
Aslı olmayan iftiralar
Eyyub el-Ensâr” koyunların birini keserek döndü.
Etin yarısını pişirip, yarısını da kebap yaparak karısının yaptığı ekmekle birlikte ikram etti. Hz. Muhammed (a.s.) etten bir parça yedikten sonra bir parça da yufka ekmeğinin arasına koydu.
- Bunu Fâtıma'ya götüreceğim. Kaç gün var ki et yememiştir.
Ebâ Eyyub bunu duyar duymaz hemen o parçayı alarak Fâtıma'ya götürdü. Resulüllah yemeğini bitirdikten sonra yanındakilere dönerek buyurdu:
- Ekmek, et, kuru ve yaş hurma. Şüphesiz bu, kıyâmet gününde sual olunacağımız nimetlerdendir.
Ebu Bekir, Ömer'e baktı. Sanki çok büyük bir günah işlemiş gibi hissediyorlardı kendilerini. Resulüllah onların bu halini anlayarak dedi ki:
- Böyle nimetlerle karşılaştığınızda yemeye başlarken "Bismillâh" deyin. Doyduğunuz zaman da, "bizi doyuran ve bize nimetini ihsân eden Allah'a hamdolsun" deyin. Bu sözünüz nimetin şükrüne kâfidir.
Yüce Peygamber, kalkarken Ebâ Eyyub'a "yarın bize gel" buyurdu. Hz. Ömer onun duymadığını sanarak tekrarladı:
- Yâ Ebâ Eyyub. Resulüllah senin yarın kendisine gelmeni emrediyor.
Eyyõb el-Ensâr” ertesi gün gittiğinde Peygamber ona bir câriye vererek tavsiyede bulundu:
- Yâ Ebâ Eyyub. Sana onun hakkında hayr tavsiye ederim. Bizim yanımızda olduğu müddetçe biz ondan ancak hayır gördük.
Ebâ Eyyub, Resulüllah'ın hediyesini evine getirdi. Bir süre sonra "Resulüllah'ın hakkında hayr tavsiye ettiği bir kimseyi âzad etmekten başka bir şey düşünemiyorum" diyerek onu âzad etti. "Beni Mustalâk" harbinden Safvân ile birlikte döndüğü için Hz. Aişe (r.a.) hakkında münâfıklar tarafından iftira olarak yalan haberler yayılmaya başlamıştı. Aslı astarı olmayan iftiralar ateşin kuru otta yayılması gibi Medine'yi sarıyordu.
Ebâ Eyyub bu haber kulağına gelince doğruca hanımına koştu. Yanına oturarak sordu:
- Aişe hakkında söylenilenleri işittin mi?
- Evet.
- Ey Ümmü Eyyub... Yaptı diye ona iftira edilen suçu sen yapar mısın?
- Hayır, Allah'a yemin ederim ki yapmam.
- Yemin ederim ki Aişe senden daha hayırlıdır. O hiç yapmaz.
|