Saçı jölelinin ahı, tahtından indirir şahı..
Televizyonlarda dağıtacak para kalmayınca "cehaletten rant çıkarma" dönemi fiilen bitti.. Onun yerine "zulümden rant çıkarma" devri başladı.. Öncüsü de "En Zayıf Halka" programının saçı jöleli sunucusu Hülya Hanım oldu..
Bizim ahalimiz hem "yarışma" meraklısıdır hem iki satır yazıyı okumaya üşenir hem de zil parasızdır.. Bu üç önemli özellik yanyana geldiğinde televizyonculara rant çıkar..
Yarışma programları da bu işe yarar.. Üstelik 500 milyarlık ödüller dağıtıp, ağırlığınca altın vererek..
Şimdi koltuğunuzda şöyle geriye kaykılıp "Bre nabekar!" diye kükredikten sonra:
- "Senin televizyon kanalı dediğin meret, şu günlerde reklam geliri filan kalmadığından "Allah rızası için" yayın yapıyor.. Hal böyleyken bu paraları nasıl veriyor?" diye sorsanız "Haklısınız!" derim.. Lakin işin püf noktası var..
***
Televizyonlar için en tehlikesiz, en zahmetsiz program hangisidir, derseniz "Büyük ödüllü yarışmalar" cevabını veririm.. Çünkü sunucusu bir dümen çevirmediği takdirde yarışmacısının kazanma şansı yoktur..
Bizim memlekette kültürün belli bir tarifi olmadığından, kime kültürlü adam denir, kestirilemediğinden televizyoncular hiç zorlanmaz..
Televizyona çıkıp Ezo Gelin Çorbası'nın tarifini versen, ahali gözüne "Breh! Breh! Breh! Bu adam belli ki ulemadan birisi.." diye bakar..
Televizyoncu kısmı da bunu bildiğinden orta yere ödül niyetine servet koyup, reytingi götürür..
Cehaletin rantı
Ahaliye güvenmeseler bu kadar parayı ortaya koyarlar mı? En sıkıştıkları yerde "Alfabemizin dördüncü harfi hangisidir?" diye sordular mı on yarışmacıdan dokuzunun soluğu kesilir..
Tabii memlekette işler yolundayken sunucular da esnek davranıyordu.. Hatta yarışmacılara üç beş kuruş kazandırmak için mesaiye kalıyorlardı.. Bizim ahaliye kültür yarışmalarında para vermek de bir meseledir..
Yarışmacı ne kadar saçma cevap verirse versin bozmayıp, onu yüreklendireceksiniz.. "Aya ilk ayak basan millet hangisidir?" sorusuna;
- "Türkler.." cevabını aldığınızda "Ohaaaa!" çekmeyip;
- "Bravo yaklaştınız.. Ama biz valizimizi hazırlarken bir ülke elini çabuk tutup gitti.. O ülke hangisiydi?" diye ısrar edeceksiniz..
***
Allah "ekonomik istikrar programını" hazırlayan büyüklerimizin iyiliğini versin.. Bunların hepsi milletçe yolunmuş tavuğa dönmemizden önceydi.. Televizyon kanallarında dağıtacak para kalmayınca "cehaletten rant çıkarma" dönemi fiilen bitti..
Onun yerine "zulümden rant çıkarma" devri başladı.. Öncüsü de "En Zayfı Halka" programının sunucusu Hülya Uğur Tanrıöver Hanım oldu..
Bu kadıncağız oldukça ufak tefek.. Saçlarını uzatmadığından ekrandan tüyü bitmemiş yetim gibi görünüyor.. Zaten bir parmak saçı var.. Onun da üstüne bir kavanoz jöle döküp her tüyünü bir istikamete doğru ayrı ayrı dikmiş..
Saçlarının jöleli olduğu bilinmese, mikrodalgada yemek ısıtırken parmağını yanlışlıkla prize sokmuş zannedecekler..
