular.
Bazıları bu programın izlenmemesi gerektiğin düşünüyor. Bense tam
tersini söylüyorum: Ateş Hattı, Türkiye'nin aynasıdır... Kabul
etmeseniz, o aynada gördüklerinizden hoşlanmasanız da öyledir.