Medeni dünya ve diğerleri formülünde doların değeri!
ABD Başkanı Bush bu savaşın nasıl bir savaş olacağını nihayet anlattı. Şimdiye kadar bildiklerimizin hiçbirine benzemeyecek...
* Amerika elindeki her gücü kullanacak... İstihbarat, her türlü silah, her türlü para gücü. Türkçe tercümesi, "Ne pahasına olursa olsun!"
* Amerika, belki de Vietnam'dan beri ilk kez, askerlerinden "Ölmelerini" isteyecek. Kara savaşı olacak ve Amerikan askeri orada canını verecek. Sadece "Atari" oynanmayacak. Zaten salt düğmeye basıp füze atarak bu savaşı kazanamayacaklar.
* Vurdum, yıktım, bitti... Yok bu kez. Başkan Bush kendisi söylüyor, "Şimdiye kadar eşi benzeri görülmemiş bir savaş operasyonu olacak". Yine Bush'un deyimiyle kimi saldırıları bütün şiddetiyle televizyondan izleyeceğiz, bazı gizli operasyonları da Ğbaşarılı olsalar bile- asla bilmeyeceğiz.
* Teroristleri sıkıştırmak, birbirine düşürmek ve kaçacakları son deliğe kadar kovalamak, hedefin en kısa tanımı.
* Bu arada teroristlere yataklık eden bütün ülkeler de düşman sınıfına girecek. Bush, bütün ülkelere davetiye çıkardı... "Ya bizle berabersiniz ya da teroristlerden yanasınız."
* Teroriste yataklık eden ülke de Ğneredeyse otomatik olarak- hedef ülke haline geliyor.
Bu sayılanlar savaşın ne derece çetin, uzun, büyük olacağını ve cephenin de ne kadar büyük olduğunu ortaya koyuyor.
Şimdi devam edelim...
Başkan Bush diyor ki...
"Bu savaş sadece Amerika'nın savaşı değil. Tehlikede olan sadece Amerika'nın bağımsızlığı değil... Bu evrensel bir savaş ve medeni dünyanın savaşı.. Bu savaş çoğulcu demokrasiye inanan, hoşgörü ve özgürlüğe inanların savaşıdır!"
Ardından NATO örneği geliyor:
Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için!
Başkan'dan bir vurucu cümle daha...
Medeni dünya Amerika'nın yanında, çünkü terör cezasız kalırsa onların kendi şehirleri de, kendi vatandaşları da bir gün terör kurbanı olabilir.
Ve Başkan burada son darbeyi indiriyor:
Biliyor musunuz, buna müsaade etmeyeceğiz!
Başkan'ın bu güzel konuşmasından sonra, gelelim güzel Ankara'ya...
Ankara'dan ABD'ye destek mesajları gitti. En son Cumhurbaşkanı telefon etti, "Merak etme Bush, biz yanındayız" dedi.
Bu esnada da Anıtkabir üzerine uçakla saldırı istihbaratının aslında doğru olduğu haberi geldi.
Şimdi demek lazım ki...
Ey Başkan, bizim durumu anlamak için ille de böyle bir saldırıyı son anda atlatmamız şart mıdır!
Burası dünyanın tek demokratik, NATO üyesi, çoğunluğu Müslüman olan Batılı ülkesi.
Terörün her türlüsüyle mücadele etmekten fakir düştük.
Siz Amerikalı dostlarımıza da her zaman, arzu ettiğiniz her türlü desteği verdik.
Körfez Savaşı'ndaki zararımız en iyimser tahminle 30 milyar dolar.
Yapacağınız müthiş savaş sırasında petrol fiyatları muazzam tırmanacak.
Biz alternatif yollardan dünyanın benzin istasyonu olabiliriz.
Ayrıca birçok başka stratejik ve sosyo-ekonomik açıdan bakıldığında Beyaz Saray'daki sıradan bir danışman bile bizim ne kadar karmaşık bir durumla karşı karşıya olduğumuzu size anlatabilir.
Öyle karmaşık ki...
Durumumuzu ortaya koymak için bir haftadır yazmayı düşündüğümüz mektupta tam olarak ne diyeceğimizi bile bilemiyoruz...
Biz terörle savaşa savaşa,
Kendi yağımızla kavrula kavrula buraya kadar geldik.
Siz bizim zararı tazmin etmediniz, biz sizin silahları satın almaya devam ettik.
Karşıdakilere el altından yardım ettiniz, biz görmezden geldik.
Bizden destek istiyorsanız...
Bir zahmet bizim borçları bir silin, bunlar terör faturaları!
Ha silmeseniz ne olur?
Destek vermez miyiz?
Yine veririz, medeni dünyanın bir parçasıyız, elimizden geleni yaparız.
Kendi menfaatimiz de bunu gerektiriyor.
Lakin...
Sovyetler'e karşı durduk...
Terör ve anarşi burada beslendi...
Düşük yoğunluklu savaş yaşadık.
Batı, "Bir Kürt devleti fena fikir değil" dedi...
Düşük yoğunluklu bir savaş yaşadık.
Bir yenisine tahammülümüz yok!
Siz terörün yüzünü daha yeni gördünüz...
Bari biz de her koşulda sorunsuz müttefik olmanın, bir kez olsun hayrını görelim!