kapat
28.08.2001
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Editör
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.limasollu.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
YAVUZ SEMERCİ

Vahşetin izlerini unutamam

İşadamı Üzeyir Garih'in 40 yaşındaki oğlu İzzet Garih, babasını son gördüğü anı unutamıyor: Delik deşik edilmiş bir vücut. Sırttan aldığı darbelere bakamadım bile

İshak Alaton elinde bir ilaç kutusu Üzeyir Garih'in odasında taziyeleri kabul ediyor. Bir yanında İbrahim Bodur, diğer yanında İlhan Kesici ve yaklaşık 10 kişi daha var. İş dünyasının yakından tanıdığı, Garih ve Alaton'un yakın dostları... Sohbetler Garih'li anılar üstüne... İyilikleri, olaylara bakışı... Sırası gelen oturduğu yerden cenaze evine yakışır bir yavaşlıkla kalkıp taziye defterininin konulduğu küçük ceviz masanın başına geçiyor.

Defter ilgimi çekiyor. Yaklaşık 300 sayfa ve mektup kağıdı boyutlarında. Deri kaplı. Kapının yanında Üzeyir Garih'in oğlu İzzet Garih bakışlarımı yakalıyor: "Biliyor musun? Bu defteri geçen hafta almış, masasının üzerine koymuş. İnsanın aklı almıyor. Defteri ne yapacaktı bilinmez."

BAŞIMIZA BU DA GELDİ
Nihayet kalabalığın arasında İshak Alaton ile göz göze geldik. "Rahatsız olmayın" dememe kalmadan yanıma geldi ve sarıldık. Kulağıma "Gördün mü Yavuz... Gördün mü başımıza geleni?" diye fısıldadı. Çaresizliği, anlamsızlığı anlattığı bu cümle karşısında donup kaldım. Hiçbir şey söyleyemedim ve soramadım. Sadece dudaklarımdan "Lütfen siz güçlü olun" cümlesi döküldü.

Alaton, yanıbaşımızdaki oğlu Vedat'a 'tanıyor musun' der gibi bakınca Vedat, "Nasıl tanımam, senin bodyguardın" dedi. Sonra bir daha sarıldık ve İshak Alaton fırsatı kullanıp kendi odasına dinlenmeye çekildi.

BODYGUARD MESELESİ
SanIrIm 1990 yıllarıydı. Hürriyet Gazetesi ekonomi servisinde çalışırken, İshak Alaton ile bir söyleşi yapmıştım. Alaton, Türkiye'nin gündemine oturan "Zonguldak maden ocaklarını kapatalım, işçilere de 3 yıl boyunca maaşlarını verelim. Bu süre içinde Zonguldak'ta yeni iş sahaları açalım. Devlet yine de büyük tasarruf sağlar, insanlar da madenlerde ölmekten kurtulur" demişti. Yıllar onu haklı çıkardı. Her neyse, bu sözler geçimini maden ocaklarından sağlayan onbinlerce Zonguldaklı'da büyük infial yaratmıştı. Kamuoyunda büyük tartışmalar olunca Alaton, 'İşçiye derdimi anlatmam lazım' diyerek karayolu ile Zonguldak'a gitmeye karar verdi.

İki otomobil yola çıktık. Bizim için de iyi haberdi. Hürriyet Gazetesi'nden ben, SABAH'tan Ercan İnan ve Mehmet Altan, Neşe Düzel, İshak Alaton ve oğlu Vedat Alaton yolların buz tuttuğu bir kış günü ufak tefek kazalar atlatarak Zonguldak'a vardık. Vedat, babasına işçilerin kızgın olduğunu, kötü olaylar yaşanabileceğini anlatarak koruma almasını önerince, İshak Alaton espriyle karışık yanıtı yapıştırdı: "Yavuz, sen, Ercan beni korursunuz."

İşte boydguard meselesi bu... Gerek Üzeyir Garih, gerekse İshak Alaton'da koruma alerjisi olduğu bir gerçek. Vedat Alaton da buna işaret etti:

"İkisi de halk adamı. Her yere çok rahat girip çıkıyorlardı. 15 yıl boyunca aile olarak zaman zaman bu uyarıyı yaptık ama dinletemedik."

SON SOHBET KISACIKTI
İzzet Garih'in yaşadığı şok ise çok büyük olmalı. Hani insan yakınını kaybedince onunla geçirdiği son anlar gözünün önüne gelir ve o anın sıradanlığına, özel olmayışına hayıflanır ya, ona benzer duygular yaşadığı anlaşılıyordu. Nitekim, son anısı üzerine söyledikleri de bunu gösteriyordu:

"En son öldürülmeden bir gün önce (Cuma) görüştük. Odama geldi. Öyle uzun bir sohbet değildi. Kısa, kısacıktı. İş yaptığım bilgisayarımın mikrofonunu açtı. Şöyle omuzlarımız birbirine değdi. O kadar."

KORKUNÇ BIÇAK YARALARI
YazmasI bile zor ama İzzet Garih morgda gördüklerini de anlattı:

"Gözlerime inanamadın. Hiçbir insanın bu kadar vahşi bir cinayete maruz kalacağını düşünemezdim. Bıçak yaraları korkunçtu. Omurgalarının altından yukarıya doğru bıçak darbeleriyle delik deşik edilmiş bir vücut. Sırttan aldığı darbelere bakamadım bile. Kabul edemiyorum. İnsan kalp krizinden ölür, trafik kazasında kaybedersiniz. Bir suikaste uğrar ve beynine giren iki kurşun ile hayatı biter. Onu bile anlarım. İnsanın babası... Elbette ölümü ile yıkılıyorsunuz. Ama bu çok vahşiydi çok... Vahşetin izleri gözlerimin önünden gitmiyor..."

www.superbahis.com


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır