kapat
22.09.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )

Aslanlar gemisinde, fareler kaptan!..

"Batan gemiyi önce fareler terkeder.." (Atalar sözü)

"Kaptanlar son ana kadar gemiyi terketmez, gerekirse, birlikte batarlar." (Gemicilik geleneği)

***
Bülent Korkmaz, Galatasaray'ın en akıl almaz bireysel hataları ile en ünlü futbolcusudur. Takımın son adamı olduğu için onun yaptığı hatalar, genelde golle sonuçlanır. Galatasaray Bülent'in bu hataları yüzünden, puanlar, turlar, kupalar kaybetmiştir. Ama camia onu hep hoşgörü ile karşılamış, hep sahip çıkmış, hep bağrına basmıştır. Kaptanlığa kadar gelmesi, bu sebebtendir.

Şimdi, Malatya maçında bakın ne oldu?..

Bir Malatya akınında, nerdeyse golle sonuçlanacak çok net bir pozisyonu, Bülent inanılması güç bir müdahale ile önledi. Ve hemen Lucescu'ya koşarak ve arkadaşlarını göstererek, öfkeden gözleri de dönmüş gözlerle "Beni çıkar" işareti yaptı..

Bu takımın en kritik hatalarını yapan adamı olduğunu unutuyordu.

Bu takımın kaptanı olduğunu unutuyordu. Görevinin hata yapan arkadaşlarını kenara ihbar etmek "Ben bunlarla oynamam, beni çıkar" demek değil, tam tersine arkadaşlarının sırtını sıvazlamak, "Aldırmayın, futbolda böyle şeyler olur, ama biraz daha dikkatli olun, her zaman böyle son anda yetişemeyebilirim" demek, onları toparlamak olduğunu bilmiyordu.

Otorite özürlüsü Lucescu "Oyundan, sen istediğin zaman değil, ben istediğim zaman çıkarsın" diyemedi. Onu hemen kenara aldı. Takımını terkeden kaptanı, PSV maçında ilk 11'e koymamaya da cesaret edemedi.

..Ve Bülent Korkmaz, PSV maçında, Galatasaray'a bir kere daha ihanet etti. Şampiyonlar Ligine evinde Lazio'yu yenerek başlayan Galatasaray'ın ikinci tur hesabı öncelikle evde alınacak 9 puana bağlıydı. Galatasaray, PSV'den sonra, evinde gurup lideri Nantes ile oynayacaktı ve asıl bu maçı kazanmak zorundaydı. Hollanda'da maça çıkan 11'de sadece Bülent Korkmaz'ın, Kaptan(!) Bülent Korkmaz'ın sarı kartı vardı ve bir kart daha görürse, Nantes maçında oynayamayacaktı.. Dikkatli olması gerekiyordu. Hele kaptan olarak 10 kere dikkatli olması gerekiyordu, ama daha maçın başında ilk sarı kartı gören o oldu.. Bir rakip akını keserken, futbol gereği mi?..

Hayır?.. Hakeme, ısrarla, uzatarak "Bana kart göster" diye davetiyeler çıkartarak..

Bülent bunu ilk defa mı yapıyor?..

Hayır..

Kendi rezaletlerini görmeyip, arkadaşlarından başlayarak, rakibe ve hakeme en çok saldırmakla ünlü, dengesiz biri o.. Gene kendini kontrol edemedi ve Nantes maçında tribüne çıktı. (Aslında iyi de oldu. Otorite özürlüsü Lucescu'nun başaracağı şey değildi, onu kadro dışı bırakmak. Kendi cezasını kendi verdi.)

Bir takımda Bülent varsa, dünyanın en iyi niyetli hakemi, o takımdan on dakikada nefret eder. Çünkü Bülent arkadaşlarına da kötü örnek olarak, hakemin her düdüğüne, eliyle, koluyla, yetmezse azarları ve küfürleri ile saldırır. Hakem de insan.. Bülent ve takımına bu kadar antipati duyunca, düdüklerini de, bilerek bilmeyerek, öyle çalar..

***
Şimdi, Galatasaray Asbaşkanı, Fatih Altaylı'ya bir sorum var..,

Bir gemi sahibi olsan, Bülent Korkmaz'ı ona kaptan yapar mıydın?..

