kapat
28.08.2001
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Editör
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.limasollu.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 

RÜZGåRA ALFABE / REFİK DURBAŞ


Üstat, bu fotoğrafta nerede?


Şimdi Beyazıt'ta "Simkeşhane"nin bulunduğu alanda 60'lı yılların sonunda, Beyazıt camisinin avlusuna sığınmış "Çınaraltı"ndan mülhem olarak "Hasıraltı" namında bir kahvehane bulunmakta idi. O günlerde "Ülkücüler" Marmara Kıraathanesi'nde toplanırken 68 Kuşağı'nın devrimci gençlerinin uğrak yerlerinden biri idi "Hasıraltı". Orhan Kemal'i ilk kez işte bu kahvenin camlı bölmesinde gördüğümü hatırlıyorum.

Üstat, "Bir Filiz Vardı" romanını yazdığı günlerini yaşamaktaydı.

Cağaloğlu'nda kitapçıda çalışan "Filiz" adında, genç bir kıza âşık olduğu söylenirdi. Kız, akşam üzeri işten çıktıktan sonra Orhan Kemal ile "Hasıraltı"nda buluşuyor, 68 Kuşağı'nın devrimci gençleri de üstada "bir şey olmasın" diye camlı bölmenin çevresinde etten bir duvar örüyordu.

Rivayetler "raviyan-ı ahbar"a kalsın, Orhan Kemal'in çevresinde dönen söylentiler ise o zamanın gençlerinin çoğunun malumu idi.

Özellikle de Muzaffer Buyrukçu ve Arap Talat'ın anlattıkları...

Karaköy'de Toprak Mahsulleri Ofisi'nde çalıştıktan sonra emekli olan Buyrukçu ile Talat, bir de matbaacı Yelfe İhsan, Orhan Kemal'in sıkı dostları arasındaydı.

O günlerden kalan bir Orhan Kemal anısı şöyledir:

Üstat, hastalığı nedeniyle Bulgaristan'a gitmiştir. Varna yakınlarında yazarlar evine misafir edilir. Masasında bir kuş sütü eksiktir, fakat Bulgarlar ne yapsalar, üstadın yüzünde yine de mutluluğun en küçük bir esintisi görülmemekte... Bir gün nedenini sorarlar.

Üstat, mutsuzluğunun nedeni şöyle açıklayacaktır:

"Her şey güzel de Muzo (Buyrukçu), Arap ve Yelfe yanımda olmadıktan sonra kimle muhabbet edeceğim. Olmaz olsun böyle mutluluk!"

Hani, "gönül sohbet ister, kahve bahane" derler ya, o misal...

Bu ay çıkan "Varlık" dergisinde, Mehmet Narlı'nın "30. Ölüm Yıldönümünde Orhan Kemal ve Murtaza" başlıklı yazısını süsleyen fotoğrafı görünce anılarım sabah ayazında demlenen çay misali hatıralarımın damağında lezzet bulur oldu.

Fotoğrafta Orhan Kemal üç kişiyle bir masanın etrafında oturmakta...

Masanın üzerinde "Altınbaş" rakısı, bir soda ve su şişesi ile yenmiş tükenmiş mezeler... Belki de bir tabak dolusu maydanoz... Çünkü üstat, pek severdi maydanozu rakı içerken...

Ve fotoğrafın altında şöyle bir yazı:

"Orhan Kemal ile Muzaffer Buyrukçu arkadaşlarıyla."

Peki, kimlerdi üstadın bu arkadaşları?

Yanında oturanı, parmaklarının ucuna iliştirdiği sigarası ve kaytan bıyıklarıyla adeta "Klark" çeken Arap Talat, Buyrukçu'nun elini omuzuna koyduğu ise Yelfe İhsan... Yani Orhan Kemal'in mutluluğuna lezzet katan, candan arkadaşları...

Evet, Orhan Kemal aramızdan ayrılalı otuz yıl olmuş, Buyrukçu romanları ve hikâyeleri ile Türkçenin balını damıtmakta...

Fotografileri geçmiş zamanlarının habercisi olsa da Yelfe ile Arap Talat ise şimdilerde kim bilir unutuluşun hangi labirentinde?

ŞAİRİN GÜNLÜĞÜ
"Gün batarken sanırım gölgeni bir başka güneş;

Sarışınlık getirir gözlerin akşamlarıma."

CENAP ŞåHABETTİN

www.superbahis.com

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır