kapat
22.09.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
ERDAL BİLALLAR(ebilallar@sabah.com.tr )

Benim dediğim olsun!

Anayasa değişikliğine start veren Meclis'te acaba sıra Siyasi Partiler ve Seçim yasalarına da gelecek mi? Egemenlik kayıtsız şartsız siyasi parti liderlerinin değil, milletin tekeline girecek mi?

Bu soruya ne yazık ki "Evet" diyebilmek mümkün değil...

Çünkü önce beyinlerin değişmesi, siyasetin hizmet yarışı haline gelmesi, liderlerin "Benim istediğim değil, milletin dediği olur" ilkesini hazmetmesi gerekir...

Bunu sağlamanın yolu da "Halkın yöneten, denetleyen, gerektiğinde sorgulayıp verdiği yetkiyi geri çekebilen" konuma gelmesinden geçiyor... Yani Siyasi Partiler Yasası ile seçim sisteminin temelden değişmesinden...

Her şeyden önce partilerin üye kayıtlarının denetlenmediği bilinmeli ve bunun sonucunda oluşan delege sisteminin demokrasinin özünü zedelediği kabul edilmeli...

Çoğunluğun tercihinin gerçekleşmesi için milletvekili ve yerel yönetim seçimleri iki turlu hale getirilmeli... Böylece dar bölge esasına göre yapılacak seçim sisteminde, seçmene ikinci defa tercih belirtme imkânı verilmeli... Kısacası seçmen tabldotta sunulan yemeği değil, mönüden istediğini seçebilmeli...

*
Bütün bunlar yapılırsa 65 milyon kendi geleceğine sahip çıkma hakkını kazanacak... Her birey; bildiği, tanıdığı, milleti için çalışacağına inandığı kişileri Meclis'e yollayacak.. Ve sonuçta olası sorunlarda muhatap bulacak... Gerekirse hesap soracak...

İşte; bütün bunların yolu Siyasi Partiler ve Seçim yasalarının değiştirilmesinden geçiyor... Ama önce bunu herkesin istemesi gerekiyor...

KALP AMELİYATI OLACAKLAR BİR TEK HASTANEYE SEVKEDİLİYOR!

SSK'nın Memorial aşkı!
BAĞKUR'un borç tahsili adı altında üyelerini soyup soğana çevirdiğini, SSK'nın ise halka eziyet çektirdiğini haftada en az 3 gün yazıyorum... Amacım Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan'ı uyarmak, milyonlarca BAĞKUR'lu ile SSK'lının sesini duyurmak... Gelin görün ki; Bakan Okuyan ya gazete okumuyor, ya da okuyor, aldırmıyor... Çünkü kılını kıpırdatmıyor... Halkın ezilmesine, süründürülmesine ses çıkarmıyor...

Bugün sayın bakanın bir başka konuya dikkatini çekmek istiyorum... Kimbilir bu kez ilgileneceği tutar, araştırır, soruşturur, bir pislik varsa bulup sorumluların canına okur...

*
SSK, İstanbul'da açık kalp ameliyatı olacak hastaları nedense son dönemlerde Memorial Hastanesi'ne sevkediyor... Bu konuda ihtisas hastaneleri olan Koşuyolu, Siyami Ersek, Alman Hastanesi ve Florance Nightingale gözardı ediliyor...

Peki sebep? Rivayet muhtelif....

Sayın bakan bu konuya el atar, soruşturursa bana iletilen rivayetlerin gerçek olduğunu görür...

BAKAN'IN DİKKATİNE

Yasalara uymayan hastane olur mu?
Hastane olma özelliğini taşımayan, Sağlık Bakanlığı'nın 6 yazısına rağmen dokunulmayan Özel Bodrum Hastanesi'nin dayısı kim? Muğla Sağlık Müdürü Şaban Nazlı mı, Bodrum Belediye Başkanı Mazlum Ağan mı, yoksa Muğla Valisi Lütfi Yeğenoğlu mu?

Bakanlıkça Muğla Valiliği'ne gönderilen yazıda, "Özel Hastaneler Statüsü"ne uymadığı belirtilen ve eksikliklerinin giderilmesi için 3 ay süre verilen bu hastane, aradan 1 yıl geçmesine rağmen faaliyetini sürdürebiliyor... Sorun bununla da kalmıyor, iki binası arasından yol geçiyor... Bodrum Belediyesi, Sağlık Bakanlığı'nın 27 Ekim 2000 tarihli yazısına rağmen bu çarpıklığa da aldırmıyor... Bir hekim olan Sağlık Bakanı Osman Durmuş'a soruyorum; hasta binasının yanında; egzozlardan zehir saçan, gürültüsü ile insanları bunaltan araç trafiğine açık yol olur mu? Bakanlığınızın 5 kez uyarmasına rağmen eksiklerini tamamlamayan, özel hastaneler statüsüne uymayan bir sağlık kurumu şifa dağıtır mı?

Sözde demokratlar!
Terörün ne olduğunu gören Amerika, mücadele için kişi hak ve özgürlüklerinde yeni düzenlemelere gidiyor... Amerikalılar buna itiraz etmiyor, teröre karşı milli birlik ve beraberlik içinde hareket ediyor...

Türkiye'de ise yaklaşık 30 yıldır bölücü, irticai ve yıkıcı terör sürüyor... Buna karşı devletin aldığı kararlar kimi çevreler tarafından insan hakları ve demokrasi gerekçesiyle sürekli eleştiriliyor... Bazı gazeteler, sivil toplum kuruluşları, dernekler, vakıflar hep ama hep devleti ve onun terörle mücadele eden güvenlik güçlerini yıpratmaya çabalıyor...

Dilerim; bu sözde demokratlar artık akıllanır...

Tüketicinin sesi

Kelebek Mobilya
* Diyarbakır'dan Veysi Bozkuş, Kelebek Mobilya'dan aldığı çek-yatı döşemesinin bozulmasına rağmen aylardır değiştiremediğini...

Tefal
* Mimarsinan'dan Mübeccel Altın, Tefal marka ağda makinesini hiçbir yerde sir ağda bulamadıkları için kullanamadıklarını...

Opel servisi
* Balıkesir'den Mehmet Ercan, Opel Tınaz servisine bakım için bıraktığı aracını kullanan servis görevlilerinin kaza yaptıklarını ve bununla kalmayıp, kendisinden tamir için 4 milyar istediklerini...

Cine-5
* İstanbul'dan Selçuk Kazancı, üyeliğini iptal etmesine rağmen CINE-5'in kartından para çektiğini bildiriyor...

SUÇLANAN KURUM VE KURULUŞLARIN DİKKATİNE...

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır