


Dikkat Rüştü
F.Bahçe'de şu anda iki oyuncudan bahsetmek lazım. Bir tanesi Rüştü; Türkiye'nin en iyi kalecisi. Yalnız F.Bahçe'nin değil Milli Takım'ın da Rüştü'ye ihtiyacı var. Slovakya ve İsveç maçları öncesi Rüştü'nün iyileşmesi Dünya Kupası'na katılma şansımızı fevkalâde etkileyecektir. İyileşmezse de yapacak bir şey yok ama yokluğu Milli Takım için çok önemli. Tabii F.Bahçe için de. F.Bahçe'nin Şampiyonlar Ligi'nde en büyük güvencesi Rüştü.
Aman degaj yapma
Ancak Rüştü'nün bazı hatalarından da bahsedeceğim. Şimdi bir kere, bu degaj sevdasından vazgeçip topu oyuna eliyle sokmalı. Böyle olduğu vakit top F.Bahçe'de kalır. Andersson'da olmadığına göre, hava hakimiyeti olmayan bir takımda topu ileri şişirdiğinizde, rakip topu yere indirir ve daha çok üstünüze gelir. Bu geçen sezon da böyleydi, bu sezon da böyle. Bu bakımdan Rüştü buna dikkat etmeli. İkincisi, Glasgow Rangers maçında F.Bahçe'nin beraberlik golünü yemesini şans önledi. Hem de son dakikada! Neden? Çünkü bir kaleci kenardan gelen ortalara çıktığında yumrukla topu ortaya doğru vurmaz. Zira 18 üstüne gelen topu rakip doğrudan kaleye gönderebilir. İşte o şutu, Rangers maçında Ümit kale çizgisinden çıkardı.
Ya sert gelseydi!
Ama bu top sert de gelebilir ve Ümit takip edemeyebilirdi. Bu büyük bir hata. Ha nereye vurur? İki korner direğine doğru vurur. Çünkü o zaman tekrar pozisyon alacak vakti olur. Nitekim Rüştü pozisyonunu kaybettiği için, top auta gidecek diye bıraktı ama Ümit olmasaydı az daha kaleye giriyordu.
Alternatifsiz
Bir kaleci oyunu takip edişiyle, kurtarışlarıyla, topu oyuna sokmasıyla takımına moral verir. Ama tam tersi, moralman yıkabilir de. Rüştü çok çabuk ve oyunu çok iyi takip ediyor. Herhangi bir oyuncunun alternatifi var ama Rüştü'nün yok. Sağbekiniz, stoperiniz sakatlanır, 3 aşağı 5 yukarı aynı görevi yapacak birini bulursunuz. Ama Rüştü'nün yerine adam koyarken, takıma bu kadar emniyet verecek birini bulamazsınız. İşte Rüştü o kadar farklı.
Hakan nerede?
Bir de Hakan Bayraktar olayı var. Bu futbolcu için F.Bahçe ve G.Antep birbirine düşman oluyordu. Başta Ali Şen, transfer için devreye girenler, aracı olanlar, başkanların buluşmaları. Hepsi Hakan içindi. Bu çocuk orta sahanın dinamosu olsun diye alındı ama piyasada yok. Hakan Polonya'da da idman yaptı. En az 3-4 haftadır da takımla çalışıyor. Ama böyle bir oyuncu sahada yok, iki idman yapanlar forma giyiyor. Bu nasıl iş? F.Bahçe Hakan'ı kazanmalı. Böyle futbolcuların formunu, ritmini bulmalarını sağlamak, bunların sahadaki enerjisini görmek için hazırlık maçı yapılır. Bu maçlarda da ligde oynamayanlar oynar. Ve öyle milli maç için lige verilen aralarda yapılmaz bunlar. Hafta arası 2. veya 3. ligden ekiplerle ciddi maçlar yapılır. Oynamayanlar forma giyer ve ciddi olarak mücadele ederler. Ama F.Bahçe'de bunlar olmuyor yuvarlak, popülist laflarla herşey geçiştiriliyor. Ancak artık lafla geçiştirilecek maç kalmadı. Haberiniz ola...
Böyle gitmez
FBahçe-A.Gücü maçında sahanın hakimi, 4-1 kaybetmesine rağmen konuk takımdı. F.Bahçe G.Rangers ile oynuyor, mahkum, A.Gücü ile oynuyor mahkum. Bir de yeni bir adet çıktı, "Maçın başında gol atarsa takım strese girer" diye. O zaman 89'da atacaksın! Kim uyduruyor bunu? Gol atan takım 10. dakikada da skoru 2-0 yapıyorsa moral kazanır, daha iyi oynar. Ama oyuncuların kondisyonu azsa dakikalar uzadıkça rakibine boyun eğer. Tıpkı F.Bahçe'nin boyun eğdiği gibi. Bu kondisyonunu arttıramazsa çok tehlikeli günler bekliyor F.Bahçe'yi.
Johnson neden alkışlanır?
Gelelim F.Bahçe'deki ikinci önemli adama, yani Johnson'a. O Johnson ki, Denizli istemediği için geçen sezon 10 maç kadroda bile yoktu. Ama takıma girdikten sonra orta sahada mücadele edip, varını yoğunu ortaya koyarak vazgeçilmez biri oldu. Peki Johnson çok mu mükemmel, çok mu iyi bir tekniği var? Hayır. Ama savaşçıdır. Kendi kalesinden gol çıkartır, karşı kalede gol arar. Kafaya çıkar, gol atar. Orta sahada her ikili mücadeleye kazanmak için girer, varını yoğunu ortaya koyar. Son Ankaragücü maçında seyirciler Johnson'u alkışladı. Ne yaptı? Uzaklardan gelip topu taca attı. Seyirciler de Johnson'un iyi niyetini, mücadelesini alkışladılar.
Peki topu taca atan futbolcu alkışlanır mı? Ama Johnson nerelerden gelip, herkes seyrederken ayağını sokup, topu taca atıyor. İyiniyeti, takım için döktüğü ter alkışlanıyor. Düşünün, Ankaragücü maçında F.Bahçe'den bir tek Johnson alkışlanıyor. Neden? Çünkü Johnson mücadele ediyor.
Demek ki F.Bahçe'nin mücadele eksiği var ve Johnson bunu yaptığı için alkışı topluyor.
Aslında bu kurulan takım ölü bir yatırım. Yani sokağa atılmış paralarla şampiyon olmuş bir takım. Bugün satışa çıkartsanız 10 milyon dolar alınır mı eldeki futbolculardan? Oysa 60 milyondan fazla para harcadılar. Ama artık gerçekleri anlasınlar, yoksa zararı F.Bahçe görecek.