Okan Bayülgen'in Zaga'sına konuk olduğunda hakkında biraz birşeyler öğrendim.. Galatasaray mezunu.. Okulun dört kız öğrencisinden biri.. Talebelik fotoğraflarından anlaşıldığına göre kırk erkek öğrenciye bir kızın düştüğü sınıflarda okumuş..
O yüzden özgüveni fazla.. Kendini Jodie Foster kadar çekici görüp, erkek yarışmacılara "Kuzuların Sessizliği" filmindeki sapık katil muamelesi yapması da bu sebepten..
Mazoşizmin rantı..
Yarışmacılara sokuşturmadığı laf yok.. Cümlelerini fiş haline getirip masaya yatırsanız, meallerini ayrı ayrı açıklasanız yüzüne taktığı "entellektüel nezaket" maskesinin altından bir çeşmebaşı kavgacısı çıkar:
- "Sahip olduğunuz kırkbeş IQ'nun size hayat boyu yeteceğine emin misiniz?"
- "Demek evlisiniz.. Olabilir, her budalanın hayran olduğu başka bir budala vardır.."
- "Eminim dünyaya yaptığınız katkıyı göstermek için sifon da çekmiyorsunuzdur.."
Tabii cümleleri benim yazdığım kadar cüretli değil ama mealen geri kalır yanı da yok.. Yukarıda Allah var.. O yarışmayı izlediğimde çoğu cevaplardan sonra Hülya Uğur Hanım'ın haklı olduğunu düşünüyorum..
"Fırat ile Dicle nehri arasında kalan bölgeye hangi ad verilir?" diye soruyor.. Cevap Mezopotamya.. Yarışmacı sazan gibi atlıyor:
- "Güneydoğu.."
Bir cevap hakkı daha olsa "Diyarbakırspor.." diyecek..
Eh şimdi Hülya Uğur Hanım o yarışmacıyı ezmeyip de ne yapsın? Üstelik ortalama bir gazete kültürüne bile sahip olmadan oralara geldiklerini, üç beş liralık ödül için falakaya yatırılmaya razı olduklarını bile biliyor..
***
Medya leşkerleri bu gibi durumlarda günah keçisi yaratmaya meraklıdır.. Hülya Uğur Tanrıöver'in tavrı belli ki bizimkileri de rahatsız etti..
"Bu kadını vakitlice durdurmalı, yoksa yarın karşımıza çıkıp bir soru da bize sorar" diye mi kıllandılar ne? Başladılar yarışmadaki tavrını dile dolamaya..
En Zayıf Halka programının yayınlandığı kanal da belli ki kulak çekti.. O yüzden iki haftadır çok dingin.. Dilinin sivriliği kalmadı.. Yarışmacılara emekliliğine üç ay kalmış zalim matematik hocası şefkati ile yaklaşıyor..
Ancak doğanın kuralları işliyor..
Zulümden rant çıkarma çarkındaki bu küçük boşluğu bir başka yarışma programının sunucusu, Bennu Yıldırımlar Hanım dolduruverdi..
O da "Kim Gitsin?" adı altında benzer bir program yapıyor.. Sorulara verilen yanlış cevaplar sonunda yarışmacılarla dalga geçme hakkını sonuna kadar kullanıyor..
Temsil, yarışmacılardan biri "Feribot ile Roro"yu karıştırmış.. "Gidin Bandırma-İstanbul feribotuna binin de neler taşıdığını görün.." diye atıyor fırçasını..
Cumhuriyetimizin yarışmacı kulları "cehalet mutluluktur" ilkesine sıkı sıkıya sarılmış olduklarından şimdilik pek şikayetçi gözükmüyorlar..
- "Sındırgıda pazarım, hem okur hem yazarım.." diyen herkes ölümüne aşağılanmayı göze alıp yarışmacı olabilmek için yırtındıkça bu tiyatro sürecek besbelli..
Bunlara acırsam namertim.. Dillerinize sağlık Hülya ve Bennu Hanımlar..
|