kapat
22.09.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.ekdilamerica.com
Dünyadan
Spor
banner
Magazin
Kampüs
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )

Figüran oluyoruz

Dünyanın terörle mücadele alanındaki çabalarında Türkiye figüran değil başrol oyuncularından biri olmalı..

Çünkü bu ülke, uluslararası terörün her çeşidine yıllarca hedef olmuş, binlerce değerli evlâdını ve yüz milyarlarca dolarlık kaynağını kaybetmiştir.

Son terör musibeti, bu ezeli mağduriyeti Türkiye için ebedi kader olmaktan çıkarmak gibi bir tarihi fırsatı beraberinde getirdi.

Hiç bir hesap gütmeden terörle savaşın ön safında yer almak, uygar bir toplumun, çağdaş bir devletin borcudur.

Batılı ülkeler bu borcu hatırlamak için geç kaldılar. "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" siyasetinin yarattığı cehennemde yanınca akılları başlarına geldi.

Şimdi, en büyük zararı bize veren o yılanın başını ezecek fırsat doğmuştur. Türkiye'nin haklılık, mağduriyet ve tecrübeden oluşmuş imtiyazı ile sesini yükselterek ön saflara atılması gerekmez miydi?

Evet ama olmadı işte, olmuyor..

Şüphe mi var?
Avrupalı liderler "Kara Salı"dan sonra ziyaretler yaparak ve ABD yönetimi ile işbirliği köprüleri kurarak karar vericiler arasında yer tutmaya çalışırlarken Türkiye'yi yönetenler yine nal topladılar.

ABD yönetimine gönderilmesi planlanan mektubu bile bir türlü gönderemediler.

Çünkü şartlar her gün değişiyormuş..

Türkiye'nin işin içinde olması işte asıl bunun için gerekiyor. Yoksa olaylar ve şartlar hep bizim dışımızda gelişecek..

Dün Başkan Bush'un Cumhurbaşkanı Sezer'i aradığı ve 15 dakikalık bir telefon görüşmesi yaptıkları açıklandı. Görüşme kamuoyuna şu ifadelerle yansıdı:

"Başkan Bush, terörle mücadelede Türkiye'yi yanlarında görmek istediklerini bildirdi.."

Ne demek bu?. Başkan Bush'un saldırıdan on gün sonra bundan tamamiyle emin olması ve bizimle katkımızın ayrıntıları üstünde görüşmesi gerekmez miydi?

Sonuna kadar..
Başbakan Ecevit dün verdiği demeçte "Türkiye asker gönderemez oralara ama askeri eğitim verebilir" dedi.

Şartlar sürekli değişiyor diye Başkan Bush'a gidecek mektubu geciktiren tedbirliliğe bu tedbirsizlik yakışıyor mu?

"Oralar" sözünden muradı uzaklık ise Türkiye 40 yıl önce Kore'ye asker göndermişti.

Yok eğer engel, Afganistan'ın dinden gelen yakınlığı ise bu karar daha tartışmalıdır.

Çünkü Afganistan cezalandırılırsa, başındaki İslâmi rejim nedeniyle değil, dünyanın en acımasız teröristine yataklık etmekten vazgeçmediği için cezalandırılacaktır.

Taliban lideri Molla Ömer, Usame bin Ladin'i teslim etmektense Afganistan'ın yok edildiğini görmeye hazır olduğunu söylüyor.

Bu inat, yarın NATO'yu Afganistan' a yönelik bir kara harekâtına mecbur ederse Türkiye "Ben yokum" mu diyecek?

Teröre karşı oluşan koalisyonu "haçlı ordusu" görüntüsünden ve işlevinden kurtarmak, bizim ulusal çıkarımız olduğu kadar dine karşı vecibemiz de değil mi?

Ekonomiyi yönetemeyen hükümet, bu krizi de yönetemiyor!

www.superbahis.com


www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır