  
Mantık yolları
Başbakan Ecevit, "mantık yolları"na dönüşün başladığını dün şu sözleriyle duyurdu:
"Yüzlerce hatta binlerce işletme bugün kapanmış veya üretimini büyük ölçüde kısmış durumda. Bu şirketlerden kurtarılabilecek durumda olanlara bu olanağın sağlanması gerekiyor. Bundan, devletin herhangi bir zararı olmayacaktır. Tersine, devlet alamadığı paraları alma olanağına kavuşacaktır. Bu yönde dediğim gibi ilk adımlar atılmaya başlandı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Ceylan ve Bilgin şirketlerine bu olanağı sağladı. Bunun devam edeceğine inanıyorum. Bu olanağın yaygınlaştırılması ekonomimize büyük canlılık sağlayacaktır."
Başbakan'ın bu sözleri, ekonominin bütününü ve on binlerce insanı etkileyen, morallerin daha da bozulmasına yol açan bir durumun değişeceğini gösteriyor.
Hangisi daha akıllıca?
Başbakan'ın sözleri, örnek olarak gösterdiği iki gruptan birinin içinde olduğundan, Sabah gazetesi için de özel bir anlam taşıyor.
Bugün binlerce şirket vergi, sigorta ve banka borçları kıskacında bunalmış, bunların birçoğu kepenk kapatmış ya da kapatma aşamasına gelmiştir. Çiftçi için banka borçları, esnaf için de Bağ-Kur borçları ayrı kamburlar olarak on binlerce ailenin sırtındadır.
Soru basittir ve cevabını da Başbakan Ecevit vermiştir. Devlet ya alacaklarını alabilmek için sıkıntıdaki on binlerce işletmenin, yüz binlerce insanın üzerine klasik bürokratik yöntemlerle gidecek ve çok küçük tahsilatlarla yetinmek zorunda kalacaktır. Ya da öncelikle moralleri düzeltecek olan taksitlendirme yolları bulunacak, zamana yayılmış ama büyük çapta tahsilat imkânı sağlanacaktır.
Batık bankalarla ilgili olarak da ayırım yeni başlamıştır. Devletin el koyduğu bankaların durumu, başından beri bilindiği gibi ikiye ayrılmaktadır. Bir bölümünde paravan ve hayali şirketler yoluyla, ödenmemiş off-shore hesapları yoluyla gerçekleşmiş ve zimmete giren suçlar sözkonusudur. Diğer bölümde ise sektörün ve grupların özel koşullarının yol açtığı başarısızlıkların sonucu olarak devletin el koyduğu bankalar vardır.
Ancak yapıcı akılla
Kamuoyunda yaratılmış bir aşırı hassasiyet ortamında iki bölüm arasında bir ayırım yapılmadı, yapılamadı. "Yoketme" duygularının ağır bastığı bir ortamda "mantık yolları" kaçınılmaz olarak gözlerden uzaklaşıyor. Sabah grubu da Etibank dolayısıyla, aynı dalganın darbelerini yedi.
Etibank'a el konulduğu gün Dinç Bilgin bir açıklama yapmış, bütün yükümlülüklerini peşinen kabul ettiğini ilan etmişti. Daha çabuk sağlanacak bir anlaşma, grup şirketlerinin daha verimli çalışmasını sağlayacak, sonuçta devletin tespit ettiği borçların ödenmesi daha da kolay olacaktı. "Mantık yolları" bulunana kadar zaman geçti. Dinç Bilgin'in aylarca cezaevinde kalmasının yol açtığı "manevi kaybı" ise sadece Sabah grubunun kaybı olarak göremeyiz.
Ekonomik krizden bir an önce çıkabilmek için "mantık yolları"nın sonuna kadar açılması gerektiğini, "bana bir şey olmasın da kime ne olursa olsun" mantığının, sonunda herkese zarar verdiğini ağır tecrübelerle bir kez daha yaşadık.
Ekonomik krizden de, moral krizden de elimizde "baltalar"la değil, "yapıcı akıl" ile çıkabileceğimizi bir kez daha öğrendik.
|