Peki, Galatasaray'ın bir gemi kadar değeri yok mu?..

Bu zora geldi mi gemiyi terkeden, bu arkadaşlarına en kötü örnek olan, bu sorumsuz, bu dengesiz, bu saldırgan adam, hala nasıl Galatasaray'ın başında sahaya çıkabiliyor..

Görmüyor musunuz, laf mı geçiremiyorsunuz, otoriteniz, disiplin sağlama gücünüz mü yok?..

Bu kadar acizseniz, Galatasaray'ı yönetmeye niye talip oldunuz?..

Takım kaptanlığını futbolcuları toplayıp, "Para verilmezse kampa girmeyelim" tehdit ve şantajından öteye götürmeyen bu adamla, Galatasaray nereye gider?..

Geçen yıl Okan ve Emre'nin şımarıklarına bir tepki gösterilebilseydi Galatasaray bugün muhtemelen beşinci kez şampiyondu. Belli ki ders alınmamış..

Alınsa, Bülent Bey bu kadar pervasız olamazdı..

***
..Ve de Bay Mehmet Cansun.. "Geçen yılki şımarıklıklar, sorumsuzluklar olmayacak. Çünkü bu yıl canlar yanacak" dediniz.. Bana dediniz..

Bülent Korkmaz'ın canı yandı mı?.. Yoksa gene korktunuz, gene çekindiniz, gene örtbas mı ettiniz?..

Hangi kule.. Hangi yıkılma..
Fanatik "Aslan gibi kaybetti" derken, Foto Maç "İkinci kule de gitti" demiş, "Galatasaray üçlük oldu" üstbaşlığı ile..

Fenerbahçeli arkadaşlar, ucuz bir espri için Galatasaray'ı harcamak istemişler..

Bir defa..

Galatasaray'ın bir yere gittiği yok. Gurubunda hala ikinci turun bir numaralı adayı.. "Gitti" bizim arkadaşların temennisi mi acaba?..

Ayrıca..

"İkinci kule de.." dediklerine göre, bir birincisi de var sanki..

UEFA ve Süper Kupa şampiyonu, İtalya, İspanya, İngiltere ve Almanya'da yenmedik takım bırakmayan, CNN International ve FIFA listelerinde ilk beşe kadar yükselen, dört yıldır topladığı puanlarla, daha önce ilk yirmiye giremeyen Türkiye'yi, "UEFA Ülkeler Sıralaması"ında tek başına yedinci sıraya yükselten Galatasaray'ın "Kule" olduğu kesin.. Brezilya sahillerinden, Yağmur Ormanlarının derinliklerine kadar görünen ve bilinen kule..Tamam..

Tamam da, "Birinci" kuleyi bilemedim!.

Ola ki, Babil Kulesi gibi, bir efsaneden ibarettir!..

Tecelli'den Abuzittin'e mektuplar
Abuzittinciğim

Sana şu satırları yazarken Amerika daha ilk füzeyi patlatmamıştı. Çünkü füzeyi nereye yollayacaklarına karar veremiyorlardı. Başkan Bush, "2 milyon Dolarlık füzeyi kalkıp devenin kıçına atmam!" diyerek hedefin hala saptanamadığını veciz bi biçimde ifade etmişti.

Şimdi, benim mektup yoldayken, Beyaz Saray'da şöyle bi konuşma geçebilir:

Kırmızı telefon çalmıştır. Başkan açar:

"Evet!?"

"Başkanım ilk füzeyi fırlattık ve tam isabet!"

"Aferin çocuklar.. Biz zaten dünyanın en büyük en güçlü devletiyiz.. Neyi vurdunuz?"

"Deveyi vurduk!"

"Nee?! Ulan ben 2 milyon Dolarlık füzeyi kalkıp devenin kıçınına atmam demedim mi?"

"Kıçından değil başkanım.. Ayağından, ayağından!"

Abuzittinciğim,

Amerikan halkı da bu arada, kiliselerden çıkmıyormuş, Bi yandan dua edip öte yandan da "Tanrı Teröristlerin saldırısını neden engellemedi" sorusuna cevap arıyorlarmış. Hatta televizyonlarda bile bu tartışma varmış.

