Ne istiyoruz?
Avusturya maçları öncesi ve sonrası yaşanan olaylar futbol dünyamızda hâlâ tartışmayı öğrenemediğimizi gösteriyor. Şimdi ülke ikiye bölünmüş durumda... "Güneş'in yanında olanlar" ve "Güneş'e karşı olanlar" diye. Saçma, ama maalesef gerçek bu...
Fransa-98 başlamadan bir gün önce L'Equipe Gazetesi'nin başyazarı, Fransa Milli Takım Teknik Direktörü Aime Jaquet için "Teknik direktörlüğüne inanmıyorum. Fransa başarılı olamayacak" diye yazdı... Fransa o turnuvayı hem de Brezilya'yı 3-0 gibi net bir skorla yenerek kazandı. Aynı yazar, finalin ardından yazdığı yazıda, "Fransa büyük bir iş başardı ama Aime Jacquet hâlâ benim için iyi bir teknik direktör değil" dedi...
İş bu kadar basit... İnsanlar sabit fikirli olabilir. Bir yazarın, bir teknik adamı ya da bir futbolcuyu sürekli eleştirmesinde kasıt varsa, okur yani toplum, bunu er ya da geç farkeder. O yazar için notunu verir.
Ama ya tersi? Ya yazılanlar karşısında sürekli tavır alıp, her eleştiriyi kötü niyetli görmek... Okur bunun da farkına varır... O zaman o futbol adamının da notunu verir.
Viyana'daki Avusturya maçı öncesi Güneş'in teknik direktörlüğü ile ilgili endişelerimi dile getiren bir yazı kaleme aldım.
Güneş finallere gitmeli
Hâlâ bu fikirlerimi savunuyorum. Ancak bunu yaparken Güneş'in görevinden ayrılması gerektiğini de savunmuyorum. Finallere takımın başında gidebilmek Güneş'in kendi elinde olan birşeydi, yine de öyle...
Moldova maçını kaybederek grubu tamamlasak, Avusturya'yı 1-0'ın ardından sıkıntılı bir maçla elesek, Güneş'in değişmesi gerektiğini asıl bugün onun elini havaya kaldıranlar dile getirecek, bunun zeminini hazırlayacaktı... Oysa biz Güneş'in hatalarını görüp, düzelterek Milli Takım'ı finallere taşımasının doğru olduğu görüşündeyiz.
Bu takım Türkiye'nin özlemini duyduğu bir takım... Ama bu takım "Avusturya'yı 5-0 yendi" diye aynı anlayış, aynı kadro seçimi, aynı taktik ve aynı onbirle Dünya Kupası'nda başarılı olacak bir takım değil... Finallerden önce de bu takımın eksilerini yazacağız. Türkiye gidebileceği en iyi yere gitsin, biz hain olarak adlandırılsak da olur...
Glasgow'u eleyip, Samsun'a 3 attığı gün bile Denizli'yi neden eleştirdiğimizi bugün anlayabilenler, Güneş'e yönelik eleştirilerimizi de anlarlar... Biz; kulüp takımlarının lig şampiyonlukları, Milli Takım'ın elemelerdeki zaferleriyle mutlu olacak bir kuşağın çocukları değiliz... Cesuruz, hırslıyız ve istekliyiz. O yüzden de Avrupa'da kupa, finallerde başarı peşindeyiz...