Televizyonlarda kalite çıtasını yükseltmenin tek bir yolu var. Günlük televizyon ölçümlerini yapan AGB, ölçüm cihazlarını dağıttığı evleri yeniden gözden geçirecek. Okumuş, yazmış takımının evine daha çok cihaz yerleştirecek. Bir programın iyi olup olmadığına, varoşlar değil, eli kalem tutanlar karar verecek.
Bugün iki ayrı reyting yapılmaktadır. Biri genel reyting. Burada varoşlar çoğunluktadır. AB grubu reytingleri ise üst düzey televizyon seyircilerinin beğenilerini dile getirmektir.
Bu iki kesimin program puanlamaları arasında dağlar, denizler kadar fark vardır. Genel reytingde ilk beşe giren bir yapım, AB'de diplere vurmaktadır... Yani, birinin beğendiğini, diğeri beğenmemektedir.
Bazı televizyonlar genel reytingi esas alır. Yani; varoşlardaki seyircinin beğenisine itibar eder, ona göre program yapar. Reytinglerini yükseltmek için okumuş yazmış takımının nefret ettiği program türlerini devreye sokar. Kaliteyi, reyting uğruna bozuk para gibi harcar.
Televizyonların gün gün kötüye gitmesinin nedeni işte budur.
Oysa; AGB, bugüne kadar yaptığı uygulamanın tam tersini uygulasa... Elindeki ölçüm cihazlarını A, B, C ve D diye sınıflandırdığı kişiler arasında eşit bölüştürse bakın ne olur...
Varoşlardan gelen oylarla reytinglerde hep ön sıralara yerleşen programlar, birden en çok izlenen 100 program sıralamasında cin çapmışa döner, dibe çöker... Böyle yapımların tutmadığını gören televizyonlar hemen onlara kapıyı gösterir. Yerlerine de daha eli yüzü düzgün programlar koyar.
İşte o zaman siz sağ, biz selamet. Televizyonların kalite çıtası üç - beş basamak yukarı çıkar.
Aslında böyle de yapılması gerek. Zira; televizyona reklam verenler varoşların değil, alış gücü olan seyircinin belirlediği televizyon ölçümlerine, yani AB reytinglerine bakıp progamlara ilan veriyorlar. Reklamcılar AB'yi tercih ederken, AGB'nin genel reytingte ısrar etmesi biraz tuhaf değil mi?