  
Kelin kelliği yetmez, üstüne bir de çıban çıkarmış..
Sinirimizi bozan sadece gidişat değil.. Yalıkavak yolu üzerinde ne kadar bilboard varsa üzerine "Birgün herkes mutlaka Fenerli olacak.." afişi asılmış.. Bodrum'da bile var.. Bu da Cimbomlusu'nu, Kartal'ı tutanları kıl ediyor..
Bodrum'dan da geçtim bu aralar.. Lakin eski tadı yok.. Gayri resmi yazlık başkentimiz Türkbükü'nü saymazsak, bütün ilçelerin havası kaçmış..
Sadece Yalıkavak ilçesi Evren Paşa'ın hemşeriliği ile avunuyor..
Bir aydır Bodrum'dan gelen bütün magazin haberlerinde Evren Paşa var.. Defile düzenleniyor.. Evren Paşa podyumun dibinde.. Günay'ın bütün Cumartesi galalarında Evren Paşa ön masada..
Yalıkavak'ın fahri cumhurbaşkanı Ali Şen de yanı başında.. Ya aralarında "fahri cumhurbaşkanlık" için sessiz bir rekabet var, birbirlerini kolladıklarından hiç ayrılmıyorlar ya da Leman Dergisi karükatüristlerinin tesbit ettiği gibi paşamız, Ali Şen'in üzerine kaldı..
***
Leman'da durumu çok güzel karikatürize etmişler.. Paşam bir eğlence yerinde en öndeki masaya kurulmuş, sahnedeki civelek kızı gözleriyle denetliyor..
Kız da paşanın önünde konuşlanmış "Aman da kimler gelmiiiiş.. Alkış alkış.." diye cilvesini yaparken Ali Şen bir kenara çekilmiş, cep telefonundan birilerine:
- "Yaaa kardeşim.. Yok mu Türkbükü'nde bununla ilgilenecek bir işadamı filan.. Adam resmen üzerime kaldı.." diye söyleniyor..
Mecbur muyuz kardeşim?
Ali Şen'e de meheldir.. Neden derseniz, arzedeyim..
Yalıkavak yolu üzerinde ne kadar bilboard varsa üzerlerine "Birgün herkes mutlaka Fenerli olacak.." afişi asılmış.. Hatta Bodrum içindeki bilboardlarda bile bu afiş var..
Gerçi Ali Şen bu eylemi resmen üstlenmedi ama herkes ondan biliyor..
Eeee! Bu kadar Cimbomlu'nun siniriyle oynarsanız güzel mevlam da gereğini yapar.. Evren Paşa'yı getirip Yalıkavak'a diker.. Paşa gezinip dursun, sen de yanına dikil.. Meheldir, demem o yüzden..
"Paşa gezinip dursun.." dedim de şimdi aklıma geldi..
İki hafta evvel Yalıkavak'ta Zühal Yorgancıoğlu'nun defilesi vardı.. Nükhet Duru da orada sultan kıyafeti ile podyuma çıktı.. Evren Paşa en öndeydi..
Geçtiğimiz Cumartesi Günay'daki galanın starı Nükhet Duru idi.. Evren Paşa yine en ön masada saf tutmuştu..
Aklıma getirmiyeyim diyorum ama kendiliğinden geliyor işte.. Eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmeyeceksin, derler benimki de o hesap.. Bana "Evren Paşamız resmen Nükhet Duru'yu kovalıyor.." gibi geliyor..
***
Ne alakası var, diye peşin peşin itiraz etmeyin..
Osmanlı döneminde, katiban sınıfından yani okumuş yazmış takımından biri gözüne bir hanımı kestirdiğinde evinin etrafında dolanır dururmuş.. O hanımı görmesi de şart değil..
Kafesin arkasından gelen "Ay dadıııı.. Elime marulun dikeni battı.." sızlanmasını duyması yeter..
- "Aman allahım bu sesin sahibi nasıl nazenin birşey olmalı ki marulun yaprağından yaralanıyor.." demesi ile aşık olması bir olurmuş.. O günden itibaren de evin etrafından ayrılmazmış..
