

İkinci en eski
Dünyanın en eski mesleği olarak "Fahişelik" bilinir...
Bir dönem dünyanın politika tahtında oturan Reagan'ın bu söze atfen
söylediği şöylesi bir sözü vardır:
"Bana göre politika, dünyanın ikinci en eski mesleğidir. Ve öğrendim
ki, bu ikinci en eski meslek, birinci en eski mesleğe, ona yapışık
denecek kadar yakın. Ve aralarında çok büyük benzerlikler var!"
ABD'li film yönetmeni Mell Brooks, "2000 Yaşındaki İhtiyar Adam" adlı
yapıtında, "Başkanlar karılarına yapamadıkları eylemi millete
yaparlar" der.
Avustralyalı politikacı Malcolm Fraser ise "Kendi kendini eleştirmek,
bir politikacı için mutlaka gereklidir. Ama bunu kamuoyu önünde
değil, içinde sadece kendisinin bulunduğu bir odada yapması
menfaatleri gereğidir."
Politikacıların koyu renkli kıyafetlerinden yansıyan ciddiyetleri
için ise şöylesi birkaç satıra ne dersiniz:
FUTBOL ANTRENÖRÜ
Eugene Mc Charty'e göre, "Politikacı futbol antrenörü gibidir. Oyunun
bütün kurallarını ve inceliklerini bilecek kadar zeki olmalıdır. Ve
bu oyunun önemli bir şey olduğuna inanabilecek kadar da akılsız
olmalıdır."
Karşılıklı suçlamalar ve karalar çalınmasına gelince...
Winston Churchill'in düşüncesi şöyledir:
"Politika savaş gibidir. Her ikisinde de yasaktır; ama, zaman zaman
zehirli gaz kullanırız. Savaşta kimyasal sanayi ürünü gazı...
Siyasette ise insan ürünü olan gazı..."
ABD'li yazar John Leonard, politikacı para ilişkileriyle ilgili
olarak "Politika astrolojidir. Para ise onun burçlarıdır" der...
Nikita Kruşçef'e göreyse "Politikacıların hepsi aynıdır. Nehir yokken
köprü vaad ederler"...
Simon Cameron'un kayda değer bir itirafı var:
"Ben dürüst politikacıyım. Beni satın alanlara asla ihanet etmedim."
Benjamin Disraeli ise "Üç çeşit yalan vardır. Masum yalan, tehlikeli
yalan ve istatistikler..."
SIRADIŞI İNSANLAR
1967 yılında London Times'da yayınlanan bir makalede yer alan
satırlar ise şöyledir:
"Büyük politikacılar alalade insanlara benzemezler. Büyük birer
başbakan olan Winston Churchil ve William Pitt iyi içkiciydiler..
Yani alkoliktiler...
Daha da büyük başbakanlar olan Llyod George ve Palmerson'a asla kadın
emanet edilemezdi...
Chatham, hiç kuşkusuz bunların içinde gelmiş geçmiş en büyük<
başbakandı...
Ve deliydi...
Her ikisi de hasta derecesinde çapkınlardı...
İNSAF BOYUTU
Günümüzde politikacı ve O'nlarla ilintili olanlarla ilgili kamuoyunda
pek olumlu bir kanaat oluştuğu söylenemez...
Görüntü, karaya dönük...
Aşılamayan her engelde, yürümeyen her işte, karşılaşılan her zorlukta
onlara kızmayı adet haline getirmişiz...
Sanki...
Artık, yolda ayağımıza takılan taştan bile onlara hesap soracak bir
ruh hali içindeyiz...
Oysa...
Yukarıda da örneklerini verdiğim, dünya çapında birer isim olan
politikacılar için de neler neler söylenmemiş ki!
Mevcut sorunlar onlara kızmakla çözümlenebilecek gibi değil...
Çözüm bir parça da bizlerin vatandaşlık görevlerini sağlıklı bir
şekilde yerine getirmesinden geçiyor...
Unutulmamalıdır ki...
Bir Çin atasözü şöyle der:
"Hiç kimseyi işaret parmağınla gösterme, geriye kalan üç parmağın
kendini gösterir...
Ve her defasında sana şöyle der:
Kendine bak...
Kendine bak...
Kendine bak..
Başparmak ise yukarıyı işaret eder..."
Bu bakımdan, politikacıları işaret ederken üç parmağımızın da
kendimizi gösterdiği gerçeğini hiç hatırdan çıkarmamalıyız...
Çünkü, Türkiye coğrafyasında zor yetişen ve daha yüz yıllık bir
geçmişe dahi sahip olmayan bu nadide çiçeğe ve onun kalbi olan
Parlamento'ya karşı daha hoşgörülü olmamız şart!
Yoksa...
Yıkmak kolay, ama görüyorsunuz yerine koymak zor...
|