Kopartılan gürültüye bakıp aldanmayın. Kimsenin başarısını küçümsemek istemiyorum ve belli olmaz, bu işin arkası çorap söküğü gibi gelebilir de.
Ama şu ana kadar Bayındırlık Bakanlığı'nda yapılan operasyon, bu işlerden anlayan bir arkadaşımın deyimi ile, "leblebi çerezdir."
Bayındırlık Bakanlığı içinden olsun, dışından olsun, gözaltına alınan kişiler, eğer suçluysalar, orada çalkalandığı iddia edilen rüşvet ve yolsuzluk okyanusunun içerisindefbirer küçük balıktır. On milyonlarca dolarlık yol ihalelerine ve diğer büyük işlere bunların gücü yetmez. Bunları yutan balinalar, köpekbalıkları vardır. Böyle diyor arkadaşım.
"Savcının şu andaki açtığı kutu, abartıldığı kadar büyük değil. Savcı esas büyük işleri tezgâhlayanlara ulaşabilecek mi bakalım?"
Kim bunlar diye soruyorum.
İsimleri sayıyor.
"Bunların kim olduğunu herkes biliyor, dostum" diyor. "Bunlara ulaşılmayan operasyon operasyon değildir. Bütün ihaleleri yüzde ile satıyorlar. Neredeyse tarifeye bağlamışlar. Neredeyse duvara asacaklar. Bu kadar aleni."
Hangi kuruluşlarda, diye soruyorum.
Sıralıyor.
"Sor bakalım," diyor. "Yargıtay Başsavcısı Bayındırlık Müsteşarı için soruşturma izni istedi. Neden? Yapı İşleri Genel Müdürlüğü, Bayındırlık Bakanlığı'nın en büyük genel müdürlüğüdür. Sor bakalım, neden üç senedir oraya bir genel müdür atanmamış, vekaleten bakan birisi ile idare ediyorlar. Neden? MHP neden ANAP tarafından atanan adamı kullanıyor da asaleten birini atamıyor."
Kime soracağım? Rüşvet ve yolsuzluk konusunda neredeyse Cumhurbaşkanı'nın bile sindirildiği bir ülkede?
Türkiye'nin rüşvet ve yolsuzluk suçlularını yakalayıp cezalandırmasını beklemek Hitler'in Yahudi soykırımının suçlularını yakalayıp cezalandırmasını beklemekten farksızdır. Savcıların ve müfettişlerin politikacıların emrinde olduğu bir idari yapıda rüşvet ve yolsuzlukların ortaya çıkarılması ve suçluların cezalandırılması mümkün değil.
Bu arada Yalçın Bayer gibi inatla bu işlerin peşini kovalayan basın ırgatlarına da herhalde oturmak için kullandıkları yerleri ile gülüyorlardır.
Siyasi ahlâkın ve demokrasi kültürünün demagoji denizinde boğulmamaya çalışan birer batık gemi kurbanı olduğu bu garip ülkede; üstüne üstlük, bir de Bayındırlık Bakanı Koray Aydın ile patronunun efelenmelerini dinlemek zorundasınız.
Ankaralı Avukat Mesut Adan'ın müteahhit Hüseyin Gündoğdu adına Yargıtay Başsavcılığı ile Ankara Başsavcılığı'na yaptığı Bayındırlık Bakanlığı ile ilgili suç duyurusunda şöyle bir ibare var: "Yukarıda izah ettiğimiz şikâyet konusu ihale, Bayındırlık Bakanlığı bünyesinde yaşanan yüzlerce yolsuzluktan sadece bir tanesidir."
Koray Bey, bu adamları çağırıp size bu "yüzlerce yolsuzluğu" anlatmalarını neden istemiyorsunuz?
Lafı uzatmayalım. Herkes rahat olsun. Bu taşın altından da hiçbir şey çıkmayacak. Biraz gürültü, biraz sığ medya tantanası, biraz siyasi efelenme; ondan sonra kara paraların İsviçre'deki hesaplara gürül gürül akışına devam.
Üstüne bir bardak soğuk su için. İçiniz serinler.