Ayrıca o evden çarşafa, feraceye bürünmüş kim çarşıya pazara çıksa peşine düşermiş..
Dönemin heccavları bu tiplere "Meşrutiyet zamparası" adını takmış.. Devr-i cumhuriyete geldik.. Zamparalığın adı değişti, kendi değişmedi..
Şimdi beğenilen kadın gece klüplerinde, diskolarda, şık restoranlarda takip ediliyor..
Mesela Ali Ramazanoğlu nam yiğidimiz Seren Serengil Hanım neye giderse orada bulunmayı görev biliyor.. (Kaynak: Fikir ve edebiyat dergisi Şamdan'ın son sayısı..)
Kız çarşı hamamına girse, peştemal kuşanıp kendisine "Natır kadın" süsü vererek göbek taşına kadar sokulacak..
Aman diyeyim haaa!
Evren Paşa'nın halleri bu bakımdan beni enterese ediyor.. Nükhet Duru'nun bulunduğu yerlere arz-ı endam etmesi tesadüf olabilir.. Ama bu tesadüfler birkaç kez daha tekrarlanırsa işin gidişatından korkun..
Bakın buraya yazıyorum..
Benim bildiğim magazin leşkerleri böyle rastlantılara mana vermeye meraklıdır.. Afları da hiç yoktur.. Evren Paşa ile Emel Sayın'ın arasına kara kedi girdi ya!
Anında oturup bir "yılın aşkı" senaryosu yazarlar.. Paşamın işi yoksa "Tesadüf raslantısıydı.." diye yalanlasın dursun..
***
Esnaf bitmiş..
Geçen yıl bu aylarda Bodrum'un içi insan seli olurdu.. Bu kez dolandığımda rahat rahat, kimseye çarpmadan yürüyebildim.. Kalabalık yarı yarıya düşmüş.. Gelenlerin de eli cebine gitmiyor..
Allah uyumlu koalisyonumuzun Maliye Bakanı'ndan razı olsun.. Belli ki oturup "Ben bu yaz nasıl bir icat çıkarayım ki esnafın hayır duasını alayım.." diye düşünmüş..
Yiyecek içecek satılan yerlere adisyon yazma mecburiyeti getirmiş.. İki üç salaş masası olan da adisyon yazıyor, sosyeteyi ağırlayan mekanlar da.. İkinciyi anladık da birinciye bu zulüm niye?
Bodrum'un piyasa yolunda ev yemekleri yapan bir mekan var.. Ortağı Mashar eski gazeteci ve Ankara'dan arkadaşım.. Elleri sabit kalem tutmaktan mürekkep içinde.. Adisyon yazıp Sümer Oral'ı mutlu etmeye çalışıyor..
- "Ben battım bari Bakan bey mutlu olsun.." fikrinde..
Biber dolma krizim tutmuştu.. Oturup yerken karşılıklı dertleştik.. "Bütün esnaf tefecinin kucağında.." dedi ve;
- "Şimdi turizm mevsimi.. Sen millet döndüğünde gör buraları.. Eylül'ün sonunda dinle feryadı.." diye ekledi..
Türkbükü'de moraller bu kadar altta değil.. Yurt dışında eğitim görüp "Hormonlu Türk" payesini kazanan ne kadar koçyiğitimiz; dünyanın yuvarlak olduğunu Christian Dior'un keşfettiğini sanan ne kadar hanım kızımız varsa belden aşağı sallanmaya devam ediyor..
Yüzünü Batı'ya çevirmiş bu yabancı dilleri su gibi konuşan kuşağın belden aşağısını hala Arabın "Vallaaaah.. Vallaaah.." nakaratlı şarkısı etkiliyor..
- "Krizi boşver.. Vallaaaah.. Vallaaah.. Ekonomi düzelecek.. Vallaaaah.. Vallaaah.. Sallayın kıçınızı.. Vallaaaah.. Vallaaah.."
|