Rahiplerin ne dediklerini bilemiyorum ama benim aklıma şöyle geliyor:

İkiz kulelerle Pentagon'a teröristler saldırmış saldırmamış, bilmem kaç bin tane adam ölmüş ölmemiş, bunlarla Tanrı neden ilgilensin?

Yıldızların pırıl pırıl parladığı bi gecede, elinin başparmağını göğe doğru uzat. Bi gözünü kısıp ötekiyle parmağının ucuna bak.. Başparmağının uzayda kapladığı ufacık alanda en az 250 bin galaksi var!

Düşünebiliyor musun? 250 bin galaksi¥ 250 bin tane Samanyolu! varsaysak, (Bizim galaksimizde 400 milyar yıldız saptamışlar) hesapla bakalım o 250 bin galaksinin kaç yıldızı! Ki bu, Dünyadan baktığımızda, uzayda başparmağımızın kapsadığı minicik alandakiler.. Bi de Kozmosun tamamını düşün! Kim bilir kaç milyar galaksi, kaç milyar kere milyar yıldız ve bu yıldızların etrafında dönen, bazılarında, büyük ihtimal, canlıların da yaşadığı gezegenler!

Kafanı fazla karıştırmayayım, uzaktaki galaksileri bırakalım.. Saatte 10 bin kilometre hız yapan bi rokete binip içinde Dünyamızın da bulunduğu bizim galaksiyi baştanbaşa geçelim desek 15 milyar 800 milyon yıl tutuyor!

Şimdi Abuzittinciğim, bu kadar muazzam bi düzeni kurup yöneten Tanrı Amerika daki teröristlerle ilgilenir mi? Neden ilgilensin, bi kere vakti yoktur bilader!

Onun işi başka, Kozmos! Üstelik hala büyük hızla büyüyen, şişen Kozmos!

Allah bize, kendi işimizi görelim diye beyin vermiş. Başımızı sallarken, sağa sola çarpıp zedelemiyelim diye de kafatasının içine güzelce yerleştirmiş. Çalıştır beynini!

Tabii ki Amerikan halkının sorduğu "Tanrı teröristleri neden engelemedi?" sorusuna Amerikalı din adamları, benim düşündüğüm gibi değil, mutlaka aklıbaşında, makul cevaplar veriyorlardır.

Allah Amerika'yı benim gibi düşünen (şayet varsa) rahiplerden korusun!

Münasip yerlerinden öperim Abuzittinciğim.

Kardeşin Güneş

CIA bin Laden!..
Yazının başlığı "Satır aralarından.." Serdar Turgut uyarıyor.. "Mesaj satır aralarında" diye.. Ona göre okuduk biz de..

Terör öncesi Bush Arap ve Müslümanlarla daha yakınlaşma peşindeymiş, falan..

Aslında, Amerika'da tüm araplar üzerinde korkunç bir denetim kurulmuşken, 20 ile 50 arasındaki arabın bu denetim dışında kalmasını anlamak mümkün değilmiş, filan..

..Ve de Gerald Ford'dan bu yana, CIA'in elini kolunu bağlayan yasalar birbiri ardına çıkmaya başlamış, CIA ajanlarını işlerini kaybeder olmuşlar, yeni ajanlar yetiştirememişler, Bush, durumu CIA aleyhine daha da geliştirecek bir yasayı Kongre'ye sevk etmek üzereymiş, feşmekan..

Serdar, bir tek "Bu işi CIA yaptı" demiyor.. Onu da biz diyelim dedik ki, bu müthiş mesaj satır aralarında kalmasın, herkes farkına varsın!..

SEVDİĞİM LAFLAR
'Sağlam duvarlar, sağlam komşular yaratır.'

Anatole France

BİZİM DUVAR
'Çiller'den teori, soğuk barış dönemi. "Yapmayın Tansu Hanım, zaten kafamız yeterince karışık. '

Hakan&Utku

TEBESSÜM
-Kocanızla ortak yanınız ne?

-Aynı gün evlendik.

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır